C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Yeniden “Provehimur portu, terraeque urbesque recedunt”

Copernicus, De Revolutionibus I.8’de şöyle diyor:

Evrenin sonlu mu yoksa sonsuz mu olduğunu fizikçilerin tartışmasına bırakalım ve Dünya’nın belirli kutup noktalarıyla, küre şeklinde olduğunu kesinkes kabul edelim. O halde sınırları bilinmeyen ve bilinmeyecek olan evrenin tümünün, Dünya’nın çevresinde kaymakta olduğunu düşünmek yerine; ona, küresel şekline uygun olarak, bir devinim yakıştırmaktan neden imtina edelim; neden onun günlük dönüşünün göklerde sadece bir görüntü, yeryüzünde ise bir hakikat olduğunu açığa vurmayalım?

Sonra da Vergilius’un Aeneis‘inden bir dize (III.72) ekliyor:

Provehimur portu, terraeque urbesque recedunt.

Şöyle çeviriyorum bunu:

Taşınıyoruz limandan; karalar, kentler çekiliyor ardımızdan.

Çok incelikli bir dize! Copernicus müthiş bir adagium yaratıyor çağına; isterseniz dizeyi analiz etmeden evvel, Copernicus’un bu dizeyi verdikten sonra ne dediğine bakalım:
Gemi dingin bir şekilde ilerlerken dışarıdaki her nesne, hareketin imgesinden ötürü gemidekilere deviniyormuş gibi görünür; hatta gemideki her şeyin öylece durduğunu da düşünürler. Benzer şekilde Dünya’nın deviniminde de sanki tüm evren, onun etrafında dönüyormuş gibi sanılabilir.
Copernicus’un neden bu dizeyi cımbızla seçip çıkardığı ortada; tek bir fiille ne müthiş bir aktarım söz konusu. Vergilius, “uzağa gitmek, geri çekilmek, geriye dönmek” anlamlarındaki “recedo, recedere, recessi, recessum” fiilini kullanarak, her ne kadar hareket eden gemiyse de, sanki uzaklaşıp gidenin arkada bırakılan kara parçası olduğunu göstermeye çalışıyor. Oysa giden kim? Gemi. Kalan kim? O yok işte; sanki gemi de uzaklaşıyor, arkada bırakılan kara parçası da.  Vergilius bunu tek bir fiille veriyor: recedere.
“Kalıyorlar” yani manent demiyor, recedunt diyor. Fiilin başındaki “re-” öneki bas bas bağırıyor ki geriye doğru bir yönelim söz konusu. Peki kim? Terrae ve Urbes.
Daha önce bir yerden, bir noktadan, birisinden ayrılırken; ardımda bıraktığım şeyin de benden uzaklaştığını düşünmemiştim. Mutlaka bir yerlerde bir şeylerin sabit kaldığını sanır gibiydim. Büyümemle birlikte, nereye doğru büyüdüğümü anlamadan; benimle birlikte devinen diğer evren parçalarının devindiğini, “ben”im ise öylece sabit kaldığını daha az düşünmeye başlamışım, hiç haberim yok. Bunu hep tek fiille görüyorum. Benzer bir bakar-körlükten.
İlhan İrem de mustarip olsa gerek; “Gemiler döner geriye” diyor bir şarkısında:


olaki günün birinde, gemiler döner geriye
yolcular aynı yolcular ve biz aynı sahilde

olaki günün birinde, gemiler döner geriye
kimin için yolculuklar ve kalan kim geride

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: