C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

>Sabah alarm sesiyle birlikte zuhur eden aydınlanma!

>

Eric Clapton – If I Could Change The World

İnsanlığın en büyük sırrı nedir? Medeniyeti Predatorler mi getirdi? Alien’lar gerçekten var mı? Mısır piramitlerindeki tuğlaların Antarktika’dan getirildiği doğru mu? Sokrates genç oğlanlarla birlikte oldu mu? Fatih Sultan Mehmet’in Avrupa tarafından keşfedilmemiş Amerika’dan patates getirttiği doğru mu? Gibi türlü insanlık sırlarından önce gelen sır bana göre sabah alarm sesiyle birlikte zuhur eden aydınlanmanın kökenidir.

Niye diye soracak olursanız, şöyle derim malumunuzdur, sabahın kuşluk vaktine kurulmuş alarm ötmeye başlar daha ilk civk’te hemen açarsınız gözleri ve aydınlanma anı başlar, az önce af buyrun danaların danası gibi uyumakta olan kafa hemen telefonu eline alır alarmı öteler. Yalan olmasın valla üç aşağı beş yukarı şunlar geçer aklından: 

10 dakika… o bile yeter… bir rüya görsem yeter… zaten okuduklarıma göre insan rüya görmek için uyuyormuş… rüyamı görürüm gün-boyu ayakta olurum… yok yok yetmez 20 dakika… ya oğlum boşver 20 dakika uyuyan yarım saat de uyur… sen en iyisi şunu 1 saat yap, Mecidiyeköy’de iner metroya binersin…. lan oğlum manyadın mı, 1 saat seni kesmez, 1 buçuk saat yap şunu metroya binmezsin taksi tutarsın üç kuruşluk yol… lan lan bak lan diyorum, ha oradan taksiye binmişin ha buradan, yat uyu 2 buçuk saat buradan taksiye atladığın gibi beş dakikada iştesin/okuldasın, hem patron/hoca da gecikebilir, bu ara mıymıntılığı üzerinde… lan saat daha 6 ahahahahahah ayarla 9’a, baktın için rahat etmiyor mu zaten uyumayacağın varsa arada kalkarsın, insan bazen yataktan soğuyor, sen de soğursun, o yüzden kur 9’a, kalkamazsan zaten yukarıda saydığım sebeplerden ötürü b, c, ç, d planların hazır, kalkarsan da erken gitmiş olursun…” 

Bunlar alabildiğine çok-katmanlı ve çok-yönlü düşüncelerdir. birbirini izler ve çoğu kere bağlaşıktır.

Evet bu bir aydınlanmadır, o mahmur kafa nasıl oluyor da saniyeler içinde hem “uykum kaçmasın“, hem de “gecikirsem yandığımın resmidir” mantalitesi içinde türlü b, c planları uydurabiliyor? 90 dakikalık periyotta Rijkaard’ın bile b planı yokken, o mahmur kafa saniyeler içinde yaşadığı aydınlanma neticesinde, gece alarmı kurarken tahayyül edemediği nice kurtuluş çarelerini o ilk civk!’ten itibaren üretmeye başlar. Klâsik olmuş “insan aklının yüzde ikisini kullanıyormuş abi, yüzde yüzünü kullansa duvardan falan geçermiş” geyiği (adama bakar mısınız “aklımı fulltime çalıştırırım, kitaplarla, bilgilerle doldururum içini” demiyor da duvarlardan geçerim diyor, böylesinin amacı gizlice kızların soyunma odasına tünemektir, bu mantalite geçerli olacaksa ben yüzde ikilik potansiyele razıyım dostlar) gibi son dönemde moda olan “insanın aklı yatmadan hemen önce ve sonra çok çalışıyormuş abi, dahilerin çoğu bunu keşfetmiş, o yüzden dahi olmuşlar” deyişini de bu başlıkla değerlendirmek olasıdır. Az şey değil, sakın küçümsemeyin. Bir adam tutacaksınız, tam sabahın kuşluk vaktinde alarm çaldığı an dayayacaksınız fizik problemini, dil-bilim teorilerini bak nasıl çözüyor “Onu öyle, şunu şöyle yapalım, onu buraya, şunu şuraya koy…”

Vay vay vay, sabah oldu açıldı zihin, parım parım parladı. Yaşanan gün ışımasının etkisiyle zuhur eden aydınlanma, dinlenmiş zihnin üstüne su serpti adeta. Vay vay vay, haco hanım vay, fena halde leman, yanlış kadınlar yanlış erkekler… Alarma kalmış uyanmalar. Artık kendi bio-ritmimiz, toplumun kitlesel bio-ritmine endeksli. Patron kızar, hoca döver, otobüs beklemez, vapur kaçar, metrobüs tıkanır, minibüs şişer, ofistekiler laf eder, kantinde kaave kuyruğu uzar. Gece yatmasını, sabah da kalkmasını beceremez hale gelen modern insanın son yüzyıldaki bu zıptırık durumuna ilişkin bu kadarlık tespit yeter. Şimdi hemen Anton Çehov’un bir öyküsünün kısaltılmış haliyle sizleri başbaşa bırakıyorum, sizler bu satırları okurken ben çoktan binayı terk etmiş olacağım. Öpüyorum güzel gözlerinizden, çenenize alttan çıp çıp diye hafifçe vuruyorum, elinizi sıkıyorum ve yol alıyorum, volta alıyorum. Mümkünse günün ilerleyen saatlerinde votkamı da almak istiyorum.

Şimdi bir müdür varmış, altında çalışan adamlara kötü davranıyormuş, onlarla karşılaşınca “sen” diye hitap ediyormuş, laflarını dinlemiyormuş, kafasını çeviriyormuş, karısının kızının yanında onları hor görüyormuş. O adamlar birgün ayaklanmak istemişler “Ondokuzuncu yüzyılda bu çektiğimiz çile değil, kölelere bile böyle davranılmazdı be” demişler. İçlerinden Dezdemenov’u elçi tayin etmişler, “Sen gidip konuşacaksın müdürle, yoksa bırakırız işi” demişler. Dezdemenov ilkin mırınkırın etmişse de sonradan kabul etmiş bu ulvî görevi. Kapıya dadanmış, tıktık vurmuş, “Gelllll!” sesiyle içeri girmiş. Bir heyecanlanmış bir heyecanlanmış ki sormayın. Hık mık etmeye başlamış, müdürün “ne var lan konuşsana… ne istiyorsun sabah sabah öküzzz boku!!!” demesi üzerine silkinmiş “şey…. sizin karınız ayy pardon eşinizz, şeyy… şeyy bilet satıyormuş galiba… şeyy… araba piyangosu için...” “evet ne olmuş?” demiş patron da “alacak mısın yoksa? senin paran var mı lan göçük beyinli!!!” diye de eklemiş. “Şeyy bir kısmını şimdi, gerisini şeyy sonra…” “tamam al hadi bileti… ulan bana bak iki gün içinde paranın tamamını getirmezsen, karşılığında karını alırım ona göre! anladın mı beni şerefsiz!! ben senin müdürünüm! hadi yaylan şimdi!” “şeyy… rahatsız ettiğim için özür diler… im.. oy…tammam en yakın zamanda… paranın tamamını şey edicem...” Sonra Dezdemenov müdürn odasından çıkmış, dışarıda bekleyen arkadaşlarına ağlamaya başlamış “ulan ben bu parayı nasıl bulacam??? off!” Çehov hikâyenin sonunda şöyle der: “Başkaldırmaktan sakınmalı!“*
Bu yazıyı ilkin ekşi’de şey yaptım, inanmıyorsanız tıklayın da görün:
Tıklayın!
* Bu hikâyenin tamamını okuyabileceğiniz eser: Anton Çehov, Köpeğiyle Dolaşan Kadın. Otuz Yedi Seçme Öykü, Çev. Ergin Altay, Türkiye İş Bankası, Kültür Yay., 2. Baskı, İstanbul 2010.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 09/04/2010 by in Başka birtakım hassasiyetler, Genel and tagged , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: