C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

>Dünün, bugünün ve yarının şimdi’leri!

>

“Sunt ergo et futura et praeterita” (Confessiones, 11.17.22)

Augustinus futura ile praeterita‘yı yani “gelecekte olacaklar” ile “geçmişte olanları” şu ana çentiklemek için “sunt” diyor, yani geçmişte olanlar ve gelecekte olanlar her daim şimdi‘dedir, asla kendilerine ayrılan zaman dilimi dışında var olamaz. Gelecek geleceğin, geçmiş ise geçmişin şimdi‘sindedir, örneğin çocukluğum geçmişin şimdi’sindeydi, yaşlılığım ise geleceğin şimdi’sinde olacak. “O halde” diyor Augustinus, “gelecekte ve geçmişte olanların [şimdi] nerede olduğunu bilmek istiyorum” (Si enim sunt futura et praeterita, volo scire, ubi sint11.18.23) Ancak Augustinus gelecekten haber verenlerin, geleceğin şimdi‘sini yakalayabildiğini ve bugünün şimdi’sine getirebildiğini düşünmez, başka deyişle, en azından gelecekte olacak olayların bugünün şimdi‘sinde nerede olduğunu bilmenin yolu yoktur, ona göre.

Bunu metnin devamında şu mantığa yedirerek sunuyor: Gelecekte olacak olan olaylara ilişkin önseziyle (praesensio futurorum) gelecekteki olayları haber veren kişiler aslında gelecekteki şimdi‘yi kavramış olmuyor, yaptıkları sadece gelecekteki şimdi‘yi mümkün kılacak nedenleri ya da belirtileri (causae vel signa) görmektir: “Tekrar eden düşünceler zaten mevcut/şimdi’de ve şimdi olan o düşünceler yoluyla gelecekte olacak olan olayları yorumluyorlar.” (Quae rursus conceptiones iam sunt, et eas praesentes apud se intuentur qui illa praedicunt. 11.18.24) Burada “tekrar eden düşünceler” diye çevirdiğim, Çiğdem Dürüşken hocanın son çıkan Augustinus çevirisinde (İtiraflar, Çev. Ç. Dürüşken, Kabalcı Yay., 2010) “Zihinde canlanan resimler” dediği (sf.744) rursus conceptiones, Augustinus’ta geleceğin şimdi‘sinde meydana gelecek olayların, yukarıda da da gördüğümüz gibi, nedenleri ile belirtilerinin geçmişin şimdi’sinden bugünün şimdi‘sine miras kalan düşünceler yoluyla kavranmış gibi hissedildiği söylenmiş olur. Yani Augustinus’ta geçmişin ve bugünün şimdi‘leri, geleceğin şimdi‘sinin doğal nedenlerini ve belirtilerini bize hatırlatır. 
Gelecekteki herhangi bir şeyin “var olmadıkça görünemez…” (…videri nisi quod est non potest. 11.18.24) olduğuna vurgu yapan Augustinus’un buradaki yaklaşımı bana daha ilk andan itibaren pozitif bilimin şeylerin niceliğini açıklama karakterini anımsattı. Gelecekte olacak olayları değil, olacak olayların nedenlerini ve belirtilerini zihinde canlandırabilmek, dün, bugün ve yarın arasındaki neden-sonuç bağıntısına dayanarak tahminlerde bulunmanın esasını oluşturur. O an gelip de, “var olmadıkça görünemez” olduğunu bildiğimiz bir şeyi conceptio‘larıyla yani onlara ilişkin geçmişten gelen (tekrarlanan= rursus) düşüncelerle/nosyonlarla (Hocanın çevirisiyle “zihinde canlanan resimlerle”) tahmin etmeye çalışmak, Boethius’tan aşikâr olduğumuz “dünün, bugünün ve yarının Tanrı katında bir olması, Tanrı’nın bu üç zamanı bir olarak görmesi” anlayışına da yedirilebilir, bu sayede belki Seneca’nın mens universi (evrenin zihni) dediği Tanrı’nın bizzat sonuçta mevcut olana (quod est) bakılarak söylenebilecek olan zihnin kendisi olduğu da düşünülebilir. Kafasına tuğla düşen birinin, bu olay öncesindeki yaşamını bölük pörçük hatırlaması ya da hiç hatırlamaması örneğinden de anlaşılabileceği gibi, zihin dün, bugün ve yarın bağlantısını kurmasıyla, başka deyişle, dünün, bugünün ve yarının şimdi’leri arasındaki ipin gergin durmasını sağlamasıyla tanrısal hüviyettedir. 
Tufeyl’in Hay ibn Yakzan’ının bir yerinde “söz yoluyla daha çoğunu anlatmamı bekleme benden” denir, zira “bu mümkün değildir” yazara göre, sizler de daha fazlasını deneyimlemek adına miras gibi üstlendiğiniz conceptio‘larınıza bakarak geçmişinizi gelecek gibi okumaya başlayabilirsiniz, neticede anıları sürekli kafada döndürmekten daha kötüsü, onları düşen tuğlanın etkisiyle tümden unutmaktır.
Hayırsız tuğlasal düşüşler!

Share |

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 15/10/2010 by in Felsefe - bilim, Genel and tagged , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: