C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

>Şeytan

>

Japon ve Çinli sanatçılar iblis ve şeytanları etkili bir şekilde temsil etmekte hiç zorlanmadılar. Heian ile Kamakura dönemlerinin sonlarından kalma muhteşem Japon Cehennem kitaplarının ve ipek resimlerinin insanı dehşete düşüren etkisiyle karşılaştırıldığında, Batı’da yapılmış birçok şeytan resmi, çizgi roman etkisi uyandırır. (Komatsu Shigemi, Nihon no Emaki, vıı (Tokyo, 1987); lenaga Saburo, Gaki Soshi, Jigoku Soshi, Yamai-no Soshi, Nihon Emakimono Zenshu (Tokyo, 1979); Shimbo Toru, Jigoku Gokuraku no E (Tokyo, 1984); Nihon no Bijitsu, no. 271, özel Rokudo baskısı (Tokyo, 1988), bilginlerin son çalışmalarını özetler.) Örneğin, azı dişli Japon Fudomyö-ö istemeyeceğiniz kadar vahşidir. Ama kötü değildir; tam tersine kötülükle savaşır ve inananları korur. Fudomyö-ö ikonografisi yüzyıllar boyunca pek az değişmiştir. (Takaaki Sawa, Art in Japanese Esoteric Buddhism (Tokyo, 1972), s.17.) VI. yüzyılın Budist türbelerindeki Fudomyö-ö ikonografisi, bugün aynı tanrının Tokyo’daki Budist türbelerinde yer alan ikonografisine yakındır. Tuzak kurmaz; kimseyi günaha teşvik etmez. Hıristiyan Şeytan farklıdır ve bunun layıkıyla vurgulanmaması sorunlara yol açabilir. Örneğin, şeytan bilimi (demonoloji) üzerine yirmiye yakın kitap yazan Roland Villeneuve, Şeytan’ın esasen Hıristiyan olmadığına, daha ziyade insanoğlunun bilinmeyen güçlere verdiği sonsuz bir cevap olduğuna inanır. Şeytan’ın ortaya çıktığı iki şekil, der Villeneuve, Pan ve Nergal’dir. (Roland Villeneuve, La beaute du Diable (Paris, 1983)) Her ne kadar birçok Hıristiyan Pan’ı Şeytan olarak yorumlamış olsa da, eski Yunanlar ya da Romalılar’a göre Pan kesinlikle Şeytan değildi. Aynısı, silindir mühürlerde nadiren betimlenen, Babil’in veba ve yeraltı dünyasının tanrısı Nergal için de geçerlidir. Hıristiyanlık sonrası yapılan bazı Part resimlerinde Nergal’a yanlışlıkla Şeytan’ın belirleyici özellikleri atfedilir. Her iki durumda da Hıristiyanlığın etkisinin yol açtığı yanlış anlamalarla uğraşıyoruz. Hıristiyanı Şeytan kandırır ve günaha teşvik eder; o, İnsanoğlu’nun ve Mesih’in düşmanıdır. Bu yüzden de teolojik ve ahlâki bir sorundur: Kilisenin tam olarak açıklaması uygun olmayan dışlananıdır o. XVII. yüzyılın Hollandalı filozofu Spinoza’ya şöyle bir Şeytan hayal etmek absürd geliyordu:


Şeytan, Tanrı’nın isteğine karşı gelerek birçok insanı (elbette nadiren iyi olanları) tuzağa düşürüp kandırır; bunun üzerine Tanrı onları, sonsuza kadar işkence görmeleri için kötülüklerin efendisine teslim eder. İlahi adalet, bu yüzden, Şeytan’ın insanları kandırıp cezasız kalmasına izin verir; ancak aynı Şeytan tarafından büyük acılara yol açacak biçimde kandırılan ve tuzağa düşürülen insanların cezasız kalmasına hiçbir şekilde izin vermez. (Spinoza’nın Burgh’e mektubu, 1675, LXXIV. mektup.)


Spinoza, Şeytan’ın belirleyici bir özelliğine işaret etmektedir: O, Tanrı’nın günahkârları teslim ettiği varlıktır. Dolayısıyla, Şeytan Tanrı tarafından kullanılır; Tanrı için çalışır ve bu anlamda Tanrı’yla çatışma içinde değildir. Bu, teolojik açıdan geçerli görünmese de Cehennem’i resmeden eserlerin çoğunda ortaya çıkan ortak inanıştır. Bu nedenle, Kilise, Şeytan için ikonografik bir berraklık sağlamamışsa bu şaşırtıcı değildir. Şeytan’ın kötülüğünü açıklamak için abartmak gerekiyordu. Şeytan yalnızca edebi bir yaratık değildir. O, gerçektir, Batı medeniyetinin gerçekliğinin bir parçasıdır. Belki de Şeytan’ın ilgimizi çekmesinin nedeni onun Tanrı’yı, Tanrı’nın onu tanımladığı kesinlikte tanımlamasıdır. Şeytan için Tanrı’ya şükürler olsun! Bu ciddi bir şakadır. Ivan Karamazof’un sözlerini biz de yineleyebiliriz: “Bence Şeytan yoksa ve dolayısıyla insanoğlunun yarattığı bir şeyse, o zaman insanoğlu onu kendi suretinde yaratmıştır.”


Kaynak: Luther Link, Şeytan: Yüzü Olmayan Maske, Çev. E. Ergün, Ayrıntı Yay., Birinci Basım 2003, İstanbul, Sf.24-25.
Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 01/05/2009 by in Felsefe - bilim, Genel and tagged , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: