Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

Gezi Parkı savunusu: Artık sokağa çıkmaktan korkulmuyor mu?

Ortalık Gezi Parkının Avm’ye ve Akp’ye direnişi ile ilgili yorum ve görüntülerden geçilmiyor, doğrusu da bu, zira sivil hak ve özgürlük alanının ihlali, kapitalist dayatmanın ve rantın kör göze parmak halleri bilinçli toplumlarda tepkiyle karşılanır. Elbette, toplumun bilinçlilği ve tepkinin dozu / şekli üzerine yığınla laf söylenebilir.

kirmiziBen buradaki asıl tepkinin çevrecilik bilinci ve kapitalist dayatmaya karşı direnişten ziyade, bizatihi Akp’ye dönük olduğunu düşünüyorum, aslında eylemcilerin zihninde son dönemde öne çıkan alkol yasağı da dahil olmak üzere, özel ve kamu yaşamına ait bir dizi yasakçı ve kısıtlayıcı politika dönüp duruyor (Suriye politikası ile Reyhanlı patlamasını saymıyorum bile) ve bu Gezi Parkı’nda direniş şeklinde patlak veriyor, polisin tepkiye karşılık gösterdiği şiddetli tepki ve yaptığı müdahaleyi saymazsak, iktidara karşı sesini yükseltmenin o kadar da tehlikeli bir şey olmadığı, gerekirse sokaklara dökülebileceği yönünde olumlu bir sonuç doğduğunu da düşünebiliriz. Buna dikkat çekmek istiyorum, çünkü twitter’da ve diğer sosyal mecralarda “daha önce Akp’ye yenildik, şimdi de yenilebiliriz” türünde Akp karşıtları açısından umut kıran sözler sarf ediliyor, ben bunun gerçeği yansıtmadığını düşünüyorum, sokağa çıkanlar AVM yapılsa da yenilmiş olmayacak.

Daha önce de Akp merkez-sağ ve otoriter devlet çizgisinde yürüyor idiyse de, özel ve kamu yaşamına müdahale konusunda bu kadar hırçınlaşmamış ve dolayısıyla Cumhuriyet mitingleri ve doğuda Bdp/Pkk odaklı mitingler dışında halkın sokakta kendisine karşı gür sesle tepki gösterdiğini işitmemişti. Kaldı ki, ortada ne laiklik, cumhuriyet ve Atatürk, ne de Kürtlük çizgisinde bir aidiyet savunusu iddiası var, insanların burada Gezi Parkı savunusu içinde bulunması, yukarıda da dediğim gibi, Akp’nin genel yasakçı (bunu merkez sağın muhafazakar halkı güden otoriter devlet anlayışının bir niteliği olarak görelim) tavrına verilen Akp-karşıtı bir tepki olarak okumak gerekir.

Belki bir patlama noktası, Akp’nin yıkılış sürecinde önemli bir durak olacak, belki de olmayacak, açıkçası bu noktada asıl önemsediğim, bu savununun yukarıda da söylediğim gibi, biber gazı da yense, sokağa dökülmenin tehlikeli bir şey olmadığı bilincinin yerleşmesi yönünde önemli bir adım olmasıdır. Kısa süre önce gerçekleşen İnci pastanesi ya da Emek sineması savunuları kalburüstü kesimin, halka sirayet etmeyen tepkisini içeriyordu ama o da önemliydi, zira orada da polis şiddeti olmasına rağmen insanlar ilkin siyasî ya da ırksal gerekçelerle değil, kültürel unsurlar üzerine inşa ettikleri özgürlük alanlarını savunmaya gelmişlerdi, dolayısıyla o da belki herhangi bir şeyi bahane ederek sokağa çıkmanın tehlikeli olmadığını anlama noktasında bir adım oldu.

Polisin bu kadar sertleşmesini işte ben bu anlayış ve bilincin yavaş yavaş yayılmaya başlamasından duyulan rahatsızlığa yoruyorum, sanki otoriter devlet “biz üçüncü köprü yapıyoruz, ne güzel hizmetler yapıyoruz, bu halk niye gösterişle tatmin olmuyor, niye sokaklara dökülüyor, anlayamıyorum; azlarken başlarını ezelim ki, çığ gibi büyüyerek tehlike oluşturmasınlar” demiş gibi hissediyorum. Biber gazını kırmızı elbiseli kızın “tam” suratına denk getirmeye çalışan polisteki öfkeyi salt o polisteki kompleksin dışavurumu olarak okumak mümkün mü? Bence öyle değil, bence otorite bilhassa sosyal medya üzerinde çığ gibi büyüyen yazılı ve görsel tepkiyi en silahsıza bile elindeki imkanlar çerçevesinde uygulayabileceği en büyük şiddeti uygulayarak bastırmaya çalışıyor. Artık herhangi bir sebeple sokağa çıkmaktan korkulmaması otoriteyi ürkütüyor, çünkü artık onlar da biliyor ki, Türkiye’de 1 Mayıs’ta işçiler için yürüyenleri dövecek merkez-sağ esnafı azalmakta (bu bir sembol elbette), ülkücüler nispeten militanlaşmayı reddetmekte, eskiden cami önlerinde her an gövde gösterisi yapabilecek potansiyeli olan İslamcıların bir kısmı işini facebook’ta “Hz. Muhammed’i Seven 1 Milyon Müslüman Aranıyor” grubunda görüyor ya da twitter’da kendi gibi düşünen insanlarla sohbet ediyor, mesajlarını 140 karaktere sığdırıyor. Onlar da örgütlenebilirler, onlar da sokağa çıkmaktan korkmayabilirler (ki ne zaman korktular, bu da tartışma konusu olabilir), önemli olan bireysel ve toplumsal hak ihlali bilinci çerçevesinde sokağa dökülmenin, siyasî düşüncesi ne olursa olsun herkesin hakkı olduğunun bilinmesi ve buna bağlı olarak kitlelerin bu hakkı sadece kendilerinde görmemesidir.

Özetle Akp’nin biber gazının Akp karşıtlarınca kazanca dönüştürülebildiğini görmesi gerekir. Ya daha sert önlemler alacak ya da yola gelip politikasıyla birlikte düşünce tarzını da değiştirecek, sizce hangisi olası görünüyor? Merkez-sağ şiddetten beslenmeye mecburdur, çünkü arkasında otorite tapımından başka bir düşünce yok, gün gelir askerî düzende Kemalizm maskesi takar, gün gelir Türk-İslam sentezi maskesi. Otorite insanların kendisinden korkmadığını gördükçe çıldıracak, şekeri fırlayacak ve daha fazla şiddete başvuracaktır, benim ondan ümidim yok, ümidim kırmızı elbiseli kızın geri adım atmamasında.


Zulmun topu var, güllesi var, kalası varsa
Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır;
Göz yumma güneşten, ne kadar nûru kararsa
Sönmez ebedî, her gecenin gündüzü vardır.

Haksızlığın envâını gördük… Bu mu kanun?
En gamlı sefâletlere düşdük… Bu mu devlet?
Devletse de, kanunsa da, artık yeter olsun;
Artık yeter olsun bu denî zulm ü cehâlet.

(Tevfik Fikret, Millet Şarkısı’ndan)

Olayla ilgili okuma linkleri:

http://goo.gl/eQQz0http://goo.gl/RmcNdhttp://goo.gl/l49W8http://goo.gl/VQCnmhttp://goo.gl/BQhUvhttp://goo.gl/1tfW9http://goo.gl/45Yyn

Reklamlar

2 comments on “Gezi Parkı savunusu: Artık sokağa çıkmaktan korkulmuyor mu?

  1. Emrah
    31/05/2013

    Çok güzel yazmışsın. Benim gördüğüm başka bir nokta ise şu: Devlet kamu malı üzerinde her türlü tasarrufu yapma hakkına sahip midir?

    Buradaki kamu malı sadece bir park olarak görülmemeli bence. Mesela kamu hayatına yapılan müdahaleler de bu kapsam içinde sayılabilir.

  2. kda
    31/05/2013

    Güzel bir yazı olmuş. AKP dönemine baktığımızda sürekli bu gibi olaylar karşılığında bir provokasyon söz konusu. Halkı sürekli birileri provake ediyor. Yani bir yerde yandaş olmadığınızda provokatör oluyorsunuz. Burada ortaya çıkan aslında AKP’liler ve diğerleri. Zaten diğer olan halk AKP’nin bir çok vukuatına ses çıkarmadı. Şimdi olan ise bu sessizliğin patlaması bir yerde. Eninde sonunda o AVM oraya dikilecek. Zamanında Taksimdeki AVM içinde direnmiştik, Emek için de. Ancak önemli olan bunun kolay olmayacağını belli etmek. Evet aslında sesimizi çıkardığımız her şey provake ve aslında bu provakeyi yapan da AKP. Burada hükumet geri adım atmayacak ve polis müdahalenin dozunu arttıracak. Ancak en azından gezi parkı savaşılarak verilmiş olacak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 31/05/2013 by in Başka birtakım hassasiyetler, Genel and tagged , , , .
%d blogcu bunu beğendi: