Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

>"Bilgi paranoyadır"

>

Buradaki paranoyanın ve non-paranoyanın (paranoya olmama durumu) iyi anlaşılması gerekiyor. Paranoya bir abartı neticesidir. Bana kalırsa non-paranoyanın egemen kılınmasının bağlı olduğu tek şey, bu abartının minimize edilmesidir. Her şeyin abartısından kaçınmak, düzeni sağlamak anlamına gelir. Bu yüzden dinlerde, ideal toplum arayışlarında hep asıl amaçlanan huzur olmuştur. Ütopyaları incelerseniz, makine gibi işleyen bir düzen ve bu düzenin işlemesini sağlayan, koyun gibi vatandaşlar görürsünüz. Hepsi paranoyaklığa varacak aşırılıktaki düşüncelerden yani evham‘dan sıyrılmış durumdadır. Sadece yapıyı işletirler.

Komünizmde olduğu gibi her bir vatandaş, kendisine biçilen rolü yerine getirir. Böylece elde edebilecekleri bilgi sınırlı olmakla birlikte, parçası ve işleticisi oldukları yapı kusursuz ölçüde “huzur”lu olmuş olur. Zaten ütopyanın hareket noktası, reel bazda insanoğlunun yeteri kadar huzurlu olmadığı düşüncesidir. Zaten insanın içi kıpır kıpır olmasa ve yeryüzü huzurla dolsa, ütopyalara gerek olmazdı. Hepimiz oturduğumuz yerde hayâl kurmazdık. Ütopyalardaki gibi sadece düzeneğin dişlisi olmakla görevlendirilmişiz gibi hareket ederdik. Ama ne yazık ki, böyle değiliz. Çünkü bazen puştluğa da kaysa, akıl sahibiyiz. Abartı ve aşırılık bizim hastalığımız değil, potansiyelimiz. Şu an kanser olduğumu da öğrenebilirim.
P. Feyerabend
Mesela Campanella’nın Civitas Solis’inde evrenbilimcinin, geometricinin, siyasetbilimcinin, tarihçinin, şairin, mantıkçının ve diğer bütün ilim sahibi kişilerin sadece bir kitabı vardır ve ondaki bilgi kısa ve öz halinde sunulmuştur. Çünkü, bana kalırsa, ütopyanın tasarımcısı da bir merkezden hareketlendiği için her bir bilgi-adamının, farklı farklı bilgiler ya da farklı farklı yapılar öneren tasarılar sunması hoş olmaz. Adamımız maksatlı, bir bilgisi olduğunu kabullenmiş. Kalemi eline almış, yazmaya başlamış. Çizdiği huzur resminde karmaşaya, vesveseye, aşırılıklara, abartıya, yoksunluğa ya da herhangi bir diyalektiğe imkân tanımamış. Tek bilgi ve tek bilgi araçları bellemiş zihninde, din gibi kutsal yöntemler önermiş. İdeolojilerin güttüğü tiplere bakın, kutsalları önünde ne kadara ciz görünürler. Tartışabilecekleri, tartışmaya açabilecekleri ya da hadlerini bilmeyip, zorlayacakları kapı sayısı, ideolojinin varlık gerekçelerine göre, sınırlıdır. En nihayetinde öyle bir nokta gelir ki, en özgürlükçüsü bile durur “ben ötesini sorgulayamam” demez ama hâl ve davranışlarıyla bunu belli eder. Kısıtlıdır, çünkü imkânları da kısıtlıdır. Güdüktür, çünkü ideolojisi onun güdük olması üzerine kurulu bir düzen içinde var olabilir. Onun önüne sunulabilecek bir hayâlin bile sınırları vardır; insan tıpkı uzuvları ve duyguları gibi değişen, gelişen bir dünyada her daim değişen koşulların altında, farklı kapılardan geçip, farklı kapılara varır ve karşılaştığı her yeni bilgiyi, ilkin kabullenemese de zaman içinde benimser ve eskisi yerine koyar. Hatta onun da aşırı tutkunu olur. İnsanın bilgi önünde takınması gereken tavrın ne olması gerektiğine ilişkin bir fikrim varsa, olmalıysa; bu, bilgiyi paranoya düzleminde bu aşırılığa potansiyeli bulunan bir imkân olarak görmemiz gerektiği olmalıdır.

Merakını yitirmiş düşünce adamının bilimle meşgul olamayacağını düşünüyorum. 18-19. yy.’da kalmış felsefe-bilim ayrımının bile artık günümüzde para etmediğini bilelim. Paul Feyerabend’daki “there are no general solutions” (genel çözümler yoktur) düsturunu paranoyak bilgi telâşının temeline yerleştirebiliriz. Zira P. Feyerabend’ın Against Method‘da, dogmatik ya da daha liberal olsun, basit felsefelerin/düşünüşlerin kendi sınırlarıyla mukadder olduğunu dile getirmesi bu düsturun eksikliğinden kaynaklanır. Bu yüzden adam “bilim yapmak” için dogmatik yöntemler yerine, işlerliği bulunan araçların yer aldığı bir “alet çantası”nı önermiştir. Çünkü non-paranoyak bilgi tutumunun kendisi de, daha yukarıdan bakıldığında bir tür paranoya olarak görülebilir. Gâvurların yine “control freak”, bizim de “kontrol manyaklığı” dediğimiz o hastalığı düşünün. Ya hasta adam düzenli olarak, her gün aynı saatte bir şeyleri kontrol ediyor ve belirlediği krıtere uygun bazı hedeflerine varıyorsa?

Bilim tarihi bu gibi kontrol manyağı adamlarla doludur. Evvelce sözlükte bahsetmiştim; Tolosani‘yi düşünün, adam copernicus’u, bize “ipe sapa gelmez” görünen bazı ölçütlere dayanarak yıkmaya çabalıyor. Biz 1600’lerin sonunda yaşıyor olsaydık, büyük ihtimalle anti-copernicusçuluğa yatkın olacaktık. Çünkü teoriler içinde en paranoyakça görünmeyen teori gelenekten geliyordu. “Büyük adamlar”ın toplumun önünde seyretmesi bundandır. O adamlar, gelenek ve kendi baskı unsurlarını oluşturan teoriler önünde nispeten başka kapılar açmaya çalışmışlardır. “Nispeten” dememin nedeni, onları yetiştirenin de gelenek olmasıdır. Biz bilgi gelişim sürecinde “devrim” görmeye bu kadar teşne olmamalıyız, sanki o bilim devrimcilerini gelenek yetiştirmemiş, gökten zembille, vahiyle inmişler gibi düşünüyoruz. Oysa aradaki bağlantıları görsek, paranoyak bilgiyi yetiştiren zeminin başından beri paranoya potansiyelini içinde taşıdığı için böyle bir sonuca vardığını anlardık. tadzio’nun hatırlattığı (link) “bizim dikkatimizi çekmeyen o küçük ayrıntı”nın yine bizim “hasta” dediğimiz insan tarafından tutulması şaşırtıcı değil. Bizim banyo küvetinde balık avlayan insana deli dememiz, eylemin dışında kalanlar için onun delice olmasındandır. Yoksa o insan kendi içinde gayet de rasyonel bir tutum içindedir.

Uçsuz bucaksız uzay boşluğunda, aklımızın saymaya bile mecalinin olmadığı şu güzel ortamı bozmamak lâzım. Paul Feyerabend’ı anarak dogmatik olsun, liberal olsun kısıtlı imkânlılığından ötürü her şeyi çözmüş gibi duran, böylece olan biteni incelerken tümüyle ideolojisinin milisi gibi hareket eden tipleri sevgiyle kucaklayalım ve Kepler’in Somnium‘undan bir alıntıyla entiriyi neticelendirelim:

“… Tycho Brahe ve öğrencileri bütün gece, olağanüstü araçlarla Ay’ı ve yıldızları izliyordu. Bu çalışma bana cadı annemi hatırlattı; zira o da daimî olarak Ay’la söyleşiyordu.”
Reklamlar

2 comments on “>"Bilgi paranoyadır"

  1. aysegul yuksel
    05/02/2010

    >Bu şahane yazına bende güncel şu iki programın kayıtlarını eklemek istedim. http://www.bbc.co.uk/turkce/multimedya/2010/01/100120_feature_smy1.shtmlhttp://www.bbc.co.uk/turkce/multimedya/2010/01/100125_feature_smy2.shtmlJimi kolay gelsin , selamlar 🙂

  2. jimi the kewl
    06/02/2010

    >Teşekkür ederim Ayşegülcüğüm, bakayım şu linke.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 05/02/2010 by in Genel and tagged , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: