C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

>Orbis aetatis

>

http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=10713435-b44
Natacha Atlas – Light of Life 
 (from Kingdom of Heaven’s Soundtrack – H. G. Williams)
 
 
Yunanca αἰῶνος κύκλος‘un Latincesi olarak görülüyor. Kusursuz şekil olarak görülen yuvarlak (içi dolu daire ya da çizgisiyle çember) aynı zamanda insan yaşamındaki döngüsel durumu da gösterir, inanılan bu.

Censorinus de die nat. XVII.2 künyeli bir fragmanda şöyle denir:

Bundan dolayı otuz yıllık bir dönemin uzun olduğunu düşünenlerin yanıldığı görülüyor. Gerçekten de bu döneme Heraclitus tarafından kuşak/soy (genea) denmiştir. Zira yaşam çemberi bu aralıkta bulunur: (Filozof) yaşam çemberi (orbis aetatis) diyor, insan doğasının tohumdan tohuma vardığı bu döneme. Bu bir kuşaklık dönemi başkaları başka şekillerde açımlamıştır. Herodicus yirmi beş, Zenon ise otuz yıl belirlemiştir.” (Censorinus, de die nat. 17. 2, “Hoc enim tempus (triaginta annos) genean vocari Herakleitos auctor est, quia orbis aetatis in eo sit spatio: orbem autem vocat aetatis, dum natura ab sementi humana ad sementim revertitur. Hoc quidem geneas tempus alii aliter definierunt. Herodicus annos quinque et viginti scribit, Zenon triginta.”)

Bu orbis aetatis yani yaşam çemberi süresi bir insanın dede olabilmesi için gerekli minimum süredir (1); buna göre bir insanın teorik açıdan baba olabilmesi (dölleyebilmesi) için on dört yaşını beklemesi gerekiyor (2). On dört yaşında baba olan biri, oğlu da dölleyebileceği minimum yaş olan on dörde vardığında, artık dede olabilecek kıvama gelmiş demektir. Burada potansiyelden ve teoriden bahsediyoruz, orbis aetatis işte bu sınıra varmayı ve döllerimizle birlikte yeni bir kuşağın yaratılması gerekliliğini ortaya koyar. Bu devamlı süren kuşaklara yukarıdan baktığımızda bir çember görürüz, döllenen döller, sonra döllenen yine döller, bu bir çemberdir, yaşam çemberi.

Herodicus’un dede olabilmek için yaşı yirmi beş’e indirmesi ise tam anlamıyla potansiyelin esnekliğini gösteriyor. Yirmi beş yaşında dede olabilirlik, yirmi beş yaşında hâlâ annesinin kucağından ayrılamayan erkekler için bir yol gösterici olmalı. Yaşam geçiyor ama ne için? Yaşam bu gibi potansiyellerin üstüne yığılmış tercih tuğlalarından öte bir şey değil. Yanlışlar gibi doğruların da bir anlamı yok bu açıdan bakarsanız, “yok ben fazladan börek çörek pasta falan istemiyorum, filtre kaavemi ver uzayım” diyoruz mesela, bunun bir anlamı yok. Geç köşeye ve kitabını oku, Starbucks bunun için var. Tercihin hiçbir önemi yok, anasının koynundan ayrılmayan eril zekâlar için de bu böyle aslında. Rahatlıkla “zamanında dölleseydim senin yaşında evladım olurdu doğru konuş benimle!!” ünlemleri tüketebiliriz, zaten mahalle aralarında sağlıksız üretimi bol. Birinin fizikî ve mental küçüklüğünü küçümseyeceğimiz zaman kullanıyoruz bu ifadeyi.

Oysa “tohuma kaçmak” diye de güzel bir deyimimiz var Censorinus’un metnindeki “ab sementi humana ad sementim” ifadesine cuk diye oturuyor, “ab sementiad sementim” bu “tohumdan tohuma” doğru yol alışın kaçınılmazlığını ortaya koyuyor. İnsanı bir kap ya da kova olarak düşünürsek, içinde taşınan dölün gerçekte ne olduğunu bilmenin imkânı yok. Çok mu karamsar? Evet öyle, kaaveni iç sonra kalabalığa karış, alış-veriş merkezindeki klâsik müzik eşliğinde (Capitol’de piyano çalan adamı * ve ezgilerini hatırlayın) yürüyen, konuşan, cıvıllaşan, kavga eden, tepişen, burnunu karıştıran döl kaplarından herhangi biri olarak bundan sonra karşılaştığınız her on dört yaşındaki bireye baba gözle bakın. Bunlar görene karamsar, görmeyene anlamsız şeyler. Karamsarlık mı, anlamsızlık mı? Her ikisi birden gelirse bok gibi olur.

Notlar:

1. J. Burnet, Early Greek Philosophy, Adamant Media Corporation, 2005, s.155.
2. G. S. Kirk, Heraclitus: The Cosmic Fragments, Cambridge University Press Archive, 1962, s.299.

Ayrıca bkz. Plut. Def. orac. 415 d, ἔτη τριάκοντα ποιοῦσι τὴν γενεὰν καθ’ Ἡράκλειτον, ἐν ᾧ χρόνῳ γεννῶντα παρέχει τὸν ἐξ αὑτοῦ γεγεννημένον ὁ γεννήσας Philo, fr. Harris, p. 20, δυνατὸν ἐν τριακοστῷ ἔτει αὖ τὸν ἄνθρωπον πάππον γενέσθαι κτλ. (http://www.classicpersuasion.org/pw/burnet/egp.htm?chapter=3)
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 09/03/2010 by in Felsefe - bilim, Genel, Latince üzerine and tagged , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: