C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

>Bay Yang’dan… Çin ve Batı şiiri üzerine

>

Batı şiirini incelerken, yazar ile anlatanın aynı kişi olduğu çok az örnek bulunduğunu unutmamak gerekir. Çin şiiri ile batınınki arasındaki temel fark, bu kişi kullanımında yatar. Çin şiir geleneğinde şair ile şiiri dile getiren kişi ayrı sesler değildir; nakil, ancak sıradan matem manzumesinde, halk şarkısı örneklerinde görülür. Eski Çin şairi, okuruna doğrudan kendi seslenir; o dönem şiirinin vazgeçilmez meziyeti, bu içtenlik, aracısız söyleyiş tarzı. Çin şairi kendi kişisini, kendi şiirsel sesinde yabancılaştıracak aracıya gerek duymaz. Batı’da şair bunun tam tersini yapar, şiirde otobiyografik tattan kaçınır; Onun için hüner, içtenlikten önce gelir. Bu nedenle Batı şiirini okurken, anlatan şairin kendisi olmaz. Anlatıcı genelde şairin kendisi değil, herhangi biridir.

Batı kültüründe öz, bireydir; bizim uygarlığımızda ise kamu bireyden önce gelir. Şiire gelince, her iki uygarlıkta da işlev aynı; kişinin kendini ifade ederek varoluşunu sürdürme isteği. Gerçi bu amaca ulaşmak için değişik yollar kullanılır ama fark etmez. Çin kültüründe şiir, kamu yaşamının basıncını sürekli ve tüm derinliğiyle üzerinde duyan bilge kişiyi özgürleştirmek ve desteklemek için vardır. Bu nedenle Çinli şair kendi adına konuşmaktan çekinmez; kendi sesini başka bir tanımsız kişiliğin altında gizlemeye tahammül edemez. Nasıl etsin! Bağımsızlığını şiirsel dille ilan etmek için can atıyor! Başka bir anlatımla, ‘kişi’ bizde ancak şiiri kadar özgür; Çinli şairin tek varoluş biçimi bu özdeşlik. Buna karşılık Batı’da şiir bireyi hem besliyor hem koruyor. Şair bir yandan diğer insanların tehdidi altında, öte yandan onlarla iletişim kurmak zorunda. Bu durumda, Batı şiirinde şair, ‘nakleden kişi’ olarak kendini açık edip incinmekten çekiniyor, iletişimi ‘öteki’ nin sırtından kurup dertleşirken bu belirsizliğe sığınıyor. Bu açıdan bakılınca, ‘dramatik araç’ olarak kullanılan ‘nakleden kişi,’ bireyin kendini çoğaltmasına yarıyor, denilebilir.”

Bay Yang sustu. Sözlerinin akılda kalması, öğrencilerin rahatça not alması için bekliyor gibiydi. Yaman bir tez dinlemiştim, anlattıkları yeni şeylerdi. Ancak görüşleri henüz çok genel çizilmişti, henüz hamdı. Yazıya dökülmeden önce baştan aşağıya gözden geçirilip kanıtlar sıralanmalı. Ayrıca tezin bütününde boşluklar var. Batı Romantikleri’ni, şiirlerinde nakleden kişiyi pek az kullanan Byron ve Keats’i de göz önünde tutmalıydı. Dante bile İlahi Komedya’da sık sık ‘kendi’ olarak konuşuyor. Dahası var, Batı ile Çin uygarlıklarını ayırt edici kavram olarak, ‘kendine ilgi’ ölçeğini sunmak pek bir kolaycılık oluyor. Örneğin, Batı uygarlığının özü sayılabilecek Hıristiyanlık, Tanrı’yı bireyin önüne koyar. Bay Yang, Batı dillerinden sadece birine yoğunlaşsa daha iyi olurdu; tezi, Batı şiirinin tümüne uygulayınca baş etmesine olanak yok.”

Ha Jin, Çözülme, Sf.118-120, Epsilon Yay., 2004.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 05/12/2009 by in Başka birtakım hassasiyetler, Genel and tagged , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: