C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Kriton’un naifliği üzerine

Kendi adını taşıyan Kriton ve hazır bulunduğu Phaidon diyaloglarında Sokrates’in ölümünü naif bir tavırla kabullenememesi beni düşündürmüştür. Biraz anlatmak istiyorum.
Warburton’un “Sokrates filozoftur, Platon yazar” demesi boşuna değil, Platon harika bir üslup inceliğiyle Kriton’u kendini yerden yere vurmayan ama her an sanki Sokrates’i kaçmaya ya da en azından bir şekilde ölümü kabullenmemeye ikna edebileceği beklentisini son ana kadar içinde besleyen biri olarak gösterir.
SokratesSokrates’in, Phaidon’da uzun uzun anlattığı filozofların bedeni horgörerek kendilerini ölüme hazırlamak suretiyle diğer insanlardan ayrıldığı minvalindeki yaklaşımı Kriton’un içindeki naif beklentiyi ortadan kaldırmaz, Sokrates’in anlattıklarını anlamış gibi görünse de, son sahnede Sokrates’e dostlarından son bir arzusunun olup olmadığını ve cenazesini nasıl kaldırmalarını istediğini sorar (115b-c). Sokrates “beni sıkı tutun da kaybolmayayım” minvalinde bir espri yapar ve Kriton’un o an ceset halinde olacak olanın Sokrates’in kendisi olmayacağına hala içten bir şekilde inanamadığına dikkat çeker. Sokrates’e göre, cenazesinin nasıl olacağının hiçbir önemi yoktur, zira o an kendisi değil eski bedeni orada olacaktır, asıl Sokrates mutlu olmak için (mutlu olacağını bilerek) ölmekle mutluluğa kavuşmuş olan insanların yanına gidecektir. (Sokrates diğer kişilere Kriton’u alıp götürmelerini ve kendisinin öleceğine ikna etmelerini söyler.)
Sokrates’in konuşmasından anladığımıza göre Kriton birazdan ölecek olan Sokrates’in bu ahiret mutluluğuyla kendisini avuttuğu yönünde bir vehme kapılmıştır, onun daha fazla yaşamak isteyebileceğini düşünür, “daha fazla” dediysek birkaç saat daha. Ona son arzusu olarak “diğer mahkumlar gibi” -Güneş batana dek- yiyip içebileceğini ve sevdikleriyle vakit geçirebileceğini söylemekten geri durmaz, Sokrates bu durumda kendisiyle diğer mahkumlar arasındaki beklenti ve yaşam anlayışı farkını vurgulama gereğini duyar: ona göre elinde hiçbir şey kalmadığı, birazdan öleceği halde yaşama birkaç saatliğine tutunması aptallıktır.
Zehir getirilip de Sokrates tarafından tereddütsüz bir şekilde içildiğinde Kriton çoktan ağlayarak dışarı çıkmıştır (117d). Ancak daha sonra dayanamamış olacak ki, Sokrates’in son anında yanında olmak istemiş, onun Asklepios’a olan horoz borcunun ödemesi ile ilgili son talebini dinlemiş ve ona bunu yapacağına dair güvence vermiştir (118a).
Felsefî açıdan düşünüldüğünde Kriton Platon’un diyalog külliyatında ne kadar yetersiz bir figürse, kişilik karakteri olarak bir o kadar naiftir. Kallikles, Thrasymakhos ya da Gorgias gibi figürlerin Sokrates’in ölümünü daha sorgulayıcı ya da Sokrates’in argümanlarını kabullenir bir tarzda (ikisi de aynı sonuca varıyor: Sokrates’in filozof olarak öldüğünü kabullenme) karşılayabileceğini düşünmek yersiz değil, Kriton kendi adını taşıyan ve Apologia’dan sonraki dönemi anlatan diyalogda ve Phaidon’da Sokrates’i diğer herkes gibi sıradan biri gibi olacaksa da (karş. tivit) son kertede dünyada tutmaya çalışır, ötesiyle berisiyle ilgilenmez, onu insan olarak kabul eder ve filozof olarak ölmesini içten içe anlamsız buluyor gibidir.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 02/12/2015 by in Eskiçağ üzerine, Felsefe - bilim and tagged , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: