C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

>Nosism, ama göz kararı mı?

>

İngilizce konuşan gâvurların weness dediği şeyin terminolojide karşılığı gibi duruyor, gibisi fazla oraya çöreklenmiş. Latincedeki nos‘un (biz) sonuna eklenen –ism ile bir tür bizizm olmuş. Ego-ism nasıl bencillik oluyorsa, nos-ism de, aynı mantığa göre, bizcillik olarak çevrilebilir. Ama bizcilik olarak da düşünülebilir olduğunu düşünüyorum.

Tomonobu Imamichi diyor ki, başkasının Tanrı’sını “şeytan” olarak görmek (örneği de ben vereyim, hıristiyanların müslümanların allah’ını kötücül bellemesi gibi: bkz. papa onaltıncı benedict’in almanya konuşması veyahut yaygın islâm geleneğinde yahudilerin tanrı’sının “kıskanç”, “acımasız” olduğunun düşünülmesi gibi), bizzatihi insanlıktaki trajik uyumsuzluğun bir neticesi olan savaş nedenini doğurur. Bu gibi düşmanlıkların ardındaki temel neden, insanların nosism’e yani kültürel anlamda hissettiği bizlik bilincine olan düşkünlüğüdür. Aynı yazara göre nosism, egoismle yani bencillikle aynı değildir haliyle. Zira, başta da söylediğim gibi, latincedeki biz’e karşılık gelen nos, ego’nun çoğul halidir.

Bunun yanında nosism totaliterlik gibi bir kolektivizm de değildir, zira totaliterliğe varan kolektivizmde iştirakçiler kendilerini topluluğun bekâsı için feda etmeye hazırdır. Oysa nosist bilinç, ego’ya nos’u, grubu da nos’un ait olduğu şeye yani grubun kendisine sunar/önerir [1]. Başka deyişle, nosist kafa nereye ait olduğunun farkındadır, tıpkı kendisine güdümlü bir yaşam bellemesi gibi, fedakârlıkta bulunmadan, kendini tümüyle feda etmeden ait olduğu grubun bir neferi olarak sonsuza dek “grup dışındakilere” olan düşmanlığı körükleyebilir. Daha başka deyişle, kendini feda etme de dahil olmak üzere, her türlü ırksal, dinî, cemaat psikolojisini besleyen temel dürtüye nosism denir. Tıpkı kişinin egoismle kendini merkez alması gibi, iştirakçiler de, nosismde grubu merkez alıp yapacaklarını yapar, yapmayacaklarını yapmaz. Bireyin ve şahsî tutarlılığın gözden yittiği, tümüyle bir yere aitlik psikolojisinin iteklediği bir ism’dir nosism. Siyonisti siyonist, pkklıyı pkklı kılan kılan odur ama ona “git intihar bombacısı ol” diyen nosism değildir, nosisim onu o kılan bizlik değerin kendisidir. Kötü reislerin elinde bir tür silahtır, biz silahıdır, “biz, biz olduğumuz için, her şeyi yapabiliriz” silahıdır. Kişiyi kendinden koparıp bir grubun askeri kılmaya her daim gücü olan bir silahtır.

Yine bu konuyla kafayı yemiş görünen Tomonobu Imamichi’nin başka bir çalışmasında [2] “nosism’den kaçınılmalı, çünkü insanları, salt ait oldukları grup için çalışmaya sevk ediyor” deniyor, ancak hangi grup ve hangi nosism? Zira nosism, kendi başına “kötü bir gruba kendini raptetmek” anlamında kullanılmıyor, nosism kendi başına herhangi bir gruba kendini ait hissetme durumudur, kendinde bir hastalık değildir. Yukarıda “kötü reis” şeyini kullanmamın nedeni de bu. Bu, sadece tek tek bireylerin biz bilincine sahip olması durumunu gösterir. Bunu bir hastalık olarak görürsek, üstü örtük olan, insana ilişkin nice nosist durumu da toptan reddetmiş oluruz (bizzatihi insancıllık düşüncesi, evrensel hak ve hürriyetler bilinci, tarihsellik vs. insan bir şekilde bir yere, farkında olmadan da ait olabilir). Oysa insan kendi başına yaşayamaz, herkesten ve her şeyden uzakta, salt kafasında bile bir yere ait olduğunu düşünebilir ve onu kendisi için leziz bir saplantıya dönüştürebilir. Saplantıya dönüşmüş olması bile, onun kötü olduğunu göstermez, zira insan saplanabilen hayvandır. Beh!

İnsan herhangi bir gruba bağlanarak, onun neferi olabilir, dahası insanın kendisini bir yere ait hissederek yaşam coşkusunu her daim taze tuttuğunu da söyleyebiliriz, etrafımızda böyle insanlar hiç mi görmedik? Mitinglerde, kolektif çalışmalarda yani farklı grup etkinliklerinde, iştirakçilerin bütünüyle dünyadan koparak kendilerini işe yarar hissettiklerine hiç mi şahit olmadık? Topyekûn “kaçınılası” kılınmamalı nosism, bana kalırsa egoism’in de topyekûn ötelenmemesi gerekir, tam da bu yüzden, yani insana yaşam coşkusu ve hevesi katabilirliği bulunan hiçbir şey topyekûn ötelenmemeli, Avrupa gibidir nosism ve diğer tavırlar, sanatta sağladığı yararı alalım, üretken kılabilirliğini alalım, ayıbını, rezilliğini değil. Bokunu çıkarmamak kaydıyla aidiyet güzel bir şeydir, insanın içini şey yapar.

 
Notlar

1. T. Imamichi, “Philosophical Intuition of Religious Problems in Our Age”, in. Contemporary Philosophy. A New Survey, ed. by. G. Floistad, vol. 10: Philosophy of Religion, Springer 2010, s.20.
2. T. Imamichi, “Introduction”, The Humanization of Technology and Chinese Culture. Chinese Philosophical Studies, xi, ed. by T. Imamichi – W. Miaoyang – L. Farigtong, The Council for Research in Values & Philosophy, 1998, s.11.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 19/06/2010 by in Felsefe - bilim, Genel and tagged , , , .
%d blogcu bunu beğendi: