C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

>"Adını Cleopatra koysun"

>

Bernard Shaw’ın Caesar and Cleopatra adlı tiyatro eser, 1945 yılında Gabriel Pascal tarafından filmleştirildi. (bkz. imdb) Orjinal hikâye ayrı, film ayrı bir anlam taşıyor benim için. Hem okuyun, hem izleyin. Şimdi burada eserden bir kısmı, filmde aynı yere denk gelen kısmı örtüştüreceğiz. Filmin orjinal seslendirmesini bulamadım, İspanyolcasıyla yetinin.
Cleopatra: Roma’ya gitmeniz için can attığıma artık inanmıyorsunuz, değil mi?
Caesar: Artık hiçbir şeye inanmıyorum. Beynim uyuştu. Hem, Roma’ya dönüp dönmeyeceğimi kim bilir?
Rufio: (telaşla) Ha, nasıl? Ne dediniz?  
Caesar: Roma, daha önce görmediğim, bilmediğim ne sunabilir bana? Roma’da bir yıl tıpatıp bir öncekine benzer. Yalnızca ben biraz daha yaşlanıyorum. Oysa Appia yolundaki kalabalık hep aynı kalıyor.  
Apollodorus: Burada, Mısır’da da durum farklı değil ki. İhtiyarlar yaşamaktan bezince, “Nil’in kaynağından gayri her şeyi gördü” derler. 
Caesar: (hayal gücü kıvılcım kaparak) Peki, neden kaynağı görmeyelim? Cleopatra benimle
gelir misin, Nil’i, esrar beldesinin göbeğindeki beşiğine kadar izleyelim? Roma’yı, büyük olmayan ulusları mahvetmek için büyüklüğe özenen Roma’yı ardımızda bırakalım mı? Yepyeni bir krallık kurayım mı senin için, bilinmezler ülkesinde bir kutsal kent? 
Cleopatra: (coşkuyla) Kurun! Kurun!  
Rufio: Evet, sıra domuz kızartmasına gelmeden, iki alayla Afrika’yı fethedecek. 
Apollodorus: Yoo, alayı bırakın. Bu soyluca bir tasarı. Bunu gerçekleştirirken Caesar yalnızca ülkeler alan bir asker değil, yaratıcı bir şair olacak. Kutsal kentin adını koyup sakız şarabıyla kutlayalım.
Caesar: Adını Cleopatra koysun.
Cleopatra: Caesar’ın sevgilisine armağanı, diyelim.
Apollodorus: Yo, yo. Daha geniş kapsamlı, evrensel bir ad, yıldızlı gökler gibi.
Caesar: (kuru kuru) Neden Nil’in beşiği olmasın? 
Cleopatra: Olmaz. Nil hem benim atam, hem de bir tanrıdır. Durun, aklıma bir şey geldi. Adını Nil koyacak. Gelin onu çağıralım. (sofracıbaşına) Onu çağırın. (üç adam hayretle birbirlerinin yüzüne bakarlar. Ama sofracıbaşı çok sıradan bir emir almış gibi dışarı çıkar.) Şimdi (maiyetine) hepiniz çekilin.

(Maiyet, saygıyla selam vererek çekilir.)
(Bir rahip önünde üç ayaklı, küçük bir buhurdanlık bulunan minik bir sfenks ile gelir. Buhurdanlıkta yanan bir tütsü çubuğu vardır. Rahip masaya gelip yontuyu ortasına koyar. Işıklar Mısır günbatımının Garibaldi kırmızısına dönüşmeye başlar. Sanki tanrı acayip renkli bir gölge getirmiş gibidir. Üç adam etkilenmemeye kararlıdır, ama gene de bir tuhaf olurlar.)

Caesar: Bu ne biçim hokkabazlık?


Bernard Shaw, Caesar and Cleopatra, 4. sahneden


Caesar and Cleopatra
http://www.dailymotion.com/swf/xc7dk2
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 12/02/2010 by in Eskiçağ üzerine, Genel and tagged , , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: