C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

>Rock Yıldızları Dünyayı Değiştirebilir mi?

>


16 mayıs 2006 independent gazetesinin ciddi sorusu.
[ http://news.independent.co.uk/world/politics/article484979.ece ]

efendim insanlık aleminin ta ilk iki orjinden yani adem ile havva dan bu yana bir başka deyişle havva nın adem e gönderilmesinden sonra, tam anlamıyla benliğini kazanması, hatta “tanrılar gibi ölümsüz ve güçlü olmayan insan niçin yaratılmıştır?” sorusunun da ikincil cevabı niteliğinde, insanın yaratılış amacı tanrılara hizmet etmektir, olabilir mi? (bkz: sümer) “insandan önce dünyadaki herşey belirli bir yasaya göre düzenlenmiş ve hazırlanmıştır.insanın görevi bu düzene ve dünyaya uygun hareket etmek, kendinden beklenen hizmet görevini yerine getirmektir.” (bkz: cengiz çakmak) (bkz: lucerna) işte bu noktada belirtmeliyim ki görev yani hizmet gereği insanın doğasında bu şekilde vardır. eski kaynaklardaki bu ilahi açıklamaların (sümer’de enki ile nimmah, yunan’da pandora ve prometheus mevzuları, tek tanrılı dinlerde adem ile havva , günahları vs.) hepsindeki ortak payda; bir şekilde insanın yaradılışına ve tanrıya (güce) hizmet etme zorunluluğuna zemin oluşturma gayretidir.

benim entry’e adem ile havva’dan başlamış olmam ise, dünyayı değiştirme konusundaki semavi dinlerin ve dinin temsilcilerinin çabaları ve bu iki atanın (kadınlar için başka bir terim kullanılabiliyorsa, beni uyarın. insanın insan olmasında bir araç gibi; kadın. gerek yunan’da ve roma’da -pandora- gerekse bahsettiğim adem ile havva hikayesinde hep adem’in insanlaşması, yani trajik olması, gece gündüz gibi, siyah beyaz gibi, mutluluk keder gibi, yüksak alçak gibi hep karşıtlarıyla birlikte varlığını yaşaması, nefes alıp vermesi hadisesi.) çok rahatlıkla anlayabileceğimiz bir kaynak teşkil etmelerindendir. görev sahibi düşünen varlık, görevini ihmal etmemesi gerekir. toplum için, kendi için, bireysel sanatı için -tatmini için- hizmet itkisinden vazgeçemez insan! sınırların kaldırılması, insan mevzubahis olduğunda sınırların ötesine geçilmeli, gereği maalesef bu çağımızda, iletişimin had safhada insanları esir aldığı, dramatik insan sonları eşliğinde, amerikan füzeleriyle kocası ölen ıraklı kadına elektrikli vibratör yollayan amerikan sekshop sahiplerinin dükkanlarına bomba koyulmasını nasıl karşılayacaksınız? tıkandınız değil mi? cevabı yok çünkü bunun, dramatik bir gerçeklikten sözediyoruz; neyin doğru neyin eğri olduğunun artık hiçbir önemi yok; platon ‘un devletinde geçtiğince; doğruluk ve adalet, güçlünün elinde olunca, paranın himayesinde olunca; öte sınırlara ulaşmak, barış götürmek için, sıhhat için, en temel nefes alıp verişi kolaylaştırmak için, özgür düşünce sistemi için çok trajik bir hal almışlığı göstermektedir. yazarak düşünüyoruz; bakın bozkurt güvenç nasıl bir örnekleme/alıntı yapıyor;

“bir akarsunun iki kıyısında gelişen bir yerleşmede, insanların bir kıyıdan ötekine gidip gelmeleri bir gereksemedir ki karşılanması bir iş, hizmet, görev veya fonksiyondur. kültürler bu fonksiyonu türlü biçim ve yapılarla karşılıyabilir. sözgelişi: a) salla, b) sandalla, c) gemiyle, d) köprüyle, e) balonla, f) helikopterle, g) uçakla, h) teleferikle, i) tünel veya tüple geçebilirler karşı yakaya. daha başkaları da konuşup tartışarak düşünülebilir: leander öyküsündeki boğazı yüzerek geçmek, akarsu yatağını doldurmak, dondurmak, boşaltmak ya da telefon ve internet ağı ile
gidip-gelme ihtiyacını azaltmak gibi.” (kültürün abc ‘si)

evet artık aradaki duvarlar hoca’nın son dediği gibi internet ağıyla kalkmış durumda, rock yıldızları eşzamanlı konserler veriyorlar dünyanın dört bir yanında, nehir artık çok kolay aşılıyor, bir yandan internet üzerinden çeşitli siteler aracılığıyla yüzbin dolarlar yardım olarak afrikalı açlara, yaşayamayanlara akıyor, banner’lara tek tıklamanız yeterli o sitelerde, paralar akıyor.ırka göre yardım zihniyeti de yok, belki evvelden vardı ama şimdi yok, dünyanın bir yerinde tsunami oluyor, burada bir konserle yardımlarımızı sunuyoruz. (bazı sömürgenler de “bosna’ya yardım ediyoruz” diye diye 90’ları kirletmişlerdi, ilkokullardan -bile- alınan paralarla bankalar kurdular, batırdılar. – 25 şubat 1994 : bosna hersek‘in yardımlardan sorumlu devlet bakanı hasan muratoviç, yaptığı bir açıklamada: “refah partisi‘ni ve necmettin erbakan‘ı tanıyorum. rp‘den beş kuruş gelmedi.” dedi. kaynak: http://www.geocities.com/almanakturkiye ) sınırlar kalktı artık.


şimdi uygun zemin oluştu mu; tartışmaya başlayabiliriz; “rock yıldızları dünyayı değiştirebilir mi?”independent’a bahsi geçen soruya verilen cevap şu: “oh all right then. but with a little help from their friends. which includes all of us – fans, activists, politicians and now – as project red so clearly demonstrates – shoppers too. ‘celebrity is ridiculous,’ said bono yesterday, ‘but it is currency and i want to spend mine wisely’. who changes the world? the answer is all of us. for we each, in our very different ways, have our own currency to spend. and we must spend it wisely.”

evet hepimiz sorumlu ve sorunluyuz bu konuda. dünyayı değiştirmek, bir pop rock şarkıcısının bağıra çağıra siyasi mitinglerde boy göstermesini eleştiriyorsunuz da, bizdeki şarkıcı türkücü takımının, siyasetçilere yalakalık ederek, günün hükümetine sırnaşarak televizyon kanallarında programlar yapmalarına, çeşitli para faaliyetlerinin içinde bulunmalarına neden göz yumuyorsunuz? bizdekiler yalandan milliyetçi gibi görünür, yalandan islami hassasiyeti varmış gibi yapar ama gider gizli hristiyan olan islami bir kanalda şarkılı türkülü eğlence programı yapar, konserler verir ama dünyayı değiştirmek, aç doysun, fakir güzel yemek yesin, kendisine vibratör yollanan ıraklı kadının gözyaşları dinsin diye değil, bu ülkeye daha fazla özgürlük gelsin diye değil, adında insan hakları geçen ama özünde teröristere destek veren örgütlerle içli dışlı olup da kimi solcu gençlerle kafelerde içi boş münazaralar yapan, sırf amacı “solcu sanatçı” imajını sırtında taşımak olanların yürkelerindeki saçmalıktan ötürü, pespaye yayınlardan, şarkılardan, içi geçmiş siyasetçilerin meclis koridorlarında transfer pazarlıkları yapmaları dünyayı değiştirmek için değil, cep doldurmak için, hısım akrabayı daha fazla zengin edebilmek için, ehliyetsiz araba kullanabilmek, kendisini durduran polise “ben kimim, biliyor musun!” diyebilmek, oğlunu 5 yıldızlı otel odalarında gerdeğe dokabilmek, kızını altına doyurabilmek, milli değerleri sömüre sömüre halka birşey bırakmamak, müslüman, milliyetçi, kemalist, laik, insan hakları savunucusu, bakın efendim, bu saydıklarımın hepsi bir değer, hepsi kendince, uygulandıklarında bambaşka bir türkiye görebileceğimiz, değerler ama şimdiye kadar, hepsinin altı oyuldu, hepsinin boku çıktı, hepsi sömürüldü. ne için?

dünyayı değiştirebilmek için mi?

hayır!

o halde tekrar soralım; rock starları dünyayı değiştirebilir mi?

bizim şimdilik yoksun olduğumuz şey olursa neden olmasın, yani;

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 23/12/2007 by in Felsefe - bilim, Genel and tagged , .
%d blogcu bunu beğendi: