C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

>Sceptic

>

Seneler önce email göndergeçimin (mail.com) imza bölümüne “komedi senin bakış açındır” yazmıştım, sonra gmail çıkınca onunkine de difolt olarak eklenen imza bölümüne aynı uyduruk aforizmayı ekledim. Seneler evvel düşündüğüm şuydu (betimlemesi şimdi): komedi kimi çatışık görünen rastlantısal durumlara ilişkin bilinçli muhakemenin, alıcı ve verici kapsamında, bütününe verilen adsa (aynen öyle) bu durumda kendi aktarımının komik olduğunu düşünen ile kendisine aktarılanın komik olduğunu düşünen kişinin minimum ölçekte söz konusu aktarımı anlayabiliyor olması gerekir. Hayır hayır totoloji değil, bazen insan bu basit gibi görünen kuralı es geçip, zemin ve kişi düzleminde, komiklik denemelerine girişebiliyor ve dahası dili kuvvetliyse ya da şartlar uygunsa (karşı taraf bir an için veyahut kalıcı bir şekilde ambale olmuş olabilir) karşı tarafı da aktarımının komik olduğuna ikna edebiliyor. Hâl böyle olunca komiklik, şaka falan hep inandırıcılıkla omuz omuza yürüyor.

Peki, bunu niye anlattım? Hem de bu başlıkta. Şunun için: bir kere yukarıda bahsettiğim “senin bakış açın” şeyi, sadece komikliğe, şakaya, espritüelliğe, alâkası yok ama spritüelliğe ilişkin bir şey değil. Hayatımızın her alanında bakış açımız başta kültürel görgümüz olmak üzere dış âlemden maruz kaldığımız her veri yüklemesini dışarıya yansıtabilen, okunması için kod bilmeyi gerektiren bir aynadır. Beni burada asıl ilgilendiren ise metin kritiklerinde birçok farklı okuma yapılabilmesinin nedeninin de bu ayna olduğu gerçeğidir. Aynanın pütürlü, kirli, pas tutmuş ya da gıcır gıcır olmasına bağlı olarak, yansıttığınız da (yaptığınız okuma) önceden belirlenmiş olan ölçülere göre “pütürlü, kirli, pas tutmuş ya da gıcır gıcır” olabiliyor. Lafı daha fazla uzatmadan, Sceptic terimini örnek alalım.

Harald Thorsrud’ın Ancient Scepticism adlı eserinin “The (Ordinary) Life of a Pyrrhonist” başlıklı dokuzuncu bölümünün hemen başında şöyle diyor: “Pyrrhoncu kuşkuculuğa en ısrarlı karşı çıkış, dogmasız yaşamın mümkün olmadığı yönündedir. Bu kuşkuculuğun günlük faaliyetlerdeki uygulamasına da uygulanabilir. Öyle ki, Sceptic (başlık gereği bunu çevirmiyorum) markete gider, kahvaltı yapar ve dogmatiklere karşı argüman üretir, (bunları yaparken) dogmalarının olmadığını düşünüyorsa, yanılıyor olmalıdır.” (Ancient Scepticism, University of California Press, 2009, s.173)

Buradaki bakış açısına göre farklı bir okuma yapmak mümkün. Bunu sağlayan ise (benim açımdan) Sceptic‘i işaret eden zamirin, aktarımın devamında she’ye / dişil o’ya dönüşmüş olmasıdır. Normalde herhangi bir kuşkucunun dişil gösterilmesi gibi bir durum söz konusu değil. Klâsik anlamda bütün filozoflar ve felsefe ekollerine bağlı kişiler (örneğin Epicurusçular, Stoacılar, Kinikler vs.> hep eril gösterilir. Oysa burada “while the sceptic goes shopping…, she is deluded if she thinks she has no beliefs” denerek Sceptic yani kuşkucu dişil gösterilmiştir (devamında da aynı tavrı görmek mümkün: “…that we might make on her behalf…” veya “…a similar problem arises if we ask the some-belief sceptic why she believes she is perceptually sweetenes when she tastes honey.”). Tamam da, niçin? Sceptic ne yukarıda bahsettiğim ölçüde herhangi bir felsefe ekolünün temsilcisi anlamında ne de özel olarak kendi anlamında dişil olarak sergilenmediğine göre;

A/ Yazarın kuşkucu bir hatunu olabilir, acısını metinden çıkarıyordur. Özellikle de marketlerdeki alış-verişleri, aylık kredi kartı esktresini şişirdiğinden ötürü farkında olsun veya olmasın (lapsus olsun veya olmasın) Sceptic‘i dişil kılmış olabilir. Dahası yine yazarın hatunu kuşkucu tavırlarıyla başını şişiriyor olabilir, aşırı kuşkucu bir ilişki içinde kafayı sıyırmak üzere olan muhterem tam da kuşkuculuğun gündelik yaşamdaki yansımasından hareketle bu öğretiye getirilen eleştirilerden bahsederken she’sini hatırlamış olabilir (“yeter ya allah belanı versin, ne zaman odadan çıksam telefonumu karıştırıyorsun, mail ve ekşi şifrem zaten senin adın soyadın, allah belanı versin ya, neyden kuşkulanıyorsun kızım sen ya, yok diyorum senden başka kimse yok” sendromu). Bağlamda kuşkucu / Sceptic yerildiğine göre, kendi yaşamından metne böyle bir izdüşüm köprüsü kurmuş olabilir. Dogmatikler kuşkucuları yererken bundan içten içe zevk duyuyor olabilir.

B/ Yazar dilde seksizme bir set çekmeye çalışmış olabilir. Yukarıda bahsettiğim gibi, genel olarak filozoflar erkek olduğu için zamirler de eril olur. Ancak adamımız belirsiz bir Sceptic için dişil zamirler kullanarak dilde seksizmin belini kırmaya çalışıyor olabilir. Ancak bu zayıf ihtimaldir, zira metnin bütünü gözden geçirilirse görülecektir ki, adamımız diğer filozoflar söz konusu olduğunda aynı dişil hassasiyeti göstermemektedir. 

C/ metin boyunca sadece bağlamda eleştirildiği görülen Sceptic dişil, diğer felsefî ekollere mensup tipler erilse ve genel olarak Sceptic‘ler tüm dogmatiklere karşıysa bu durumda metni kaleme alan kişinin seksist olduğu da düşünülebilir. bu b şıkkındaki ihtimalin tam tersini işaret eder. yani adamımız seksist bir dile karşı çıkmıyor, aksine seksist bir dil kullanıyor.

Burada kritikçinin seri ve çok-katmanlı düşünebilme yeteneğinden doğan bir polysemy‘den yani çok-anlamlılıktan söz edilebilir. Oysa B şıkkındaki ihtimalin sıkı denetimle çökmesi gibi diğer şıklar da doğru ölçü ve gözlemle çürütülebilir. Mesela biri diyebilir ki “Harald kız ismidir” ya da “Harald’ın eline kız eli değmedi lan ne hatunu!” Ayrıca başka biri de en başta bahsettiğim bakış açısından ötürü pergeli daha geniş açarak, kritiğe (güdük olduğunu kabul ediyorum, amacım salt bir hususa dikkat çekmek) kritik tadında şu yorumu da yapabilir: “Sen de neticede şimdilik bilmediğin bir sebebi (bilmediğim şey Harald’ın maksadı ya da özel bir kullanım olabilir) göz ardı ederek (bun uda şıkları yorumlarken kabul ediyorsun), metinde tek bir cinsiyete vurgu yapılmış olabileceğini düşünüyorsun, bu da seksist bir önyargı olamaz mı?” Olabilir. Muhakeme yeteneği iyi işleyen bir Sceptic / kuşkucu (ya da şaka olsun diye ona “she” diyelim) böyle düşünür. Ancak İngilizcedeki man-linked words yani işte chairman, postman, mailman, repairman gibi philosopher deyişinin de genel olarak (tarihteki pozisyonundan ötürü) eril düşünülmesi benim kabahatim değil. 

“Kabahatli aramıyoruz burada!” demeyin, bir derdiniz varsa Harald’a anlatın. Sonuçta ben göstergeçim, gösterir ve geçerim. Evvelce de anlatmıştım sanıyorum, biri kinik Antisthenes’e “Hareket yoktur” demiş, o da cevap vermeden yürümüş gitmiş. Böyle hareketiyle cevap verenleri severim.

Share |

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 14/08/2010 by in Eskiçağ üzerine, Felsefe - bilim, Genel and tagged , , , .
%d blogcu bunu beğendi: