C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

>Consortium

>

Klâsik çağ Roma kafası evlilik sözleşmesi kapsamında düşünerek, iştirakçilerin sortis‘lerinin yani kader’lerinin birliğine consortium demiş, böylece birlikteliği en azından modern dönemin “iyi günde, kötü günde” hassasiyetine temel hazırlayabilmiştir. Yapı gramer bakımından heyecan verici. Latincede ve ondan etkilenen Hint-Avrupa dil ailesine mensup İtalik dillerde con– öneki “birleşme ve bir araya gelme” anlamlarını verir, sortis kader olduğuna göre, con-sortium da kader birliği/toplaşması olur. Aklıma ilk gelense ordugahlarda tüfeklerin birbirine dayandırılarak dikilmesi, bu da baktığınız açıya göre, bir kader birliğini temsil eder, hem askerlerin, hem de tüfeklerin; bütün tüfekler tek tek alınırsa, sona kalan tüfek yere düşer, hiçbirinin düşmemesi için askerlerin hepsinin sırayla, çok bekletmeden tüfekleri alması gerekir, biri eksik olursa en az bir tüfek düşer. Consortium‘daki sortis‘lerden biri erkenden çekilirse kenara ya da geç kalırsa, en az bir sortis düşer ve consortium (konsorsiyum) bozulur.

Tekrar evlilik olayına bakalım. Evli çiftlerin mevcut durumu consortium‘a örnek, çünkü kaderleri birleşmiş durumda. Ladislas M. Örsy consortium‘un İngilizcede tam karşılığının olmadığını söylüyor. Yine yazar consortium için, bir araya gelmiş iki insanın “bir araya gelmiş”liğinin yeterli olmadığını, aynı zamanda aynı kaderi paylaşmaları gerektiğini söylüyor, yukarıda açıklamama uygun olarak. Yine yazara göre consortium communio‘dan daha düşük seviyede bir yakınlığı temsil ederken, buna karşılık societas‘tan daha yakın bir ilişkiyi temsil ediyor [Ladislas M. Örsy, Marriage in Canon Law: Texts and Comments, Reflections and Questions, Gracewing Publishing, 1988, s.51]. Yani iki kişi arasındaki yakınlık söz konusu olduğunda, societas < consortium < communio şeklinde bir küçükten büyüğe sıramız oluyor. 

Türkçe düşünürsek // ortak (şerîk) < iştirakçi < parçalardan biri // şeklinde bir sıra oluşturabiliriz. Buna göre kader birliğini işaret eden consortium Latinceden türeyen italik dillerde toplum ve topluluğa işaret eden societ– kökü (socius‘tan -> ortak‘tan) ile bütünün parçalarının zorunlu iştirakçi birlikteliği (elmanın yarısı gibi düşünün) arasında kalmış oluyor. Birisiyle kaderiniz birdir ama onsuz da edebilirsiniz consortium‘da, ancak communio‘da iştirak ettiğiniz bütünde, diğer iştirakçinin kaderi sizinkine, sizinki de onunkine bağlıdır. Bu yüzden komünizm bir tür ortak rejimi ya da basit bir iştirakçi birliği değildir, ziyadesiyle parçaların kaderinin birbirine bağlı olduğu, parçaların bir araya gelmesiyle bütünün yaşamsallığının ve işlevselliğinin mümkün olabildiği bir rejim olarak düşünmek gerekir. PCI’den Enrico Berlinguer’in arkadan itelediği “insan-yüzlü komünizm” olarak da bilinen Eurocommunism’i düşünüyorum tam şu an, kendileri gibi olmayanlarla müttefik olabilmişlerdi (belki de bu yüzden insan yüzlüydüler ha, ne dersin?). Oysa herhangi bir koalisyon özlemi olmaksızın, tüm gücü bünyede toplamayı amaçlayan, dahası başına Euro- önekini alma zorunluluğunu duymayan has komünist idare anlayışı yek bir communio ile gelir, zira o tüm yaşamsal parçalarını zaten bünyesinde taşımaktadır. Bunun gibi, communiter zarfıyla ifade edilen, bizdeki kısmî de olsa “imece”ye denk düşen “ortaklaşa yapma” eylemi, ortak çalışma, ortak duygulanım (consensus) hep bütünün resmen ve yaşamsal parçaları arasında mümkün olabilir (içsel müttefiklik?), başka deyişle, communio‘nun societas ile consortium‘dan farkı, yani onu diğerlerinden daha sıkı bir bağla açıklama gayreti, bizzat doğal yapısındaki yaşamsal bir araya gelmedir. Yoksa topluluğu ya da evliliği meydana getiriyor olmak, diğer iştirakçilere göbek bağıyla bağlı olmayı gerektirmiyor, bana kızmayın babadan latinize olmuş italik sözcüklerin doğası bunu emrediyor.

Ben böyle entiri girdim diye hemen hatunu/oğlanı bırakıp kaçmayın. Consortium‘un da kendine has bir sadakat anlayışı elbette vardır, bazen uzaktan uzağa consortium olur, sortis sahiplerinin haberi olmaz, kim bilir şu saatte, kaç evde, kaç yeni sortis çok daha can alıcı bir halatla birbirine bağlanıyor, vapurlar yanaşıyor, ilkel vapur durdurma aracı olan traktör tekerlekleri kendini siper ediyor. Bunlar hep güzel şeyler, metaforik olduğu kadar.

docuit inter homines consortium.

Share |

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 12/10/2010 by in Eskiçağ üzerine, Felsefe - bilim, Genel and tagged , , , .
%d blogcu bunu beğendi: