C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Roma ve Yaşlı Plinius!


Roma deyince, aklımıza yalnız zincire vurulmuş köle kafileleri ve sirk arenalarında can çekişen gladyatörler gelmez. Gaddar bir despot olan Neron’la birlikte, onun zamanında yaşayıp, onun kurbanı olmuş filozof Seneka’yı da düşünürüz. Sirkte gladyatörleri kendi eliyle öldüren, eğlenmek için sakatları asasıyla döven imparator Komod’un sözünü ederken tüylerimiz diken diken olur. Roma tarihinde Komod gibi bir cellât hükümdardan başka Markus Aurelius gibi filozof bir imparatorun da olduğunu unutamayız.

Roma birçok halkları esir etmişti, Yunanistan’ı kendisine bağlamış ve Yunan şehirlerine, salt gösteriş olan özgürlüğün gölgesini bırakmıştı. Bir de bu Roma, Yunan felsefesini ve sanat eserlerini koruyarak yüzyıllara emanet etmiştir.

Romalılar Yunanlılara hor bakarak «graeculi», yani «Yunancık» derlerken Atina okullarında Yunanlılardan ders alır, Olimpiyat oyunlarında defne çelengini kazanmak için yarışırlardı.
Romalı şairler Homeros’un açtığı çığırdan yürüyorlardı. Verjilius, Troyalı Eneas’ın serüvenleri üstüne yazdığı destanla, «İlyada»yı devam ettirmişti. Ovidio, büyüleyici şiirlerinde eski çağ Yunanistan’ın saf ve heyecan verici efsanelerini anlatmıştı. Roma tarihçilerinden Titus Livius, Tasitus, insanlığın Herodot ve Tusidit tarafından yazılmaya başlanan tarihine devam etmişlerdi.

Tarihin, Roma’ya karşı haleflerin yargısına sunduğu suçlamalar pek ağır, suç delilleri korkunçtur. Tarih sadece bir «prokuror», yani savcı değil, aynı zamanda bir «avukat»tır da. Dilimiz (Rusça) bile, Roma’nın lehinde tanıklık ediyor. «Prokuror», «avukat» sözlerinin, birçok başka sözlerle birlikte, hep Romalılardan kalmış olması sebepsiz değildir. Gimnazyum, akademi, üniversite, müze, enstitü, fakülte, doktor, profesör, fizik, matematik, felsefe gibi sözler, Yunanca ve Latinceden bütün Avrupa dillerine girmiştir.

İnsanlığın deneyimlerini, kitaplarında damla damla toplamış olan eski çağ bilginlerini unutmak büyük bir nankörlük olur. Tembelliğini ve açgözlülüğünü örnekleriyle gördüğümüz ve aynı Roma’da gecesini gündüzünü bilime veren çalışkan insanlar da vardı. Bir tabiat bilgini, amiral ve devlet adamı olan Plinius bunlardan biriydi. Plinius, bütün doğayı tasvir etmek gibi cesaretli bir iş tasarlamıştı.

Bilgin şöyle der: «Tasarım gerçekleşmezse bile, böyle bir işe girişmenin verdiği zevk yeter.»

Plinius az uyur, az yerdi. Gün ve gecelerini, coğrafyacıların, astronomların, tabiat bilginlerinin ve doktorların doğa hakkındaki kitaplarını okumakla geçirirdi. Kitap üstüne kitap okur, not tutar, düşünür, kıyaslamalar yapardı. Gezilerinde ve savaşlarda çok şeyler görmüştü. Okuduğu kitapların sayısı iki bine yaklaşıyordu. Bunlar kurulacak binanın, ancak gereçleriydi. Yükselmeye başlayan bu binanın adı «Tabiî Bilimler Tarihi»ydi. Yıllar birbiri ardınca geçiyor, Plinius eserine yeni yeni ciltler ekliyordu. Artık bu tek bir bina değil, koca bir şehirdi. Plinius’un «Tabiî Tarih»i tam otuz yedi cilttir.

Plinius bu eserinde yıldızlardan, gezegenlerden, yaban hayvanlarından, ağaçlardan, uzak ülkelerden ve çok eski zamanlardan söz eder. Plinius, ayaklı bir kitaplıktı: Kutupta güneşin yazın hiç batmadığını, kışınsa doğmadığını bile, ışık hızının sesinkinden yüksek olduğunu, deniz gel gitinin, ayla güneşin çekimlerinden doğduğunu biliyordu. Ama o da gerçeği, uydurmadan pek güç ayırabiliyordu. Plinius, tabiat tarihinin Herodot’uydu.

Göz ve ağızları göğüslerinde bulunan başsız insanlar hakkındaki eski masalları, Plinius da tekrarlıyordu. Denizde kabuklu hayvanların, yalnız yeni ay doğup büyüdüğü zaman geliştiklerini sanıyordu. Köpek burcunun, denizde fırtınalar doğurduğunu, şarabı mayalandırdığına inanıyordu. Plinius’a göre, doğa her şeyi insan için yaratmıştı. Sözgelimi, bitkiler insana meyve, şarap, güzel kokulu yağlar vermeliydi. Ağaç gövdeleri, ev ve gemi yapmak içindi. Demir savaş için, altın insanların ahlâkını bozmak için yaratılmıştı. Plinius şöyle yazar: “Altın peşinde yerin ta derinliklerine sokulur, üzerinde yaşadığımız toprağı delik deşik ederiz. Sonra da yeryüzünün çatlamasına, kimi zaman da yerin depreme tutulmasına şaşarız.”

Bilgin depremleri, aç gözlü insanlar tarafından, bağrı delik deşik edilen kutsal toprak ananın gazaba gelmesiyle açıklıyordu. Ne var ki, her şeyin insan için olduğunu söyleyen Plinius, insanın kendisine pek yüksek bir değer vermezdi. Onun vahşi hayvandan kötü olduğunu söylerdi. Ne arslanlar, ne de deniz canavarları birbirine karşı kin ve düşmanlık beslemezler. İnsanlarsa öteden beri birbirine düşmandır. Hiç bir yaratığın cesareti, korkudan insanınki kadar kırılmaz. Hiç bir yaratık, insan kadar öfkelenip gaddarlaşmaz. Şöhret ve menfaat düşkünlüğü, yalnız insana özgüdür.

Herhalde, Plinius’un imparator sarayında, Senatoda, sirkte karşılaştığı Romalılar da, daha yüksek bir değere lâyık olmasalar gerekti. Plinius, Roma’da yüksek fedakârlık örnekleri gösterebilecek insanların da olduğunu kendi hayatıyla ispat etmişti.

Bilgin bu örneği, hem ömrü boyunca çalışmasıyla, hem de ölümüyle vermişti.

Doğa insana, onun ne kadar küçük ve güçsüz olduğunu bir kez daha hatırlatmıştı (Yaşlı Plinius’un Vesuvius patlamasına doğru cesurca gidişini kast ediyor). Elbet, bir gün gelecek, insan bu yanardağlarla da başa çıkacaktı. Yine de, gemileriyle, yok olan şehirlerin imdadına koşan bu Romalı amiralin yüceliğini kim inkar edebilir?

Güverteye taş yağıyordu. Kül bulutları insanların gözlerini kör ediyor, yüzlerini yakıyordu. Plinius, geri çekilmek şöyle dursun, hiç düşünmeden yoluna devam etmişti. Hem bir amiral, hem bir bilim adamı olarak, sonuna kadar görevine sadık kalmıştı.

Kaynak: M. Ilin – E. Segal, İnsan Nasıl İnsan Oldu (II. Cilt), Sf. 334-339, Çev. (Rusçadan) Ahmet Zekerya, Hür Yayınevi, İstanbul 1974.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 02/10/2008 by in Eskiçağ üzerine, Genel and tagged , , , , , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: