Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

Totaliterliğe giriş, ama ne için? (2. Dante ve Leibniz)

Yazının ilk bölümünü 8 Temmuz’da yazmıştım, bkz. Totaliterliğe giriş, ama ne için?

Spesifik bir kullanımdan hareketlenmek istiyorum. Şöyle: Dante’nin Monarchia‘daki totalitas universalis yani “evrensel totaliterlik/bütünlük” anlayışı temelde (sublunar realm‘de yani Ay-altı alemde)”bir insan komünitesindeki zihinler (kavrayışlar) ile arzuları daha yüce bir rasyonellik yaratmak adına bir araya getirmek” anlamını taşır, dolayısıyla hedeflenen (gayenin kendisi) hedeflendirilmiş olanların önüne, daha iyi bir statüye dönük güçlü bir gerekçeyle çıkmış olur, yukarıda linkini verdiğim ilk yazıda “totaliterliğin değer edebiyatına bağlı argümanları çok kuvvetlidir” derken bunu kast ediyordum. Dante’nin evrensel bir totaliterlikten ziyade integral totaliterlik’ten (totalitas integralis) yani yapının kendisinde bulunan, yapısal, yerleşik bir totaliterlikten bahsettiği de düşünülmüştür (Anthony K. Cassell, The Monarchia Controversy, The Catholic University of America Press, 2004, s.59).

Dante’nin eseri nezdinde bir açıklamaya girişmemin nedeni, iktidar nezdinde siyasî totaliterliğin temel karakterine ilişkin güçlü bir ipucu vermesidir. Ay-altı alemde tüm farklılıkların ve onlara farklı pratiklerin bir üst rasyonellik çatısı altında yorumlanıp kaideleştiğini düşünüyorum, böylece totaliter lider yapının kendisinden (esen olması gerektiği yönündeki apriori bilgisinden) aldığı yetkiye dayanarak her türlü müdahalesini meşrû kılıyor.

Siyasî totaliterlikten çıkıp, Leibniz ağırlıklı olarak kavramsal ve felsefî totaliterlik yani totalitas üzerinde biraz durayım. Nasılsa yer ve zaman darlığı gibi bir sıkıntım yok, kendi bloğumdayım.

Leibniz tüm kavramların “kendinde var oluşu”ndan (Ansichsein) bahsederken, tüm kavramların “kendinde var oluş” nedeniyle bir totalitas yani totaliterlik, bütünlük oluşturduğunu düşünüyordu. Kavramların totaliterliği/bütünlüğü kendinde var oluş ilkesine dayanmakla birlikte, ilk bakışta çelişkili gibi gelse de, esas itibariyle temel kavramların totaliterliğinden/bütünlüğünden hareketlenmektedir. Dahası, G. Laird’in Logic and Metaphysics‘te bildirdiği gibi (s.88), Leibniz tüm kavramların totaliterliğini/bütünlüğünü omnitudo omnium idearum ya da totalitas omnium idearum gibi isimlerle anmaktan bilhassa kaçınır, onun kullanmaktan hoşnut olduğu terim regio ya da region‘dur. Lambert’in çevirisiyle bu terim “ebedî gerçeklikler alemi” (the realm of eternal verities) anlamındadır.

Oysa regio kendi başına sadece “bölge, yer, alan, alem, dünya” anlamında olup, salt ebedî gerçekliklerin mekanı olarak düşünülemez. Ancak omnitudo omnium idearum gibi bir tamlama yerine regio‘nun kullanılmasındaki kasıt, ilgili kavramların bir araya gelerek oluşturduğu bütünlükten (omnitudo) ziyade bir araya gelmiş olduğu yere (regio) işaret etmektir. Bunu cüzdan örneğiyle de düşünebiliriz: Cüzdan “paraların toplandığı yer” midir, yoksa “paraların yer alabilme potansiyeliyle birlikte aslî yeri midir”, Leibniz’e sorsaydık, ikinciyi tercih ederek paralar ile cüzdan arasında integral bir bağ kurmuş olurdu.

Önceki yazıda “totalitas ‘parçalanamaz olan mutlaklık’ durumudur” demiştim, Leibniz’in animal rationale anlayışını da yukarıdaki örneğe ve bu tanıma bakarak açıklayabiliriz. Leibniz 2’yi 1 + 1 olarak tanımlarken, ilk 1 ile ikinci 1’i Ansichsein varlığı, parçalanamaz olan mutlak birimler olarak değerlendirir, dolayısıyla “akıllı hayvan/canlı” tamlamasında da animal ile rationale ayrı olarak “Ansichsein varlığı, parçalanamaz olan mutlak birimler” olur. Leibniz’in Vorarbeiten zur Characteristica Universalis’ın bir yerinde yaptığı tanım şu:

Quantitas idem est quod ipsa rei totalitas, seu qua quid dicitur totum. Totum est omnes partes. Est ergo quantitas partium omnitas. “O da niceliktir, yani nesnenin kendi bütünlüğü, başka deyişle kendisi sayesinde ona bütün denilen şeydir. Bütün tüm parçalardır. Dolayısıyla nicelik parçaların tümlüğüdür.” (Burada ve yukarıda totalitas için ısrarla bütün<lük>’ü kullandım.)

O halde parçalanamaz olan mutlak birimlerin totaliterliği/bütünlüğü aslında kompozit/bileşik bir mutlaklığa işaret eder.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Bilgi

This entry was posted on 09/11/2013 by in Felsefe - bilim, Genel and tagged , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: