Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

“Eskiçağ tarihi” ifadesinden ne anlıyoruz?

Roma Tarihi ve Kültürü sayfasına dönmek için tıklayınız.

“İnsanlık tarihinin en eski gelişme evresi olan ve kalıcı etkileri öncelikle yazının bulunması, kent uygarlığının oluşması, devlet kavramı ve teşkilatının gelişmesi ve güçlü bir zihinsel kültürün ortaya çıkması gibi noktalar üzerinde yoğunlaşan Eskiçağ tarihi, esas itibariyle Akdeniz ve Önasya kültür çevrelerinin ve bu kültür çevreleriyle doğrudan ilişki halinde bulunan komşu bölgelerin yazı ile başlayan en eski devirlerinden (İ.Ö. 3000-2800) Roma’nın Akdeniz’de kurduğu siyasal mekân birliğinin çöküşüne ve Avrupa Ortaçağı’na (İ.S. 7. yy.’dan itibaren) kadar olan süreyi kapsamaktadır.” Prof. Dr. Bülent İplikçioğlu Eskiçağ tarihinin kapsamını bu şekilde özetliyor. [Bülent İplikçioğlu, Eskibatı Tarihi 1. Giriş, Kaynaklar, Bibliyografya, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1997, s.12.]

İlgisi olanların da aşina olduğu üzere “Eskiçağ” dendiğinde akla ilkin Yunan-Roma dönemi geliyor, oysa yukarıda çizilen kapsamda da görülebildiği gibi, Eskiçağ’ın başlangıç noktası ve belirleyicisi her şeyden önce yazının bulunuşudur, dolayısıyla Eskiçağ ifadesi Yunan-Roma döneminden de eskiyi kapsar. Oysa akademik ve bilimsel anlamda  özellikle de Alman filoloğu Friedrich August Wolf’un (1759-1824) kabul ettiği gibi, Altertumswissenschaft yani “Eskiçağ Bilimi” başlarda sadece Yunan-Roma dönemini kapsıyordu, daha sonra 19. yüzyılda  Mezopotamya, Mısır, Suriye-Filistin, İran ve Anadolu’daki arkeolojik buluşlar bu kültür bölgelerinin de Eskiçağ bilimi kapsamında incelenmesini gerektirmiş. Bu kapsam genişlemesinde özellikle de Eduard Meyer’in (1855-1930) bilimsel çabalarını göz ardı etmemek gerekir.

Ancak bu kapsam genişlemesiyle birlikte neredeyse 5000 senelik bir zaman süreci ortaya çıkmıştır, dolayısıyla bu süre içindeki farklı dönemlerde oluşan farklı kültür ve medeniyetlerin özgül niteliklerini kategorisiz tek başlık altında toplayıp incelemek güç olduğundan, Eskiçağ tarihi de kendi içinde ikiye ayrılmıştır: 1) İlk bölüm “Eskidoğu” başlığı altında,  daha eski döneme ait olan Eski Önasya (Mezopotamya, Suriye-Filistin, İran ve Anadolu) ve Eski Mısır kültürünü, 2) İkinci bölüm ise “Eskibatı” başlığı altında Ege-Yunan kültürünü, Büyük İskender’in yol açtığı Hellenizm kültürünü ve İtalya-Roma kültürünü inceler.

Eskçağ biliminin zaman, mekan ve kültür kapsamını belirleyen unsurlardan biri de, yukarıda bahsettiğimiz kültürlerin birbirleriyle olan ilişkileridir, dolayısıyla aynı tarihlerde boy göstermelerine rağmen bu kültürlerin nispeten az ilişkiye girdiği diğer kültürler Eskiçağ bilimi kapsamında değildir, bu kültürler örnek olarak erken dönem Çin, Japon, Hint ya da Amerikan kültürlerini sayabiliriz. Yine bu bilim dalı erken dönem Germania, Slav ve Hun kültürlerini de, bahsi geçen Eskiçağ kültürlerinin onlarla olan ilişkileri oranında incelemiştir. Bu kapsam sınırlandırmasını Prof. Dr. İplikçioğlu şöyle açıklıyor:

“Eskiçağ tarihi biliminin kapsamındaki bu sınırlandırmanın bazı nedenleri vardır: Bunlardan ilki, Eskiçağ kavramının gelişim süreci ve Eskiçağ’ın organik bütünlüğü ile ilgilidir. Geleneksel Eskiçağ kavramı,… Humanizma hareketiyle başlayarak Hellen-Lâtin çerçevesi içinde geliştirilmişti. 19. yy.’daki ‘İkinci Humanizma’ hareketi ile Önasya ve Mısır’da başlatılan büyük çaptaki arkeolojik kazılar, buralarda ortaya çıkarılan uygarlıkların Hellen ve Roma uygarlıklarından daha eski olduğunu ve onları etkileyerek onlara temel oluşturduğunu; Sumer ve Eski Mısırlılarla başlayıp Roma’nın sonuna değin -hâtta ondan sonra da Avrupa Ortaçağı’nda- süren belirli, organik bir bütünlüğün varlığını ortaya koyunca, Eskiçağ kavramı da mantıksal olarak o ölçüde genişlemiştir. İkinci neden ise filolojiktir: Yazılı kaynakların eleştiri süzgecinden geçirilerek incelenmesi anlamına gelen filolojik yöntem, Eskiçağ tarihsel olaylarının yorumlanabilmesi için asıl anahtar durumundadır. Bu bakımdan -zaten Eskiçağ kültürleri ile organik bir bütünlük içinde olmayan- erken devir Germen ve Slavlarının yazısız kültürleri Eskiçağ ufkunun dışında kalmaktadır. Aynı şekilde, erken devir Çin, Japon, Hint tarihlerinin araştırılması da, elbette bu kültürlerin dillerinin uzmanlarına (sinolog, indolog) bırakılmaktadır.” (a.g.e., s.13)

Roma Tarihi ve Kültürü sayfasına dönmek için tıklayınız.

Reklamlar

One comment on ““Eskiçağ tarihi” ifadesinden ne anlıyoruz?

  1. Geri bildirim: Batman üçlemesine ilişkin bir derleyip toplama… « jimi the kewl resmi blog! (C. Cengiz Çevik)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: