C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

>Volkan’dan Taşan Yerel Hezeyanlar

>

Volkan’dan Taşan Yerel Hezeyanlar

Cengiz Çevik


Özetle spor icra eden (bir edim halinden tümüyle çıkmış olan!) kaleci Volkan, ana dili Portekizce olan bir Brezilyalı futbolcuyu kovalıyor, yakalayınca boğazına sarılıyor, gırtlağını sıkıyor, hakemden kırmızı kartı yiyince, bu sefer Brezilyalının kasıklarına diziyle vuruyor. Onca stresi kaldıramamış olduğu belli olan “milyon dolarlık bebeğimiz” arkadaşlarının zaptıyla belki de -spor icra edilmesi gereken alanda- cinayet işlemekten kurtuluyor, rakibini (ya da karşısındaki hasmını!) sakatlamaktan, futbolu amaç dışına taşımış olmanın utanç vericiliğinden de kendisini sıyırıyor, ya da ben o an öyle düşünüyorum! Ülke burası olunca, ben şaşırmıyorum. Profanlaşmış kafa yapılarının muhtaç olduğu her türlü değersizliğinin, dünyevi ihtirasın, cebi kolay yoldan doldurabilme arzusunun hüküm sürdüğü bu ülkede, yenilginin faturasını kendisi dışındaki her şeye ve herkese çıkarma, kendi üstüne alınmama hastalığı hepimizi sarmış durumda. Neden şaşırayım ki? Futbol deyip geçemezsiniz, bu topraklarda her şeyden önemli olan şey bu, artık hepimizin boynundaki yular, kollarındaki kelepçe, ayaklarındaki pranga bu. Kendini sıyırabilenle sıyıramayan aynı kişi olmuş, içinden çıkmaya çalıştıkça daha çok gömüldüğümüz bir bataklık bu. Yerel bazda masa başındaki para babalarının sonuçları tayin edebildiği, uluslararası meydanda ise diğerlerine göre daha tok, daha sırtı pek ülkelerin yedikçe acıkırcasına para akıttığı, bu sayede akıttığından da fazlasını yan ürün satışıyla sağladığı bir spor dalı! Ve bu spor dalının müritleri, sine qua non askerleri, cebindeki son parayla gittiği maçta açı açına ve soğuktan tir tir titreyerek takımını yalnız bırakmayan bir gönüllü köle! Binlerce, milyonlarca gönüllü köle!



Kölelerin tezahuratlarından ve maç çıkışı özel arabasına saldıracakları korkusundan, en azından şimdilik, en azından bir maçlık şimşekleri üzerine çekmemeyi sağlayıp, hatayı başkalarının üzerine yıkmayı köprüden önce son çıkış olarak görüp, binlerce, milyonlarca kölenin önünde kendisini adeta idamdan alıp yerine başkasını, başkalarını koymayı tercih eden bir spor icracısı! Spor icracısı neden bir başka spor icracısının boğazına sarılır, gırtlağını sıkar ve finalde kasıklarına diz vurur? Nedenini bir nebze olsun -kendimce- sunabildiğimi düşünüyorum, ya da düşünüyordum, oysa adamımız öyle bir açıklama yaptı ve ardından birkaç sporseverin yorumu onu öyle destekler bir pozisyona geçti ki, aslında durum yukarıda anlattıklarımdan çok daha fazlasıymış.

Şöyle diyor gırtlakçı Volkan Demirel, tüm yaptıklarına hak vermemizi arzularcasına: ”Hangi Türk insanına bu sözleri söyleseniz, aynı tepkiyi alırsınız. Az biraz yüreği varsa gelsin, dışarıda bu kelimeleri yüzüme söylesin. İngilizce söyledi bunları. Ona yakışmadı.” (http://www.ntvspor.net/Pages/20632.ASP) Başka bir kaynağa göre ise şöyle: “Zoruma giden; bir Brezilyalı’nın gelip de ana, avrat, kız kardeş küfür etmesidir. Hangi Türk insanı kendisine küfür edilince tepki göstermez? Ben de tepkimi gösterdim. Lincoln’a yaptığı terbiyesizlikten dolayı bakış açım değişti. Gelsin, bana dışarıda aynı küfürleri tekrar etsin. Azıcık yüreği varsa aynı şeyleri dışarıda da söyler. Hakemin kırmızı kart göstermesi normal. Benim de tepkim vardı. Bizim örfümüzde bu küfürler adam öldürme sebebidir.” (http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=110220,2)


Şöyle düşünün, çok seviliyorsunuz. Hatta o kadar çok seviliyorsunuz ki, kitleler sizin en ufak işaretinizle patlamaya hazır volkan gibi! Hatta kimi zaman patlatmaya hazır! Başarılarınız sizi sevilen kılan, hatta sevilecek kılan. Siz ve milyonlarca gönüllü köle için kazanmanın ve kaybetmenin doğal olduğu (başka seçenek yok ya, şampiyonlukta berabere kalmak yoktur, kazanırsın ya da kazanamazsın) bir oyunda doğal olan seçeneklerden biri gerçekleşti diye milyonların tepkisini çekmemek uğruna durumu sizinkinden farklı olmayan bir başkasının gırtlağına yapışıp, kasıklarına diz atabiliyorsunuz. Donanımlı değilseniz bunu size duyulan sevginin veyahut kontrolsüz bağlılığın yaptırdığını söyleyebilirim, ama ”Hangi Türk insanına bu sözleri söyleseniz, aynı tepkiyi alırsınız.” diye başlayıp “Bizim örfümüzde bu küfürler adam öldürme sebebidir.” diye bitirdiğiniz bir konuşma yapmışsanız meselenin donanımlılık ya da donanımsızlık olmadığını anlayabilmeniz de güçtür. Sporun spor olmaktan çoktan çıktığı futbolun da futbol olmaktan çıktığı, artık işin içine “Türk insanı”na ait “öldürme sebepli” saptamaların girdiği bir acayip paylaşımdan söz ediyoruz, tehlikenin farkında değiliz sanırım. Küfür edildiği iddiasıyla gırtlağa yapışılan yer bilmem kaç tane gazetecinin takip ettiği, kameraların bilmem kaç dakikadır canlı yayınla tüm Türkiye’ye olan biteni aktardığı bir futbol arenası! Yapılanların savunması ise yine medya aracılığıyla tüm Türkiye’ye ulaşıyor, içinde “size küfür eden olursa siz de öldürün” mesajının da iliştirildiği! Hem de ne iliştirme! İçinde ırk gözetilerek ırkdaşlara selam var, örf teraneleri gözetilerek popülizme sığınış var, “Gelsin, bana dışarıda aynı küfürleri tekrar etsin.” ifadesiyle liseli reislerinkini andıran bir söylemi meşru kılan, bizi iki gıdım ileriye taşımayan, yerin dibine batası delikanlılık gösterisi var! Başbakanı işleri Kasımpaşalılığıyla hal yoluna koyarken, kalecisinin farklı bir yol tutması beklenebilir miydi? Hayır! Peki Başbakanı, tuttuğu takımın kalecisi böyle olunca, onların gönüllü kölesi durumuna gelmiş yığınların arenadaki aslana sempatisi farklı mı olur sanıyordunuz? Gelelim kölelerin hezeyanlarına!





Bir tanesi şöyle diyor: helal olsun sana be yemişim fair play i profesyonelliği hangi fenerbahceli keyif almadı lincoln e sağlık koşusu yaptırırken. ohh be .dedirten yarmagül (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=12708295), ya diğerleri: “insandır,ettir,kemiktir,deridir.robot değildir..27 subat 2008 galatasaray fenerbahce macında yaptıklarından ötürü yok taşşak operasyonu yok sahada adam kovalamak yüzünden yerin dibine batırılırken çirkeflikle itham edilirken bi allahın kuluda çıkıp ” ulan bir insanı bu kadar dellendiren şey ne olabilir acaba ? ” diye sorma cesaretini göstermemiştir,gösterememiştir.şayet küfür olayı doğruysa ki barış özbek‘in maç sonu açıklamaları bunu doğruluyor attığı 2. tekmenin adresi bulmamasından dolayı derin üzüntüler içindeyim.ayrıca şeref tribününe “kafam girsin” hareketini yapanların , elalemin götüne pandik atanların , bahis şirketi sahiplerinin olduğu bir milli takımda şerefle ve gururla oynatılması gereken türkiyenin en iyi kalecisi.” (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=12708170), “golden sonra bütün takımı sevinirken hiç ihtiyacı olmadığı topu almaya çalışıp, alamayınca volkan dönünceye kadar laf edip, 2 adım üstüne yürününce de hakeme sığınanlardan çok daha karakterli futbolcudur. en azından bazı “delikanlılar” gibi yılda yarım milyon avro alıp sene başından beri yatmamaktadır, geçen seneki o kadar olaya rağmen ayağa kalkmıştır ve ayakta kalacaktır.” (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=12705804), “zamanında bir kaç mafya bozuntusu rüştü rençber isimli; gs’nin de gayet canını yakmış bulunan -zamanın türkiye’nin en iyi kalecisi ve kalecimiz!!!-e küfrettiği için, kendisine küfredilmesine ses çıkarmamalıdır.. ki kendisi -resmen “s.ke s.ke”- türkiye’nin en iyi kalecisidir.” (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=12705614), “92 . dakika da yedigi golden sonra ona yapilan kufuru kaldiramadigi icin rakibine saldirmis (evet evet tekme atmis hemde) dunyada ne ilk ne de son olayi yapmis kisi. isin komigiyse nick altlarina en kucuk elestiriyi kabul edemeyen yazarlarin, kendisine en kucuk elestiride agzindan sular akitarak sinir krizleri geciren halkin bu insani elestirmesidir. cok kritik macta son saniyede yediginiz golden sonra rakip oyuncunun gulerek annenize kufur etigini dusunun ne yapardin. volkannin yerinde ben olsaydim aynisini bende yaparim 92. dakika da yenilen bir gol, baya stressli bir mac ve onu elestiren empati yetenegi sifir olan salaklar, volkana uzulmuyor degilim.” (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=12705509), “hayatında sadece lincoln’den küfür yemediği için bir gsli gibi küfürleri şerefsizce hazmetmeli, gurursuzluğun adına profesyonellik demeli ve haysiyetsiz taraftarına yaranmalıydı tam da bir gs’li gibi.. (di mi cimbom elleri göreyim??) hay ben senin be türkiye’nin -tartışmam bile- en iyi kalecisi.. hay ben senin o mübarek dizinden öpeyim” (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=12705423), “bir beşiktaşlı olarak söyleyebilirim ki, kral adamdır. bütün galatasaraylı futbolcular tribünlere koşarken kaleye gidip ukalalık yapan lincoln‘e sinirlenmiştir. haksızlığı hazmedememesi takdir edilesidir.” (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=12705371), “galatasaraylılar tarafından türk futbolunun içine eden şahıs olarak lanse edilen adam. hakemden bozma biri çıkıp maçın içine etsin, sonra da çıksın bir brezilyalı dalga geçer gibi diklensin sana senin en üzgün anında, sen sonra sinirlerini hakim olamayınca türk futbolunun utanç yüzü ol. sanırım attığı tekme çok daha fazlasını acıtmış. en azından şu söylenebilir ki, diklendiği zaman sonrasını getirebilen biri. diğer tabiriyle “erkek”.” (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=12705162)

Gelinen nokta vahim mi? Hayır. Birden içine düştüğümüz bir bataklık değil bu, adım adım, aşama aşama battığımız bir kurgu bu. “Az biraz yüreği olanların çıkışta gelmelerini” buyuran kaleciye verilecek destek başka türlü olabilir miydi? Olamazdı. Oysa Türklük vurgusu es geçiliyor, oysa savunmasında “Zoruma giden; bir Brezilyalı’nın gelip de ana, avrat, kız kardeş küfür etmesidir. Hangi Türk insanı kendisine küfür edilince tepki göstermez?” diyor. Kendisini sevmeye ve savunmaya gönüllü binlerce, milyonlarca insana yol gösteriyor, alttan Türk insanının kendisine küfredildiğinde nasıl karşılık vermesi gerektiği uyarısını yolluyor! Öyle ya o bir “Erkek!”, o bir “Türk erkeği!” İşini gücünü bırakıp, mesleğinin gereklerine tutkun ve sadık olmayı, başarısızlığı hazmetmeyi beceremeden, tüm işgüzarlığıyla tribünlere oynayan bir “Erkek”! Hem de nasıl bir erkek, kendisine küfür edildiğinde buna tepki verebilen delikanlı “Erkek”! Öyle mi Volkan kardeşim? Mesajını doğru almış mıyız bak bakalım, o halde seni de kendi Erkekliğime, örflerimin bana verdiği yetkiye, bir Türk’ün küfürle karşılaştığında sergilemesi gereken davranaşa güvenerek, tıpkı senin gibi, senin gırtlağına yapışayım öyle mi? Bakın bakalım: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=4732688 .

Ne görüyorsunuz bilmiyorum, ama ben haysiyetsizliğin kol gezdiği, kimi değerlerin içinin boşaltılıp bize doktrin gibi zincirlendiği, daralmış hareket alanımızda dikiş tutturmaya çalıştığımızı görüyorum; tutturabiliyorsak ne ala, tutturamıyorsak Volkan Demirel gibi bir geceyi huzurlu geçirebilmek için uyanıklığımıza şükredeceğimiz kimi değerli/siz sığınaklarımıza çekilelim daha iyi, dağ Muhammed’e gelmiyorsa, Muhammed dağa gider, öyle ya!

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 13/07/2008 by in Başka birtakım hassasiyetler, Genel and tagged , , , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: