Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

περιϕέρεια ya da periferi

Münkler’i okurken gördüğüm ve dilime yapışan bir kullanım oldu “periferi”. Evvelce, yanılmıyorsam Latincesinin (peripheria) Newton’ın temel metninde geometrik bağlamda da kullanıldığına şahit olmuştum. Burada aklıma gelen hususlar şunlar: Türkçeleştirdiğimizde “periferi” bize ne anlam ifade ediyor, onun yerine kullanabileceğimiz başka kelimelerimiz yok mu? Varsa, yine de “periferi”de ısrarcı olmak gerekir mi? Açıkçası “periferi”nin semantiğinin Türkçe periferiduyuşta yeri olduğunu düşünmüyorum, aşağıda da göreceğimiz üzere yerine kullanabileceğimiz, anlamı ve kullanımıyla oturmuş alternatif kelimelerimiz de var. “Periferi”de ısrarcı olunmasının bir anlamı yok, ancak bu “periferi”nin derhal dilden sökülüp atılmasını gerektirmez.

Yabancı kelimelerin dilimize bu şekilde sokulmasından rahatsız değilim, birileri de “periferi” desin, ne olur? Nitekim çağdaş dillerin en babaları olarak görebileceğimiz, muhteşem üçlüde (İngilizce, Almanca ve  Fransızca) gelinen durum bu tür sokuşturmalara gevşek özgürlük alanı bırakılması yönünde olmuştur. (Tümüyle günümüzden bahsediyorum, geçmiş politikalar daha karmaşık ve dönemseldir.) Almanca dilbilgisel yapısı ve geleneği bakımından bu tür sokuşturmalara daha kapalı olsa da alınan isim türündeki kelimelerin articulus’ları için cinsiyet belirlerken ayrı bir dilbilgisi kültürü oluşturacak kadar açık kapı bırakmıştır. Almanca özelinde bunun dilin sınırlarını keskinleştirme bağlamında “kapalılık” anlamına geldiğini savunan dilbilimciler de vardır, ancak en nihayetinde yabancı kelimelerin pratikteki yaygınlığının dışa açıklıkla açıklanması gerektiği yönündeki algı egemen gibidir.

Almanca özelinden çıkarak konumuza dönersem, “periferi”nin ve diğer alternatifi olmasına rağmen yabancı bir ya da birçok dilden neredeyse bire bir olarak alınan kelimelerin dile monte edilmesinin (monte etmek?) dilin kendisine zarar vermeyeceğini düşünenlerdenim, kaldı ki dildeki unsurların azı ya da çoğu değil, tamamı tarihin bir döneminde birileri tarafından bir şekilde “monte” edilmiştir. Önemli olan burada tarih mi? 500 sene önce Türkçeleşmiş bir kelime Türkçenin aslî unsuru olarak kodlanabiliyor da, 2 sene önce Türkçeleşmiş bir kelime niçin öyle kodlanamasın? (Misal, burada kullandığım “monte” ve “kod-” kelimeleri de yabancı kökenli, ancak “periferi”ye göre dile oturmuşluk bakımından rahatsız etmiyor gibi, ne dersiniz?) Gönül rahatlığıyla kodlayalım, kelime haznemizi ve hazinemizi genişletelim. Şimdi uzattığımız ara konuyu kapatıp, zincirlerini kopardığımız “periferi”nin anlamını irdeleyelim, sonra biraz da Münkler’in kullanımına bakalım.

En eski kök başlıktaki περιϕέρεια. Bu terim eklemlendiği yapıya diğer anlamları yanında “etrafında” anlamını da verebilen περί- öneki ile “taşımak” anlamındaki ϕέρειν fiilinin birleşiminden oluşarak isimleşmiş. Anlamı daireyi meydana getiren, yuvarlak çizen çizginin kendisidir. Semantiğinde monolitik (taş gibi, tek bir kütle halinde, tek yönde) değil, çokanlamlıdır (ambiguity). Nasıl? Hem çizginin kendisi olarak daireyi çizen, hem de daire oluştuğunda var olan çizgidir, varlığını eylemine borçlu olmakla birlikte eylemin dışına çıkarak kendisinin tanımı haline gelir. Çember ile daire arasındaki farkı düşünürsek, belki anlamı daha da belirgin hale gelir: περιϕέρεια “yay çizgisi”dir, malum çemberin içi dolarsa daire olur; bununla birlikte daireyi meydana getiren iç kısmın tersi yani “dış yüzey” olarak da düşünülebilir, nitekim OED’de “outer surface” denmiş ama bu dış yüzeyin yuvarlağımsı, kavisli olduğunu da tekrar tekrar hatırlayalım περί-‘den ötürü, zira aşağıda irdeleyeceğim siyasî kullanımda biraz sapma olacak gibi görünse de, aslında değişen bir şey olmayacak.

peripheriaAstronomi ve geometri bağlamında düşünürsek Latincedeki circumferentia kelimesinin Yunancadaki karşılığı olarak değerlendirebiliriz περιϕέρεια’yı, zira bunda da circum– “etraf-“, ferentia “taşınan-” manasında olup, yine dış yüzey olarak yuvarlak dönüşü gerçekleştiren çizgi kastedilir. En nihayetinde περιϕέρεια ve ondan türeyen çağdaş terimler (İng. periphery, Fr. périphérie, İt. periferia, vb.) için duruma göre terminus yani kapsanan alanın belirleyici sınırı bağlamında “dış sınır, yüzey, kısım” gibi bir karşılık kullanılabilir, hatta circumferentia için kullandığımız belli bir “yay kesiti” karşılığı da kullanılabilir. Örnek için yan resimdeki AH, BH ve AK peripheria’larından bahsedilen şekle ya da şekilsiz olmakla birlikte aynı anlamda başka bir bir örnek için Newton’dan kalan şu geometri metnine bakabilirsiniz.

Peki, Münkler’in metninin Türkçesinde “periferi” hangi anlamda kullanılıyor? Geometri anlamında olmadığı belli. Metinde “periferi” imparatorluk “merkez”inin nispeten tersi ve bütünleyicisi anlamında kullanılıyor. Devletin başka devlet ve toplulukları egemenlik alanına katmasıyla birlikte imparatorluk olduğu düşünülürse, “periferi” de egemenlik alanına katılan bu diğer unsurlar oluyor. Anlamdaki değişme ya da sapma varmış gibi görünse de, bu aldatıcıdır. Zira siyasî ve coğrafî “periferi”, geometrik “periferi” gibi “dış yüzey” olduğu kadar “yay kesiti” olarak düşünülmeli ve görülen her yay kesiti, yukarıdaki şekilde görüldüğü gibi, iki uçtan uzatılarak bir çember çizmek zorunda değildir. İmparatorluğun merkezi kesitin bir ucunda, “periferi” ise diğer ucundan hareketle bir kesit çizebilir, tarihsel ve deneyimsel bir örneği olup olmadığını bilmiyorum ama kavramın semantik potansiyeli bunu mümkün kılıyor. Başka deyişle merkez “periferi”lerle çevrelenmek zorunda değil.

Yine Münkler’e dönersek, merkez doğal olarak imparatorluğun başlangıç aşamasında bulunmakla birlikte yönetici sınıfı ve kesimi imliyor. Yazar bu iki kesimi, merkez ile “periferi”yi imparatorluk bağlamında incelerken “Münkler’in İmparatorluklar’ı” başlıklı önceki yazıda bahsettiğim imparatorluk karakterini tartışmaya açıyor. Buna göre emperyalizm kuramları ile imparatorluk kuramları arasında temel bir ayrım ortaya çıkıyor: Emperyalizm kuramları, yazara göre, mevcut sosyo-politik güç ile emperyal genişleme arasında bağlantı kurarak emperyal genişleme politikasının sahne arkasında ipleri oynatan ve kazançlı çıkan güçlü siyasî ve toplumsal aktörleri teşhis etmeye çalışırken, imparatorluk kuramları tüm olay ve kararları kontrol edemeyen ve “periferi”deki yetkililere güvenmek zorunda kalan merkezin geniş bir imparatorluğa hakim olmak için toplumdaki marjinal gruplardan faydalandığı görüşündedir (s.47). Başka deyişye devlet imparatorluğa döndüğü andan itibaren en geniş alanda “dış yüzey”ini, sınırlarını belirleyen unsurlara dayanmak durumunda kalır.

Yazar valilerin, komutanların “periferi”deki yerel halkın gözdesi olmakla birlikte merkez için tehdit unsuru olabileceğine ve zamanla bu “darbe tehdidi”ni ortadan kaldırmak için harekete geçebileceğine dikkat çeker, nitekim İ.Ö. birinci yüzyıl Roma’sı ve farklı dönemlerde Çin İmparatorluğu “periferi”den merkeze doğru yayılan isyan hareketleriyle doludur. Yazar “periferi” halkının atanmış vali ve komutanlara sempati duyma olasılığını ortadan kaldırmanın yolunun bu atanmışları belli aralıklarla değiştirmek ve onları merkeze mecbur insanlar arasından seçmek olduğunu da ekler. Geometri diliyle söylersek imparatorluğu yönetenlerin dışarıdan “merkeze yönelen kuvveti” (vis centripeta) etkisiz kılacak olan daha büyük bir kuvvete ihtiyacı olması gerekir, yani yazarın imparatorluk karakterinde gördüğü kaçınılmazlık ilkesi “periferi”deki merkeze göre “dışarıdan gelen kuvvet”in (vis extrinsecus) ilgili önlemler alınmadığında bastırılamayacağını gösterir. “Periferi”ye dayanmanın sıkıntısı burada, imparatorluğu seven “periferi”ye katlanır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Bilgi

This entry was posted on 07/08/2014 by in Felsefe - bilim, Genel and tagged , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: