C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Adeimantos Üzerine

Adeimantos, Platon‘un Devlet‘inde Glaukon’un kardeşi olarak gözümüze çarpar, zaten bu yüzden Sokrates, Glaukon’un söylediklerinin eksik kaldığı düşüncesini dile getiren Adeimantos’un lafı üzerine şu kelime oyununa sığınır: “O zaman atasözünün de dediği gibi, kardeş kardeşe yardım etsin.” (362d). Adeimantos’a göre ebeveynler, çocuk yetiştirme sorumluluğunu edinmiş olanlar, öğretmenler hep adil, haksever olunması gerektiğine dair öğütler vermiştir. Bu öğüt verişin altında yatan asli unsur ise adillik sayesinde yetişen bireylerin devlette kazanacağı saygınlık, mevki; iyi biriyle evlenebilmek için doğruluğa dair yeterli şan, şöhret ve glaukon’un aslında öyle olmadığı halde adilmiş gibi görünen herkesin kazanabileceğini düşündüğü kazançlar vs.dir (362e-363a). [Ayrıca bkz. 362b-c : #13691328]

Hesiodos ve Homeros’tan alıntı yapar:

Hesiodos:

“yüksek dallarında palamutların fışkırdığı,
gövdesine arıların yuva yaptığı ağçlar;
yünlerinin ağırlığını taşıyamayıp sendeleye sendeleye yürüyen koyunlar.”

Homeros:

“sanki masumların masumu, bir kraldır,
erdemde ve bilgelikte tanrıyla yaraşır;
şaşmaz doğrulukla ülkesini yönetirken,
ülkesinin kara toprağından buğday, arpa fışkırır,
ağaçların dalları meyvelerden kırılır.
sürüsündeki hayvanlar doğurur da doğurur;
denizden çıkan balığın haddi hesabı yoktur.” (363b-c)

Dinî söylem

Dinî söylem, insanların adilliklerindeki en önemli kaynaklardan biridir Adeimantos’a göre: “Bazıları tanrıların ödülünü çok daha ileri götürerek inancını koruyan, sözünü tutan insanların soyunun sopunun tükenmeyeceğini, adının nesillerden nesillere aktarılacağını söyler. İşte onlar adaleti, benzer şekilde övmeye çalışırlar. öte yandan, dinsizlerin de hades’in bataklıklarına mahkum edileceklerini, kalburla su taşıyacaklarını, sağken rezil rüsva olacaklarını… söylerler.” (363d) Buradaki “Hades’in bataklıkları” Orphik eskatalojinin (“orphic eschatology”) figürüdür, ayrıca “kalburla su taşıma” ritüeli ise Yunan mitolojisinde çok sık karşımıza çıkan trajik durumlardan (sonu gelmeyen, çözülemeyen cezayı çekme hali) biridir. Hatırlarsanız “kalburla sürekli su taşıma cezası”na çarptırılan en meşhur mitolojik figür, evlilik gecesinde kocalarını öldüren danaus kızlarıydı (Plato, Republic, s.387, tr. Robin Waterfield, Oxford University Press 1998).

Ayrıca günlük hayatta ve şairlerin dizelerinde hep hakseverlik, adillik övülür. Haksızlık kolayca yapılabilen bir şeyken, hakkı vermek, bulmak ve gözetmek zordur (364a). Burada Adeimantos’un tanrılarla ilgili şu tespiti dikkat çeker: “Derler ki, tanrılar bile iyi insanlara sefil ve felaket dolu bir hayat bahşederken, kötü insanları, serserileri iyi ve mutlu bir hayatla ödüllendirir.” (364b). Burada Stoa felsefesinde de karşımıza çıkan (#9975056 no’lu entiride kısmen işlemeye çalışmıştım. Detaylı bir şekilde ilgilenmek isteyenler için: http://cdurusken.blogcu.com/3595206) Tanrıların iyi insanların başına neden kötülükler verdiği problemiyle karşılaşıyoruz. Adeimantos, daha sonra Seneca’nın 1. yy.’da de Providentia‘da etraflıca işlediği, iyi insanların statüsündeki mutlak çaba gereksinimini Hesiodos ve Homeros’tan alıntılayarak aktarıyor:

Hesiodos:

“kötülüğü aramaya giden insanların yolu rahat ve düz,
neredeyse hepimizin içinde vardır ondan.
erdemi arayanın yoluna ise,
tanrılar alınteri koymuştur, upuzun…
zahmetli, dik bir yoldur bu.”

Homeros:

“tanrıları bile ikna edebilirsiniz,
adaklarla, kurbanlarla gönüllerini alan sözlerle değiştirebilirsiniz düşüncelerini,
yağ kokusu, et kokusu yayıldıkça etrafa,
öfkesi alınır tanrının, merhameti hatırlar bir anda.” (364d-e)

Mutluluk için adaletsizlik – Tanrılar – Çözüm

Adeimantos için Glaukon’da ortaya çıkan, insan gerçekten adil mi olmalı yoksa öyle göründüğü halde adaletsiz mi olmalı, probleminde varılan sonuç şudur: “O halde bilgelerin bana söylediği gibi, madem görünüş özdeki gerçekliğin önüne geçiyor (bkz: Simonides, fr.76) ve mutlu olup olmayacağımızı belirleyen bir hakim haline geliyor, ben de kendimi tamamen beni mutlu edecek bir dış görünüşe bırakırım; aslında öyle olmadığım halde, çevreme erdemli, adil, dürüst bir insan görüntüsü veririm; böyle bir dekor oluşturmaya kendimi adamalıyım… Hayatta mutlu olmak istiyorsak bu yolu izlemeliyiz, yani haksızlık yapıp başkalarına doğru gözükmeliyiz.” (365c-d).

Tam bu noktada Adeimantos tanrıların var olup olmadıklarını veyahut var olsalar bile insan işlerine karışıp karışmadıklarını irdelerken (365d-e) tümüyle rahattır. Ona göre, tanrılar da insanlar gibi “adilmiş gibi görünen” dış görünüşle kandırılabilir: “Ozanların dediklerine uyarsak, en iyisi adaletsiz insan olup, haksızlıktan kazandıklarımızla tanrılara adaklar adamaktır. Çünkü adil insan olursak, belki öbür dünyadaki azaptan da kurtuluruz, tanrıların hışmına uğramayız.” (366a). İnsanın adaletsizlik durumunun tanrılar katındaki durumunu şöyle formülleştirebiliriz:

a) Tanrılar yoksa;
b) Varlar ancak insanlarla ilgilenmiyorlarsa, cezalardan korkmaya gerek yok.
c) Bizimle ilgileniyorlarsa, şairlerden ve gelenekten öğrendiğimiz kadarıyla bize ceza değil de ödül vermeleri konusunda ikna edilebilirler.
(Gerasimos Xenophon Santas, The Blackwell Guide to Plato’s Republic, s.88, Blackwell Publishing 2006; H. H. Benson, A Companion to Plato, s.247, Blackwell Publishing 2006)

Aksine gücü yetmediği için adil davranmak zorunda olan insanların bir gün o gücü bulduklarında mutlaka adaletsiz olacaklarına inanmaktadır Adeimantos: “Kimse kendi isteğiyle adalete, hakkaniyete yönelmez… Deneyimlerimiz de göstermiştir ki, bu insanlar haksız davranmaya güçlerinin yettiği ilk fırsatta, ellerinden geleni artlarına koymazlar.” (366d). Bu çıkarıma Glaukon’la konuşmasında sokrates de varmıştı: “Adil ve adil olmayan insana diledikleri gibi davranma özgürlüğünü tanıyalım. Sonra da diğerlerinin onları nereye sürükleyeceğine bakalım: Sonunda göreceğiz ki, adil olan da hırsından ötürü haksız davrananın izlediği yolun aynısını izliyor, çünkü her insan, doğası gereği, iyi diye, bu yolu izler ve ancak yasaların zoruyla ondan uzaklaşıp eşitlik ilkesini benimsemeye mecbur kalır.” (359c : #13691328) Adeimantos’a göre bu çıkarımın kaynağında şu vardır: Bugüne kadarki adalete dair öğütler, misaller sadece adillerin ne kadar da yüce olduğunu göstermekle yetinmiştir. Oysa bütün öğretmenler, kahramanlar insanlara evvela şunu öğretmeliler: adalette üstün bir iyi vardır, adaletsizlikte de üstün bir kötü. Salt bunlardan ötürü adil olmalıyız, adaletsizlikten de uzak! eğer böyle olursa, insan adaletsizliğe artık meyletmez; şöyle diyor Adeimantos: “Bunların özündeki iyilikten ve kötülükten bize daha çocukluğumuzdan itibaren söz etseydiniz, bugün insanlar başlarına bir haksızlık gelmemesi için etrafındakileri gözetleyeceklerine, kötülüklerin en kötüsü olan adaletsizliği ruhlarında barındırmamak için kendi kendilerinin bekçileri olurlardı.” (367a).

Burada açıkça görülüyor ki, Adeimantos adaletsizlikte mutluluğu görüyor olmasının sormluluğunu, törebilime dair eğitim sisteminin çürüklüğüne bağlamaktadır. Evet, o en nihayetinde tanrıların da insanların da kandırılabileceğini düşünmektedir ama bunun sorumlusu asla ve asla kendisi değildir, hatta çürük sistem düzeltildiğinde insanlar adaletin içinde “üstün iyiyi” kavradıklarında, doğrudan adil olacaklardır.


Çalışma kağıdı:

Reklamlar

One comment on “Adeimantos Üzerine

  1. Anonymous
    25/07/2008

    >Güzel olmuş!

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: