Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

Utilitaryanizmden Sırrı ve tatava meselesine

Malumunuz, AKP ve RTE’yi siyaseten çökertmeyi düşünen muhalifler var ve politik mücadelenin bir gereği olarak da bunu istemekte son derece haklılar. Politik racon, mücadele esnasında türlü ittifakları gerekli kılabiliyor. AKP karşıtlarının yerel seçim bölgelerinde AKP’nin güçlü olan rakibini destekleme olarak özetleyebileceğimiz “Tatava yapma bas geç” söylemi bu tür bir ittifak olması nedeniyle haklıdır, zira hak bellenen yol, burada amacıyla kendini belli etmektedir: Bir şekilde AKP ve RTE’yi siyaseten çökertmek.  BDP/HDP çizgisinin Öcalan’ın Newruz mektubu nezdinde RTE’ye hayat öpücüğü verdiğini söyleyenlerin mantığı da bu çerçevede makuldur ve içerik olarak haklıdır. Ancak BDP/HDP çizgisinin aynı zamanda “muhalefet” olduğunu düşünürsek (AKP ile RTE’den farklı bir politik temsil değil mi?), muhalif bir grup olarak başkasının sahip olduğu iktidarı hedeflemesi, o çerçevede adım atması da makul olmalıdır, diye düşünmek durumunda kalıyoruz. Bu makul’lar çatışması, haliyle BDP/HDP dışındaki, ziyadesiyle AKP ve RTE karşıtlığı üzerinden yürüyen muhalefeti rahatsız ediyor ve onun gözünde BDP/HDP’yi iktidarın dayanak noktası kılıyor, zira iktidarın barış süreci dışında tutunacak dalı kalmamış görünüyor. Oysa BDP/HDP çizgisinin kendi politik beklentilerinin olması ve ona göre tavır alması da doğaldır, iki tavrın örtüştüğü noktada, ittifak üzerinden birbirlerini besleyerek politik beklentilerini yerine getirmesi, bu ittifakın dışında kalanları şaşırtmamalıdır.

Demem o ki, ittifak mı kuracaksınız? Hak bellediğiniz yolda meşrû yöntemlere bağlı kalmak koşuluyla ittifakınız geçerlidir. Ancak bir de ittifakınızın kısa ve uzun vadeli planlarınızla çelişmemesi gerektiği şeklinde bir apriori vardır, “hak bellenen” yolun hukukunu makul kılan budur, aksi halde rüzgâr oradan oraya savurur, hak bellenen yoldan çıkılır. Hak bellenen yol burada tümüyle amaca giden yolları meşrû yollarda meşrû kılar. Ben bunun utilitaryan bir ilke olduğunu görüyor ve tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Daha çok utilitaryan bakış açısı nezdinde düşündükjlerimi paylaşayım.

Utilitaryanizmle (demem o ki “faydacılık”) uğraşmaktan çocuklarına vakit ayıramaz hale gelmiş olan (tabi ki abartıyorum, dostlar) Will Kymlicka‘nın güzel bir değerlendirmesi vardır: baskı altına alınmış bir çoğunluğu özel haklarla donatılmış, küçük elit bir gruba karşı savunmaksa mesele, utilitaryanizm açık ve ilerici bir çözüm sunar. Yok, mesele baskı altına alınmış bir azınlığı geniş haklarla donatılmış bir çoğunluğa karşı savunmaksa, utilitaryanizm kısa ve uzun vadeli etkileri değerlendirmeye dayalı, tartışmaya açık, belirsiz çözümler sunar. Bunun nedeni, gerek Kymlicka’ya, gerekse aynı problemi ele alan Sher’e göre, utilitaryan muhakemenin rüzgârlarının çok ama çok fazla yönde esmesidir. Aynı durumu Sırrı ve tatava meselesinde de yaşıyor muyuz, bir bakalım istiyorum:

BDP/HDP ile diğer muhalefetin AKP ile RTE’ye karşı utilitaryan beklentileri örtüşmediğinden, ortak bir utilitaryan çözüm bulunamıyor. Misal İstanbul’da Topbaş’ın kazanmaması için Sırrı’nın Sarıgül’ün (Sırrı’nın soyadı yok, Sarıgül’ün adı) kazanması lehine seçimden çekilmesi talebi, doğal olarak BDP/HDP çizgisi tarafından “saçma” bulunuyor, zira aday göstermek ve belli bir düşüncenin temsili olmak gibi tartışmaya açık olmayan bir hakları var. Ama aynı zamanda Sırrı’nın kazanamayacağı gün gibi aşikar ve Topbaş’ın kazanamaması gerekiyor, peki bu durumda diğer muhalefetin BDP/HDP çizgisinden, AKP ile RTE’yi siyaseten çökertmek için güçlü olan lehine çekilmelerini istemeleri de makul. İki beklentiyi de makul kılan, taleplerin politik düzlemde utilitaryan olmalarıdır, ancak Kymlicka’nın utilitaryan çözüm anlayışını düşününce ortada o anlayışla çelişen bir durum olduğu da görülüyor. Şu an AKP ile RTE’ye muhalefet eden kesim baskı altına alınmış çoğunluk mu, yoksa aynı nitelikteki azınlık mı? İlgili analiz, Sırrı ve tatava meselesine çözüm getirilemediğine göre, muhalefetin azınlık olduğunu gösteriyor, nitekim bu meselede utilitaryan muhakemenin rüzgârları çok ama çok fazla yönde esiyor: BDP/HDP’nin utilitaryanizmi diğer muhalefetinkinden ziyade iktidarınkine yakınsıyor, bu da haliyle muhalefetin yekpare olmamasının bir sonucu. TKP ve diğer sol oluşumların da kendi “ortak aday”larını düşünürsek, hele ki “tatava yapma bas geç”in hedeflenen büyük ortaklarının CHP ile MHP olduğunu göz önünde tutarsak, ortada AKP ile RTE karşıtlığı dışında paylaşılan herhangi bir ideoloji de yok. BDP/HDP çizgisini neye ihanet etmekle ya da katılmamakla suçlayabilirsiniz? Kendi politik beklentilerinden vazgeçmek pahasına AKP ile RTE karşıtlığı ittifakına katılmadıkları için mi, bizzat devletin kendisine dönüşmüş olan AKP ile RTE dışında müzakere yürütebileceği bir taraf görmedikleri için mi oyunbozan sayılmalılar? “Tatava yapma bas geç”in hedeflenen büyük ortaklarından MHP ile taban tabana zıt olduğu halde bunu görmezden gelemediği için mi yoksa? Siyasî ajandasını yakmasını mı istiyorlar?

Şunu anlamak gerekiyor: BDP/HDP için AKP ile RTE bulunmaz bir fırsatmış gibi görünüyor, bu benim birçok olaydan çıkardığım yargı elbette ama Öcalan’ın son iki Newroz konuşmasına bakın, hangi dönemde Kürt hareketi ve Öcalan bu derece ciddiye alınıp bir siyasî faktör olabildi? Açıkçası utilitaryanizme odaklanılırsa, okuma sağlıklı olur kanaatindeyim. BDP/HDP kısa ve uzun vadeli kazanımlarını düşünerek kendi siyasî ilkelerini korumak isterken, dahası yerel ve uluslararası konjonktür lehine işlerken AKP ve RTE ile yürüttüğü, adına “barış süreci” denen plandan şaşmaması doğaldır, bu utilitaryanizmin bir gereğidir, çözümleri yukarıdan “belirsiz” görünse de, kendi içinde tutarlıdır. Simmons’un klasik utilitaryanizm okumasında da geçtiği üzere esasında utiltiaryanizm “ileri bakmak”tır (forward looking), BDP/HDP de ileriye bakıyor, ne var bunda? RTE’nin derhal siyaseten bitmesi gerektiğini düşünenler, “tatava yapma bas geç” derken farklı bir tavır içinde mi ya da RTE’nin kendisi twitter’ı yasaklarken? BDP/HDP ileriye baktığında RTE karşıtlığının siyasî idealleri için kârlı olduğunu gördüğü an tavrını değiştirir, kimse merak etmesin.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 22/03/2014 by in Başka birtakım hassasiyetler, Genel and tagged , , , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: