C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Heidegger’in Nazi partisiyle apaçık ilişkisi üzerine

Burada Heidegger‘in Nazilere verdiği desteğin muğlak olduğunu düşünenlere aksi yönde, hasbelkader birkaç bilgi ve kaynak sunmak istiyorum.

  • Heidegger Nazi partisine üye olduktan (evet üye oldu) üç hafta sonra, 27 Mayıs Heidegger1933’te Freiburg Üniversitesi’nin yeni rektörü oldu ve halka açık olan gösterişli açılış töreninde bir konuşma yaptı.  Çıktığı sahne gamalı haçlı ve kırmızı siyah bayraklarla doluydu, kendisini, Sherratt’ın deyimiyle,  akademik kurumun yeni Milli Şef’i ilan etti. (Sherratt 146) Üzerinde askeri bir kıyafet vardı, önündeki Nazi üniformalarına uygun bir kıyafetti bu. En ön sırada Nazi partisinden yetkililer bulunuyordu, evvelce yaşlı akademisyenlere ve eşlerine ayrılan bir yerdi burası. Heidegger‘in Nazi selamı vererek başladığı (Farias 96-112) konuşmanın başlığı Türkçeye “Alman Üniversitesi’nin Benlik Davası” olarak çevrilebilir, içeriğinde Nazizme övgüler bulunuyordu. İçerikten Sherratt’ın aktardığı (146-147) bir parça sunmak istiyorum: “… Bu ruh (üniversite ruhu) ancak ve her şeyden önce liderlerle Milli Şef önderliğinde açıklık, farklılık ve güç kazanabilir, tarihini Alman ulusunun kaderi aracılığıyla ifade eden ruhsal düzen tarafından yönlendirilmesi gerekir.” (Farias 99) Konuşmasının devamında Yunan bilgeliğinin derinliğini ve akılcılığını içinde taşıyan yeni bir Almanlık ruhunu muştuluyor, bunun için tüm kurumları değiştirmeyi ve yenilerini kurmayı tavsiye ediyordu. Heidegger izleyicilere dağıtılan açılış töreni programının arkasına Nazi partisinin marşı olan Horst-Wessel-Lied‘in sözlerini de bastırtmıştı, izleyicilerden Heidegger‘in konuşması bittiğinde marşın okunması istenmişti. Marşın sözleri şöyleydi: “Bayrağı havaya kaldırın ve birlikte sıraya girin / Fırtına birlikleri sağlam ve cesur adımlarla yürüyor, / Yoldaşlar Kırmızı Cephe’de vuruluyor / Coşkuyla yürüyüp sıraları doldurun.” (Sherratt 147)
  • Üniversite rektörü olarak Heidegger bir gün Hitler’e bir telgraf yazdı. Telgrafta üniversiteyi Nazizmin ideallerine uygun olarak nasıl hizaya soktuğunu anlattı. Baden’e belediye başkanı olarak atanan Nazi Richard Wagner’e de ikinci bir telgraf yazdı, kendisinin başkan olmasından duyduğu mutluluğu aktardı. Anavatanın milli şefini (Hitler) “Yaşasın Zafer” diyerek selamlamaktan da geri durmadı. (Farias 113)
  • Husserl.JPG

    Husserl

    Heidegger Hitler’in aryan ırkından olmayanların üniversitelerden ve sosyal hayattan uzaklaştırılması yönündeki politik girişimine üniversite rektörü olarak doğrudan katkı sunmuştur. Şöyle ki, “Baden kararnamesi” olarak bilinen ünlü bir bildiriyle aryan ırkından olmayan üniversite profesörlerinin ve kıdemli üyelerin üniversiteden uzaklaştırılmasını sağlamıştır. İmza Heidegger‘e aittir. Üniversiteden uzaklaştırılan kişilerden biri de, bir dönem Heidegger‘in de hocası olan Edmund Husserl‘di. Nisan 1933’te emekli öğretim görevlisi konumundan zorunlu olarak izne çıkarıldığına dair bir mektup aldı. Sherratt’ın da bildirdiği gibi (148) Heidegger kararı geri alma yetkisine sahip olduğu halde kılını kıpırdatmadı. Her ne kadar üniversitelerin Alman halkının yararına bilim üretmesi konusunda aynı görüşe sahip olsalar da, Husserl Nazilere karşıydı, bilim gibi felsefenin kaynaklarının da Nazilerin yenilmesi için kullanılması gerektiğini düşünüyordu. (Rockmore 61-62)

  • Heidegger sadece rektör olarak değil, makbul bir vatansever ve ispiyoncu olarak
    Staudinger

    Staudinger

    Nazi polisine bazı meslektaşları aleyhinde mektuplar da yazmıştır. Daha sonra Nobel Barış Ödülü kazanan, dünyanın en ünlü kimyagerlerinden biri olan Friedberg Hermann Staudinger de Heidegger‘in ispiyonladığı kişilerdendi. Heidegger’e göre Staudinger’in suçu “barış yanlısı” olmasıydı (Sherratt 149). Heidegger‘e göre yaz boyunca hakkında bilgi topladığı (Safranski 274) Staudinger “ajan” olabilirdi, bu yüzden Hitler’e şöyle yazdı: “Staudinger ulusal kurtuluş konusunda isteksiz olduğu için onu emekli etmek yerine işten çıkarmayı düşünebiliriz. Yaşasın Hitler!” (Farias 119-120) Sherratt’ın anlatımıyla (149) “Heidegger yüzünden dehşete kapılmış olan adam (Staudinger) sorguya alındı. Sürekli takip ediliyordu. Hatta Heidegger kıdemli bir Nazi görevlisinden bu konuyla ilgili bir toplantı da talep etti. Sonunda duruma dayanamayan Staudinger görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Rektör Heidegger Nazi davasına sadık bulmadığı meslektaşlarının kariyerlerini mahvetmeye çalışıyordu.”

  • Freiburg’da öğrenci SS birlikleri oluşturulmuştu. “Kahverengi gömlekliler” adıyla bilinen bu birlikler kampüslerde devriye geziyorlar, eski deniz kuvvetleri komutanı olan felsefe doçenti Dr. George Steiler gözetiminde askeri tatbikatlar da yapıyorlardı. Heidegger bütün bu olanları onaylıyordu. “Sadece eğitim ve savaş tatbikatlarıyla yetinmeyen SS öğrenci birlikleri, yerel muhalif siyasetçileri hedef alarak bu kişilerin evlerinin çevresinde toplumsal karışıklar çıkarıyor ve tutuklanmalarını sağlamaya çalışıyorlardı. Amaç şiddet kullanarak yerel siyasi muhalefeti yumuşatmaktı. Heidegger’in bu faaliyetlerden haberi vardı ve cevabı şu şekildeydi: ‘Görüşlerinizi not aldım… ilgili vatandaşın bu karışıklığa neden olan şüpheli davranışlarından bihaber görünüyorsunuz… Nazi Almanya’sının gerçekleşmesi için gelecekte tarafıma yapılan öneriler biraz daha yapıcı olursa minnettar kalırım.” (Sherratt 150)
  • Malum, Hitler Ekim 1933’te Berlin’de Reichstag’a yaptığı bir konuşmayla Almanya’nın Milletler Cemiyeti’nden çekileceğinin ilk sinyallerini verdi. Bu konuşmadan bir süre sonra Heidegger de benzer bir konuşma yaparak “Şansölyemizin bu sözlerinin ardından diğerleri de bizim verdiğimiz kararı verebilir… en çetin yollardan geçeceğiz… bunun neler gerektirdiğini zaten biliyoruz… Aşırı durumlara hazırlıklı olun ve sonuna kadar yoldaşlarınızın yanından ayrılmayın.” (Sherratt 150)
  • Heidegger 1933-1934 yılının başında Freiburg Üniversitesi’nin rektörü olarak öğrenci gazetesinde bir makale yayınladı, sonu şöyleydi makalenin: “Milli şef Almanya’nın gerçeği, bugünü, yarını ve yasasıdır… Yaşasın Hitler!” (Sherratt 151)

Heidegger‘in Nazi partisine ve Hitler’e olan yakınlığını örnekleyen olay ve durumların sayısı çoktur, 1945’e kadar Nazi partisinin düzenli olarak aidatlarını ödeyen bir üyesi olan Heidegger‘in (Farias 84) özellikle de rektörlükten ayrıldıktan sonra hayal kırıklığının bir sonucu olarak Nazilerle olan ilişkisinin azalmış olduğu düşünülebilir. Ancak elimizdeki belgeler gösteriyor ki, 1942 yılında bile Nazileri övüp onun özgün tarihsel konumuna dikkat çekebiliyordu. Keza Hitler’in 1940-1944 arasındaki tüm savaş politikalarını destekliyordu. (Ott 277; 295) Bütün bunlar bir yana, denazifikasyon sürecinde, Heidegger‘in zamanında Nazilere destek vermemiş, Almanya’yı terk etmiş ya da kalarak direnmiş akademik çevrelerce gördüğü muamele ortadadır. Bir dönem ilişki yaşadığı ve belki başka sebepler yanında Yahudi olması sebebiyle de kendisini terk ettiği Hannah Arendt ve Sartre‘ın çabalarıyla kötü şöhretine rağmen yeniden kitapları basılan ve Akademi çevrelerine kazandırılmaya çalışılan Heidegger‘in felsefî eserlerinde Nazizme olan yakınlığının izlerini süren birçok çalışma vardır (ki burada ilgi ve çalışma alanıma girmiyor bu konu, umrumda değil):

Rockmore’un On Heidegger’s Nazism and Philosophy‘si, Young’ın Heidegger, Philosophy, Nazism‘i, Philipse’nin Heidegger’s Philosophy of Being: A Critical Interpretation‘ı, Heidegger: The Introduction of Nazism Into Philosophy in Light of the Unpublished Seminars of 1933-1935 derlemesi, vs. Literatür tarandığında görülecektir ki, bu konuda burada adlarını zikretmenin sağlam bir iradeyi ve motivasyonu gerektirdiği birçok kaynak vardır. Bu gerçeği anlamak için “otorite” olmak gerekmiyor, internet sayesinde herhangi biri herhangi bir konuda ahkam kesebilir. Zaten felsefe-bilim geleneğinde dünyanın saygın üniversitelerinde, kongrelerinde, kitaplarda ve makalelerde binlerce defa üzerinden geçilmiş konuları Türkçeleştirmek de “otorite” sayılmaya yetmiyor, nitekim felsefe-bilimde coğrafyalara tıkıştırılabilir olan otoritelik yoktur. Felsefeci Cengiz Çakmak hocamın bir lafı vardı (bir “magister dixit” de ben yapayım madem), “felsefede de dogma vardır ama yerin dibine sokulur”, ben şöyle bir ekleme yapıyorum buna: “felsefede de otorite vardır ama yerin dibine sokulur”, mütevaziliğinizden ve kendinizi geliştirerek kibrinizi yenmenizden başka dayanacak duvarınız yok, tek otoriter ilke budur felsefe-bilimde. Bana biri otorite dese, utanırım, sıkılırım, çünkü bu bir iş becerirken beklediğimiz mükafatın ta kendisi olsa bile, duygusal yönden etkilenmemek için ziyadesiyle doymuş olmayı gerektiren bir durumdur. Lütfen, bir zahmet doyalım.

Son olarak, üzgünüm ama Heidegger bir dönem Naziydi!

 

Kaynaklar

  • Farias, V., Heidegger and Nazism, Temple University Press, 1989.
  • Ott, H., Martin Heidegger: A Political Life, Çev. A. Blunden, Harper Collins, 1993.
  • Rockmore, T., On Heidegger’s Nazism and Philosophy, University of California Press, 1997.
  • Sherratt,Y., Hitler’in Filozofları, çev. Özge Eldaş, Say, 2014.
  • Safranski, R., Martin Heidegger: Between Good and Evil, çev. E. Osers, Harvard University Press, 2002 (4. basım)
Reklamlar

3 comments on “Heidegger’in Nazi partisiyle apaçık ilişkisi üzerine

  1. seramik
    02/09/2016

    Konuyla ilgili üstadın Der Spiegel’e verdiği bir röportaj var. Hatta bu yayımlandı da. Eğer Şirince’de isen Nişanyan kütüphanesinde bir tane mevcut.

  2. on numara
    17/09/2016

    karışık işler

  3. Turgay
    19/09/2016

    Bana göre 20.yy en özgün ve heyecan verici filozofu olan Heidegger’in, felsefi tavrını ve kendinden sonraki bir çok filozofu etkilemiş olan eserlerini gölgede bırakan bir yazı olmuş. Heidegger’in nasyonal sosyalist partiye üyeliği ve akabindeki süreç için gerçekleştirilecek yorumların, onun filozof kimliğinin önüne geçecek düzeyde olmamasına dikkat etmek gerekir. Ayrıca Arent ve Sartre’ın çabalarının yanı sıra, tekrar kazanılan ünvanda Heidegger düşüncesinin derinliği oldukça önemli rol oynuyor. Teşekkürler…

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 30/08/2016 by in Felsefe - bilim, Genel and tagged , , , .
%d blogcu bunu beğendi: