C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

The Cabin in the Woods – Kuklacılar ah!

The Cabin in the Woods meraklısını (beni) tatmin edecek ölçüde absürt bir yapım olarak beyaz listeye alındı. Bu tür filmlerde taşrada ilerlerken benzinliğe uğrayan bir avuç sevişme ve ot meraklısı gencin başına neler geleceğini önceden bilirsiniz. Uğradıkları köhne benzinlikte tipsiz ve tekinsiz benzinci tarafından kısmen korkutucu ifadelerle yanlış yolda / yönde (wrong-turn) oldukları söylendiğinde “offf” deyip sevişme materyali olmaktan öteye gidemeyen sarışının, onun sevgilisi olan ve ilkin canavara direnç gösterebilecek olan kaslının ya da kafası ottan güzel olmuş olan sersemin (ancak ot alındığında kavuşulan modun savunusu olarak) bol kanlı ve işkenceli ölümlerini beklersiniz veyahut izlemeyi bırakırsınız. Bu filmde bırakmıyorsunuz (ya da biz Meydan’daki sinemada bırakmadık).

Taşra canavarlarının esip gürlediği filmlerle dalga geçen bu film, yukarıda haklarında kısmen bir şeyler söylediğim kurban karakterleri şöyle belirliyor:

1. Sarışın kız: Seksi, hekim(lik okuyor) ama aptal.

2. Kaslı sevgilisi: Okulun atletlerinden, iyi sevişiyor.

3. Ot sever genç: Starbucks mug’undan kendisine ot nargilesi yapmış, arabayla giderken tüttürüyor, polislerin kendisine bir şey dememesini “geleceği görmesine” yoruyor. Sistemin kölesi olmaya karşı. Sistemin insanları kuklalaştırdığını düşünüyor, kukla olmaya karşı.

4. Bakire: Tek özelliği bakire olması.

5. Bakireye ayarlanmak için getirilen yarı-kaslı bir tip: Bakireye ayarlanmak için getirilen yarı-kaslı bir tip.

Birçok klişeyi birbirine çarparak çoğaltmak istemişler filmde, sevişgenlerin önce ölmesi ya da bakirenin sona saklanması gibi. Beni düşündüren filmin içinde absürt kısımlarda dahi düşündürücü bir hüviyete bürünebilmesidir. Düşündürücülüğünü düşündürüyor film. Gerçekten de filmin alay ettiği türdeki filmlerde ne olup biteceğini bile bile izlersiniz, beyaz elbiseli küçük kız görürseniz mesela, ya ailesinden ya başkasından şiddet görmüştür, taciz edilmiştir falan, geri döner müstakil evin yeni sahiplerinin başına musallat olur, zombilere ve kurt-adamlara denecek bir şey yoktur, görevleri zaten ısırarak öldürmek. Toplumu ayakta tutan ya da ayakta tuttuğu düşünülen ahlak dürtülerini, kötü yola düşmüş gençleri bahsi geçen gibi canavarsal olgulara yem etmek suretiyle canlı tutmak ya da sönmüşlerse alevlendirmek aslî amaç değilse de, satır arasında bu da yatar. Film bununla alay ederken, Truman Show’a kuklacılardan birinin adını Truman yaparak göndermede bulunur, yani izleyici sonunda ne olacağını bile bile ahlak eleştirisi anlamı da taşıyan bu şiddet oyununa dahil olur.

Bunu bir kukla gösterisi olarak düşünelim. Kuklacı ile kukla oyununu izleyen aynı kişiler, nasıl ama? Peki, kuklaların nasıl öleceklerini belirleme dışında özgür istenci olmadığında sistem güzel işliyor, ya kuklalar oyunun dışına çıkıp kuklacı/izleyiciyi oyuna dahil ederse ne olur? Sistem çöker ama bununla da kalmaz, tanrı Şiva’nın dediği gibi “eski tümüyle bitmeden / yok olmadan, yeni ortaya çıkmaz.”

Film gençlerin katli üzerinden yürüyen ahlakçı Teen-slasher’lara “bi bitmediniz be!” demek için çekilmiş sanki. Kuklacılara rest çekilmiş.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 07/05/2012 by in Başka birtakım hassasiyetler, Genel and tagged , , .
%d blogcu bunu beğendi: