C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Somnus

Somnus uykudur, her kutsallığın kişileştirildiği daha doğrusu her olgunun numen‘le beslendiği bir dünyada, uykunun tanrısı, kutsiliğidir. Çevresi açısından düşünürsek, uykunun en ilişkide olduğu şeyler ölüm ve gecedir, o hâlde böyle bir dünyada uyku, gecenin oğlu, ölümün de kardeşidir. Göz kapağının kapanmasıyla oluşur karanlık, o da gece demektir. Gece yani nox. Göz kapağı gözünün önünde perde olmuş olan insan için gecenin oğlu da doğal olarak uykudur. İnsan uykuya dalar, dünyayla bilinçli bir şekilde kurmuş ve sürdürmüş olduğu bağlantıyı da koparmış olur.

Gece uykusunda bilinç ortadan kalktığından, uyku bir kardeş doğuruyor kendisine: Ölüm. Zira ölüm yani mors, bağlantının kopması demek. Kardeş kardeşe benzer, bu analojiden hareketle ölüm de uykuya benzer. Yani Herakleitos‘un Diels‘e göre 21. fragmanında dediği gibi, “Uyanıkken bütün gördüğümüz ölüm, uyurken gördüğümüz ise uykudur.” (Clemens Alexandrinus, Stromateis, iii.21 [ii.205.7] : çev. Cengiz Çakmak, Kabalcı Yayınevi) gerçi burada Herakleitos’un çağının yaygın inanışına karşı çıkışı vardır, ona göre insan uyurken, bu dünyadan ayrılarak öte dünyalara gider, düşüncesi yanlıştır. Ona göre insan uyurken, sadece ve sadece bilinçsizlik halindedir. Bu düşünce yapısı Herakleitos’taki karşıtların bir arada uyum içinde bulunabilmelerini de açıklar. Zira ölümlerin, bilinçsizliklerin olduğu yerde, doğum ve bilinçlilikler vardır.
26. Fragmanında ise ölümle uyku üzerine şöyle diyor: “Geceleyin gözün ışığı söndüğünde, insan bir kandil yakar kendine; yaşarken ölüye dokunur uykusunda; uyanıkken uyuyana.” (Clemens Alexandrinus, Stromateis, iv.143 [ii.310.21]) Buradaki kandil yakma eylemi, uykudaki rüya görme aşamasıdır. Bilinçsizlikten bilinç doğar, ama aldatıcı bir bilinç: Rüyalar. İşte bu rüyalar, Herakleitos’un karşı çıktığı, yukarıda da belirttiğim yaygın kanaatin oluşmasına sebeptir. Nedense Antik Çağ mitolojisinde gecenin oğlu, ölümün kardeşi olan uyku yani somnus‘un rüyayla bir bağlantısı yoktur, mitolojik bir bağ kurgulanmamıştır. Ya da var idiyse de, fazlaca üzerinde durulmamıştır gece ve ölüm’le akrabalığı gibi. W. Smith, Classical Dictionary‘sinde bahsetmemiştir mesela.
Thomas Bulfinch’in de belirttiği gibi (Bulfinch’s Greek and Roman Mythology: The Age of Fable, p.58 : http://books.google.com/…yaaaqyawnzcnzjleocssxa2tws), somnus‘un yine mitolojide en uysal, en yumuşak başlı tanrısal güç olduğu söylenmiştir. Öyle bir ağırbaşlılık vardır ki onda, zihinleri huzura erdirir, kaygılı yürekleri yatıştırır, sakinleştirir. Bu da yukarıda söylediklerimle bağlantılıdır. Önemli olan yorumlama biçimi, sen sakinleşince öte dünyalara da gidebilirsin, Bilinçsizlik içinde sadece ve sadece ertesi günün dünyevi yüklerini kaldırabilmek için güç de toplayabilirsin.

Gece ve ölüm familyasından somnus, tümüyle size ait olan.

Not: Bu yazıyı ilkin Ekşi için yazmıştım:
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=somnus%2F%40jimi+the+kewl

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: