C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

>Basılmamış kitabın gölgesi ve Homerik sarcasm

>

Basılmamış kitabın basıma hazır taslağının içeriği kapsamında basılma olasılığı gerekçe gösterilerek toplatılmasından rahatsızlık duymak bile başlı-başına lüks aslında, zira üzerinde düşünülmesi ve rahatsızlık duyulması gereken, bir fikrin hala adeta polis-devletin kontrolünden geçmesi ve bunun doğal olduğunun düşündürülmesidir. Bu doğalsa, 28 Şubat da dönemin otoritesi nezdinde doğaldır, zihinlerden geçen düşüncelerden kimler korkuyor ve onların yazılıp çizilmesini yasaklamaya kalkışıyorsa, iyi bellesin ki, zaman içinde daha büyük bir tepkiyle karşılaşacak ve o korktuğu düşüncelerin “gerçekten” canavarlaştığına şahit olacaktır. Ahmet Şık daha şimdiden bir kahraman, “İmamın ordusu” ise korkulan gerçeğin ta kendisi oldu.
Olaya doğrudan bakarsak, polisin Ahmet Şık’ın kitap dökümanını Yayınevinden Mavioğlu’nun bilgisayarından silmesi [kaynak için bkz] bile polisin / savcının “bul ve yok-et” gücünü göstermektedir (Nuh Mete Yüksel’i eleştirenler burada susuyorsa, sorun var demektir), dijital bir dosya nasıl yargılanmadan silinir, ya da “sadece” nasıl silinir? Bir kitabın dijital taslağı silindiği vakit, hiç mi kendisinden geriye iz kalmaz? Dijital ortam padişahın fermanına karşılık Dadaloğlu’nun dağlarını andırıyor, bir dosya silinir, niceleri kopyalanır, yeter ki biri işaret fişeğini yaksın, gerisi çorap söküğü gibi gelir. Bu yüzden ben Youtube çağı affetmez diyorum. 

Diyorum demesine de, maske değiştirmiş tahakkümcü zihniyetin “özgürlükçü bir anayasa yapamayacağını” da bildiğimden, önümüzdeki seçimden sonra tartışmaya açılacak olan yeni anayasanın da güme gidebileceği kuşkusunu taşıyorum. Türkiye’de düzen o kadar bozuk ki, basılmamış kitaba uygulanan sansür, yapılmamış anayasanın üzerine gölge düşürüyor. Başka bir açıdan bakarsak, yerel ve evrensel çapta iç içe geçmiş iki Homerik / Odysseusçu sarkasm dikkatimizi çekiyor, batı dizginlenemez bir hayvanı andıran Libya yönetimine karşı “Odysseus Şafağı” seferi düzenlerken, Türkiye’de de ismini, Odysseus’un memleketi olan Ithaca’dan alan Ithaki Yayınevi “basılmamış kitaptan ötürü” basılıyor. Odysseus’un efsanevî kemikleri sızlıyor, diyebiliriz.

Tüsiad ise yeni anayasa için çoğunluk için “radikal” sayılabilecek öneriler sundu, önce okuyalım ve hazmedelim, sonra tartışırız:
http://getir.net/rvv

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 24/03/2011 by in Eskiçağ üzerine, Felsefe - bilim and tagged , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: