C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Özgürlük eğitimi, ama ne için?

En eski dönemlerden bu yana ortaya çıkıp az ya da çok kitleleri, teorik ve pratik açıdan etkilemiş olan bilgeliklerin çoğu kişinin özünü belli bir disiplinle kontrol altına almasını hedef olarak belirlemiştir. Yunan’a baktığımızda teorik felsefe ekollerinden gizem inanışlarına kadar, özde hedeflenen bireyi kendisine hakim olan ve dolayısıyla dışsal hiçbir şeyi kendi özünün üzerinde tahakküm unsuru olarak kabul etmeyen bir insana dönüştürmektir. Bu açıdan bakarsak Platon’un bedene zincirlenmiş olan ruhun belli bir disiplin yoluyla (ya da ölümle birlikte) özgürleşmesi fikri ile Democritus ya da Epicurus’un varlığı atomların tesadüfî rastlaşması / clinamen (sapma) yoluyla meydana gelmiş “tesadüfî” oluş özneleri kılan bu materyalist yaklaşım arasında bir fark yoktur, özde amaçlanan, bireye ve dolayısıyla tek tek bireylerin oluşturduğu topluma özlük bilincini kazandırarak onları öz-gürleştirmektir, öz ifadeyle özgürlük disiplinin temelidir.

Benim çoğu kere “dile getirmeye gerek kalmadan kafada halletme” dediğim bu idealin eğitim felsefesi / düşüncesi literatüründeki karşılığı “kendine sahip olma”dır.

Bu eğitim tarzı “içselleştirilmiş otoriteden ve ideolojik tahakkümden kurtulmaya izin verenRousseau - Emile bir yöntemi gerektirir. Bu düşünce tarzı, aklın özgür kullanımına ket vuran ahlakî vaazlara ve dinî dogmalara başkaldıran on sekizinci yüzyıl Aydınlanmasının rasyonalist temelinden ortaya çıkmıştır.[J. Spring, Özgür Eğitim, Çev. A. Ekmekçi, Ayrıntı Yayınları, 3. Basım, İstanbul 2010, s.27-28.] İdeoloji bir toplumun büyük çoğunluğuna özgü eğilimlerin değil, belirli bir toplumsal sınıfın ihtiyaçlarının ve arzularının ürünüdür. İdeolojinin bilgiye biçim ve anlam vermesi, J. Spring’in de bildirdiği gibi, düşünce ve eylemin birbirinden ayrılmasına yol açar. Bilgi insanlar tarafından kullanılmaktan çok insanları kullanan bir şeye dönüşür böylece.[J. Spring, A.e.]

Bireyi içselleştirilmiş bir düzenli inançlar sisteminin tahakkümünden kurtarmaya yönelik en eski eğitim planlarından biri Jean Jacques Rousseau’nun on sekizinci yüzyılda yazdığı Emile adlı eserinde yer alır.[J. Spring, A.e.] Rousseau bu eserinde bir bireyin ergenlik çağına kadar ahlakî ve toplumsal sorunlar hakkında akıl yürütemeyeceği yolundaki psikolojik çıkarımından hareket ederek bu dönemde öğretilecek olan her ahlakî ve toplumsal öğretinin çocuğu itaate ve kabullenmeye iteceğini öne sürer. Rousseau çocuğu bu sorunlardan yalıtmayı ve çocuğun ilk eğitimini aklın gelecekteki kullanımı çerçevesinde oluşturmayı tavsiye eder.[J. Spring, A.e., s.29] Peki, çocuğu herhangi bir dogmatik öğretimden yalıtmak mümkün müdür? Rousseau bireyin bu ilköğretim döneminde ahlakî ya da toplumsal ilişkiler hakkında akıl yürütemeyeceğini düşündüğü için “Sorumluluk”, “boyun eğme”, “emir” ve “yükümlülük” gibi kelimelerin yaşamın bu aşamasında bütün sözlüklerden çıkarılmasını ister.[J. Spring, A.e.] “Rousseau ergenlikte bireyin yeniden doğduğunu ileri sürer. Cinsel dürtülerin gelişmesi, bireyi dar bir şekilde tanımlanmış bir benlik duygusundan toplumsal dünyaya açılmaya zorlar. Ahlakî ve toplumsal akıl yürütmenin gelişmesi kendini sevmenin doğrudan bir ürünüydü. Bir bireyin başkalarının duygularını anlaması başkalarının duygularıyla özdeşlik kurma yeteneğine bağlıydı. Kişinin başkalarıyla ilgili iyi ve kötü kaygıları, kendisi ile diğerleri arasında kurduğu özdeşliğin bir sonucu olmalıydı… Emile burada, eğitimden bireylerin otoritesi ve toplumun önyargıları kaldırılırsa ve birey doğaya uygun olarak eğitilirse, aklın ışığının bireysel eyleme kılavuzluk edeceğini öğrenmiştir.”[ J. Spring, A.e., s.30-31]

ego and its own - max stirnerM. Stirner ise insanın kafasındaki “ona ne yapması gerektiğini buyuran” yargıya “kafadaki tekerlek” diyordu, bu birey tarafından kullanılmaktan çok, iradeyi kontrol eden bir düşünce olup bireyi kullanır.[J. Spring, A.e., s.32] Stirner’e göre kafadaki tekerlekler kaldırılmalıdır, bu minvalde eğitilmiş insan ile özgür insan arasında bir ayrım yapar, eğitilmiş insandaki bilgi onun karakterinin şekillenmesinde kullanılmış bir araçtır, bu yüzden “kısıtlayıcıdır”, buna karşın insanda özgürlük düşüncesi uyandırılırsa, o insan aralıksız olarak kendisini özgürleştirmeye devam eder ancak bunun tersine birisi onu kendi düşüncesine göre eğitirse o her daim en eğitimli ve en kibar şekilde koşullara uydurulmuş olacak ve kölece sürünen bir ruha dönüşecektir.[J. Spring, A.e., s.32]

1860’larda eğitim kavramı yerine kültür kavramını koyan Tolstoy kültür, eğitim, öğretim ve öğrenim kavramları arasında kesin ayrımlar yapılması gerektiğini söyledi. “Kültür bireylerin karakterini biçimlendiren tüm toplumsal güçlerin toplamı olarak tanımlanıyordu. Eğitim, insanlara özel bir karakter tipi ve alışkanlık vermeye yönelik bilinçli bir girişimdi. Tolstoy’un sözleriyle: ‘Eğitim bir insanın başka birini aynı kendi gibi yapma eğilimidir.’ Eğitim kısıtlama altındaki kültürdür. Kültür özgürdür… O halde öğrenme eğitim değil, bir kültür süreci olmalıydı. Okulun müdahalesi olmadan öğrenciler öğrenmek istediklerini öğrenmekte özgür bırakılmalıydılar. Tolstoy okulu ‘alan kişilere kültür veren kişilerin bilinçli etkinliği…’ olarak tanımlıyordu. Okulda müdahalenin olmaması ‘kişiye, ihtiyaçlarına cevap veren istediği öğretimden yararlanmak… ve ihtiyaç duymadığı ve istemediği öğretimden kaçınmak için tam özgürlük verilmesiydi.’ Belli bir amaca ulaşmak için planlanmışlardı, fakat yararlanacak olan kişi katılıp katılmamakta serbestti… Okul bir eğitim değil, kültür yeri olacaktı.”[J. Spring, A.e., s.39-40]

Geleneksel eğitim anlayışı düşünüldüğünde burada özetle verdiğimiz Rousseau, Stirner ve Tolstoy’un yaklaşımları radikal olarak değerlendirilebilirse de, her bir eğitim anlayışı özünde bireyin kendi kendine hakim olması hedefini güder, bu açıdan bakılırsa “kendi kendine sahip olma, bireye ahlakî yükümlülükler ve dogmalar dayatmama meselesinden daha ötede bir şeydi; aynı zamanda iradenin özgür kullanımı meselesiydi… (Örneğin) Stirner öğretilen bilginin bireyleri yaratıcı kişilerden çok öğrenenlere dönüştürdüğüne inanıyordu. Öğrenenler nasıl hareket edileceğine dair bilgi için uzmanlara ve kurumlara giderek artan bağımlılıkları nedeniyle irade özgürlüklerini kaybediyorlardı. Özgür iradeleri yoktu, çünkü kendileri için nasıl hareket edileceğini belirlemekten çok nasıl hareket edileceğini öğrenmeye bağımlıydılar… İnsanları sadece öğrenen kişilere dönüştürmekten kaçınmak için pedagojinin amacı özgelişme olmalıdır – bireyin kendi kendinin farkında olma ve hareket etme yeteneğini kazanması anlamında-.”[J. Spring, A.e., s.41]

Ancak özgelişmeyi amaçladığı gibi baskıcı da olmayan bir eğitim sistemi de kendi içinde, sistemli ve bağımlı bir önkabülden hareket ettiği için en kapsayıcı kümede belli ölçüde de olsa dogmatik kabul edilebilir. O halde eğitim sisteminde aklın özgür kullanımını hedeflemeye örnek olarak gösterilen üç düşün adamının yaklaşımı da tartışmaya açıktır, bilginin içeriği kadar nasıl öğretileceği de tartışmalıdır ve inceleme / arayış konusudur. Böyle olmasaydı, felsefe tarihi ya da en azından salatalık yetiştirmeye yer kalmayacak ölçüde bahçeleri felsefe okullarıyla doldurup etik, fizik ve mantık zemininde “eğitim”, “disiplin” ve “özgürlük” kavramlarını tartışan Atin ve felsefe çevresi “insanı özüyle tanıştırıp terbiye etme” idealine teslim olmazdı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 10/07/2011 by in Felsefe - bilim, Genel and tagged , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: