Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

Ulusal sanatçımızın ulusal başarısı mı?

nuri_bilge“Sanat” teriminden ne anlıyorsunuz? Sanatın ulusal bir yönü var mıdır? Sanatçı ile mümkün olan sanat bireysel bir çabanın sürecini ve ürününü kapsayan bütün bir inşayı imlemez mi? Bu sorular arttırılabilir, nitekim çağlar boyunca bunlar ve benzer sorular sorulmuştur. Nereden esti de bu konuya geldim? Yanda gördüğünüz alıntı bugünkü Cumhuriyet’te (s.2) yayınlanan bir yazıdan alındı. Prof. Dr. Osman Coşkunoğlu’ya ait olan bu yazıda müzikte, Eurovizyon’da olmamamız, tv dizilerimizin dünyanın başka ülkelerinde rağbet görmemesi muasır medeniyet çevrelerinden uzaklaşmış olmamızın göstergeleri olarak görülüyor. Yazara göre tek iyi örnek Nuri Bilge Ceylan, zira o “uluslararası başarımız“.

Yukarıda -mız, -miz’leri bold’ladım, vurgum ilgili unsurların “biz”liğine yönelik. Elbette, ülke sınırlarımız içinde gerçekleşen faaliyetlerin biz’lik yönleri var ve dilde “bizim müziğimiz, bizim dizilerimiz, bizim sinemamız” diyebiliriz. Peki, biz’lenmiş bu unsurlarda uluslararası başarı (yarışmalarda ödüller) kazanıldığında, bu başarı da bizim başarımız mı oluyor? Niçin? Müziği yapan, diziyi ve filmi çeken bireyler var değil mi ve sanat bizatihi sanatçı ile mümkün olan ve onun katkısından gayrı her şeyin ancak katkıyı besleyen yan unsur olabildiği bir şey değil midir?

Bu yaklaşımım temelde Aristotelesçi sanat anlayışına dayanıyor, buna göre sanat (τέχνη) “deneyim” olarak Türkçeleştirebileceğimiz ἔµπειρια’dan üstündür. ἔµπειρια burada “yan unsur” dediğim sanat ürününün meydana gelmesinde etkisi bulunan, “biz”lik diyerek genelleştirebileceğimiz niteliksel kazanıma denk düşer, Yunancasıyla τεχνιτης yani “nasıl yapılacağını bilen” sanatçı sanatıyla/üretimiyle gerisinde kalan genelin arasından sıyrılır ve bu şekilde diğerleri arasından seçilebilir hale gelir, aksi halde sanat ürününü sanatçıdan ziyade genel ve ortak deneyimimize atfetmemiz gerekirdi. Burada kocaman bir soru beliriyor, peki, o halde Nuri Bilge Ceylan örneğinde onun sanat eseri nasıl oluyor da “bizim” uluslararası başarımız (ἔµπειρια’mız) olabiliyor? Burada başarı varsa, Nuri Bilge Ceylan’ın başarısı değil midir? Nasıl oluyor da, onun başarısını “uluslararası başarımız” diyerek hepimiz üstleniyoruz?

Bu noktada denebilir ki, “aynı durum spor ve diğer sanat dallarındaki başarıların ulusallığında da yok mu?” Evet, var. Yunan Olimpiyatlarına katılan atletler kendi kent-devletleri temsil ediyorlardı, kazandıklarında vatandaşları da başarıyı günümüzdekine benzer bir sahiplenme coşkusuyla üstleniyor ve gururlanıyordu. Bu noktada spor ile sanat arasında nitelik farkı olduğu düşünülebilir, ancak düzenlenen tragedya yarışmalarında kazanan yazarların da kent-devletlerini gururlandırdığı biliniyor. Demem o ki, Yunanlar arasında bireysel spor ve sanat başarısının kolektif kimliğe onur kazandırdığı görülmüştür.

Sanat tarihi ve felsefesi, kuramları ve deneyimi üzerinde uzman değilim, ilgili olduğum da pek söylenemez. Sadece burada sanatın nerede başlayıp nerede bittiğine ilişkin kafamı kurcalayan bir şeyler var, hızlıca, kabaca yazdığım bir yazıda birçok unsuru atlamış olabilirim. Aklıma gelirse ya da bir şeyler okursam ekleme yaparım. Sizin de ekleyeceğiniz bir şey olursa, çekinmeyin.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: