C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

>The Simpsons Üzerine

>The Simpsons Üzerine


ABD’nin özeleştirel görünen fakat pragmatist ve göz boyamaya yönelik tavrının bir(çok) örneğini görebildiğimiz bir çizgi dizidir bu.

Üç aşağı beş yukarı hepimiz duymuşuzdur; kimi Amerikan gençleri o kadar cahildir ki; Vietnam Savaşı’nı Amerika’nın kazandığını sanmaktadır ve bunu da sinema sektörüne borçlular. Gözleri boyanmış bu kimselerin aslında bir diğer özelliği de her -alternatif-popüler aktiviteye, isyan edermiş gibi görünen ( black metal’e karşı white metal örneğinde olduğu gibi) ve bambaşka bir tarz oluşturan yapıma bağımlı olmalarıdır. South Park, hükümeti eleştirir, Usame’ye laf sokar, dalga geçer, bir bölümünde doğuluların tamamını mağarada yaşayanlar olarak gösterir. Arap kim, Türk kim, Kürt kim, hatta Japon kim, Çinli kim diye düşünmeden hepsini bir potada eritir. Ortaya doğulu, eğitilmeye muhtaç, insani kazanımlardan bihaber bir insan tipi oluşturur, karşısına da sözde eleştirel bir gözle bakarak Amerikan hükümetini koyarak karşılaştırır, bu sefer biz izleyiciler asıl yerden yere vurmamız gereken saldırgan batının o kanlı dişlerini bir kenara bırakır, kendimizi doğulu tipiyle dalga geçerken, hatta bundan zevk alırken buluruz.


Ayrıca Amerikan medyası, görsel sanatçıları, müzisyenleri, aktörleri hükümeti eleştirir hararetle, hatta Oscar töreninde önceden ödül alacağına kesin gözüyle bakılan aktörlerin ABD hükümetini protesto edeceği haberi gelir; ama törende ses seda çıkmaz. Gerçekten yürekli gerçekten duruşu olan, gerçekten insan olan biri çıkar ve samimiyetini Oscar heykelciğini reddederek yüreklere kazır. (bkz: Marlon Brando)


Tabii bazıları da sırf Cumhuriyetçiler’e karşı olduğundan, Irak Savaşı’nı eleştirir, belgeseller yapar, filmler çeker, hatta Oscar töreninde şov yapar, oysa ki demokratları savunur bangır bangır, Clinton’a yapılan suçlamalara göğüs gerer; ama o demokratlar da “biz hükümet olursak, Irak’tan çıkmayacağız” der ve yapılan eleştirilerin boyutunun aslında siyasi kısır çekişmeler olduğunu anlarız.

Amerikan Tipi Eleştiri


Amerikan tipi eleştirisi ise, olay esnasında, yani Vietnam’da, Irak’ta, Balkanlar’a müdahale ettiğinde, SSCB ile girişilen soğuk savaşta, turuncu devrimlerde, 12 Eylül’lerde hep hükümetin lehine çalışır nedense. Sadece Amerikan değil Avrupa basını da Türkiye Cumhuriyeti’ni yerden yere vurur, para için kendini sattığından söz eder. Şu 1 Mart tezkeresi döneminde batı gazetelerinde nasıl karikatürler çıktığını hatırlayın. Düne kadar İslami birlikten söz edenlerin bugün emperyalist devletlerle işbirliği içinde Müslümanları bombalama, yataklık etme pazarlıklarını düşünün. İçte ve dışarıda bu iğrenç disiplinden, dünyanın adım adım kocaman bir savaş meydanı haline gelişini hatırlayın.


Batının insanlık suçlarını düşünün, işte ben bu yazıda Amerika’nın insanlık suçlarını işlerken o medyanın büyük çoğunluğunun nasıl hükümet yanında olduğunu söylerken, daha sonradan, olaylar yatışınca, acılar dinmeye yönelince nasıl özeleştiri yaparak bu sefer de “vay be Amerikan basınına bakın hele ne özgür, ne özeleştirel!” deyişimizi düşünüyorum. Yıkılışımızı, uyutuluşumuzu düşünüyorum. Irak’ta harbi harbi kimyasal savaş gereçlerinin, kaynaklarının olmadığını bangır bangır söyleyen, ABD’nin tek hedefinin, Bush ailesiyle yakından ilişkili silah şirketlerinin kar sağlamasını, Arap şirketlerin Bush ailesiyle olan ilişkisini (ki bunları az evvel eleştirdiğim Michael Moore söylemiştir) ortaya koyan, vergisini ödeyen Amerikan vatandaşı, gazetecisi, sanatçısı çıktı mı? Ya da çıktıysa, ne kadar etki bıraktı? (bkz: Rock yıldızları dünyayı değiştirebilir mi?)
Ne zaman ki hükümet, Irak’ta kimyasal silahlar olmadığını açıkladı, basın da peşinden “keşke girmeseydik” nidalarıyla kendini boğdu. Tarih tekerrürden ibaret, hiç değişmiyor hiç. Bana bunca kini kusturan nedir gece gece! Efendim Simpsons’ın bir bölümünde, Homer ailesi bir kovboy kasabasındadır. Lisa, bir kızılderili anıtının önünde, anıtın üzerinde yazanları okumaktadır. Homer ve kızı Lisa bir diyaloga giriyor. Lisa: “Bu bölgede bir savaş yapıldı ve 56 kızılderili canını kaybetti (verdi). 4 cesur Amerikalı da şapkasını kaybetti. (Bu arada anıtın üzerinde dört tane kovboy şapkası asılıdır. Meğerse anıt şapkalar için dikilmiş.) Homer ise şöyle cevap verir: “Vay zavallı şapkalar…”


Ne kadar da özeleştirel yaklaşıyorlar değil mi, ne kadar da alternatif bir kültürün, yani Batı’nın insani kazanımlarının sonucu bu diyalog. Kendilerini eleştiriyorlar ama kanıyoruz. ( bkz. http://eksisozluk.com/show.asp?t=aeneis%2F@jimi+the+kewl ) İnanın bu sahneye gözümüz doluyor; ama onlar kocasını Amerikan bombalarıyla kaybetmiş, hayatı kararmış Iraklı kadınlara vibratör yollayan Amerikan sekshopları kadar samimiler benim gözümde. Zira o Amerikalı kadınlar, vibratörleri yollama sebebi olarak: “Karanlık geceleriniz aydınlansın diye ışıklı yolluyoruz.” cümlesini sarf etmişler mektuplarında.
Ne kadar trajik değil mi?

CENGİZ ÇEVİK

not: bu yazım kanal türk ‘ün resmi sitesi’nde, genç kalemler bölümünde yayınlandı.

link: http://www.kanalturk.com.tr/haber.php?haber_id=52109

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 23/12/2007 by in Felsefe - bilim, Genel and tagged , .
%d blogcu bunu beğendi: