Recent Updates Toggle Comment Threads | Klavye Kısayolları

  • jimi the kewl 5:06 pm on 24/11/2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , , , , , , ,   

    Kutadgubilig 26: Cicero’nun De Re Publica’sındaki Krallık Dönemi Anlatımının Analizi 

    Kutadgubilig. Felsefe-Bilim Araştırmaları dergisinin 26. sayısı çıktı.

    Bu sayıda “Cicero’nun De Re Publica’sındaki Krallık Dönemi Anlatımının Analizi” başlıklı makalemi okuyabilirsiniz.

    KÜNYE:

    “Cicero’nun De Re Publica’sındaki Krallık Dönemi Anlatımının Analizi”, Kutadgubilig, 26, (Ekim 2014): 185-229.

    ABSTRACT:

    Cicero’s concept of ideal state in De Re Publica was experienced as a historical fact up to his own period, opposed to Plato’s concept of fictive ideal state. Cicero tries to analyse the origin of the state’s regnal history in the second book. This paper sanalyses his narration of origin in the historical, religious, and philosophical concept.

    ÖZET:

    Platon’un kurgusal nitelikli ideal devletine karşılık Cicero’nun De Re Publica’da beliren ideal devleti kendi yaşadığı döneme kadar tarihsel olarak deneyimlenmiştir. Cicero eserinin ikinci kitabında bu devletin krallık geçmişini incelediği bir köken anlatımına girişir. Bu çalışma bu köken anlatımını tarihsel, dinsel ve felsefî bağlamda analiz ediyor.

    Kutadgubilig_26 Kutadgubilig2

    Bu reklamlar hakkında
     
  • jimi the kewl 3:09 pm on 19/11/2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , hekimlik, Hipokrat, Hipokrat yemini, ,   

    Cato ve Hippocrates’in “Hipokrat” yemini sorunu 

    Malumunuz, bir hekim göreve başlarken birtakım hekimlik ilkelerini benimsediğini ve asla o ilkelere aykırı hareket etmeyeceğini ifade eden bir Hipokrat yemini eder. Hippocrates’in kendisinin mi yoksa bir öğrencisinin ilkin bu yemini ettiği tam bilinmemektedir ama Müslümanların bu konuda önceliği almadığı ise neredeyse kesindir. Tarihçiler ve daha da önemlisi filologlar bu yeminin en eski kökenini, ilkin kim tarafından yazıldığını bilmemektedir. Bununla birlikte genellikle İ.Ö. dördüncü yüzyılda yazılmış olduğu kabul edilir. Yeminin yazılışını ya da edilişini doğrudan Hippocrates’in şahsına atfetmek zor görünüyor. Zira bir hekim kendisi adına bir yemin oluşturup bunu hekimliğin sine qua non duası kılamaz, bunu ancak ondan sonra gelen birileri “onun adına” yapabilir, aksi halde Hippocrates kendi adına, kendini aracı kılmış olur ve bu saçmadır.

    HippocratesÖnemli gördüğüm bir diğer husus ise Hippocrates’in aynı zamanda kendisini şifacı tanrı Asclepius üzerinden Hercules’e bağladığının düşünülmüş olmasıdır. Bu onu İsa’nın prototipi kılar, o da İsa gibi ölüleri diriltmiş midir, bilinmez ama şurası açık ki şifacılığı sayesinde ölmek üzere olan hastaları iyi ettiği söylenmiştir. Şöhreti büyük ölçüde buna bağladır. Yeri gelmişken şunu da söyleyeyim: Hipokrat yemininin en eski kaydı 1500’lerin başına ait ve Wittenberg Üniversitesi’nde bulunuyor, kaynağına ilişkin tespitler ikincil kaynaklara dayanır.

    Burada bahsetmek istediğim konu Roma’da bir dönem Hippocrates’in kendisine atfedilen yemine uygun hareket etmediğine dair bir algı oluşmuş olmasıdır. Algının kaynağı büyük ölçüde muhafazakarlığıyla bilinen meşhur Yaşlı (“daha büyük” Maior) ya da Bilge (Sapiens) Cato’dur. Kendisinin Yunan düşmanlığı meşhurdur, dolayısıyla Hippocrates üzerinden Yunan hekimlerine de giydirmesi şaşırtıcı değil. Plutarchus’un yazdığı Cato Maior biyografisinde geçtiğince Cato Hippocrates’le ilgili bir anekdot duymuş. Buna göre Hippocrates Persia kralı tedavi için kendisine başvurduğunda, çok para teklif etmişse de, kabul etmemiş ve gerekçe olarak “Yunanistan’ın düşmanı olan barbarlar için uzmanlığını konuşturmayacağını” söylemiş (23.3).

     Dahası bu anekdota dayanan Cato Roma’daki bütün hekimlerin aynı yemini ettiğini ve Yunan düşmanı olan soylara hizmet etmeyeceklerini söyleyerek oğlunu onlara karşı uyarmıştır (23.4). Plutarchus kaynaklı bu aktarıma göre, evet bir Hipokrat yemini var ama bu yemin, görüldüğü üzere sonrasında ve günümüzde anlaşılanın tümüyle tersi, hastasına göre muamele eden ırkçı ve düşmancıl bir yemin bu.

    Başka bir Romalı, Varro da günümüzde anlaşılandan daha kötü bir Hippocrates figürü betimler. Plinus’un Varro’dan aktardığına göre (Naturalis Historia 29.2) Hippocrates Cos’taki Ascleipus tapınağında bulunan ve tanrı tarafından yazıldığı varsayılan tedavi bilgilerini ve reçeteleri tapınakta iyileşen hastalar aracılığıyla edinmiştir. Hippocrates’e ilişkin daha kötü bir anlatıma göre Hippocrates bu eyleminden sonra tapınağı ateşe vermiştir. Bu son anlatım Hippocrates’in kendisine atfedilen tedavi yöntemlerini  tapınaktan çaldığını kabul eder. Bu anlatımların Hippocrates’le ilgili ne ölçüde gerçeği ifşa ettiğini kestirmek zor, zira elimizdeki bilgiler sınırlıdır. Muğlak anlatımların var olması kafamızı karıştırmaktadır. Nitekim Hippocrates’in Thessalia’ya da gittiği ve Thessaliallıların Hippocrates’e salgın hastalıktan ötürü yardım dilendiği de söylenir. Sunaktaki Konuşma olarak da bilinen bir Yunan anlatımında Hippocrates’in de Thessalialılara Atinalıların tehdidi altındaki Cos’a yardım etmeleri yönünde yalvardığı söylenir. Hippocrates’in Cos’u salt oradaki tapınaktan yararlandığı için korumak istediği şeklinde oldukça art niyetli bir yorum yapılabilir, ancak bu bir yakıştırma da olabilir.

    Bununla birlikte Hippocrates’in tapınaktaki hekimlik bilgilerini ve reçeteleri alıp daha geniş halk kesimlerine yayarak bir nevi Prometheus’luk sergilediği de söylenebilir. Nitekim Strabon da Coğrafya’sında (14.19) aynı hikayeyi anlatmakla birlikte Hippocrates’i kişisel ihtiraslarına bağlı biri olarak betimlemez. Kapsamlı inceleme için J. R. Pinault’nun Hippocratic Lives and Legends başlıklı çalışmasına (Brill, 1992: 12) bakılabilir.

    Konuyla ilgili speakülasyon çok, daha sonra başka kaynaklardan hareketle tekrar bu konuyu irdeleyebilirim. Şimdilik bu kadar şüphe yeter.

     
    • Haydar Akın 1:46 am on 23/11/2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      Şüphelerinize katkı bağlamında; verilmiş bir Doktara tezinden aşağıya bir bölüm (dipnot) kopyaladım. Konu ilginizi cekiyorsa, daha fazla şey paylaşılabilir. Degindiğiniz üzere, Romalıların Yunan düşmanlığı malum, bu konuda cogalttiginiz örnekler için tesekkur…
      iyi calismalar
      Günümüzde ‘Hippokrates Yemini’ olarak anılan etik metnin ortaya çıktığı dönemde (İÖ 5. yüzyıl) para karşılığında hekimlik eğitimi henüz başlamıştır. Bu bağlamda ‘yemin’i Asklêpios soyundan geldiklerine inanılan, köklü bir hekimlik geleneğine sahip Hippokrates ailesinin sanatlarını icra eden üyelerinin uymakla zorunlu oldukları etik kuralları belirleyen aile içi bir metin olarak anlamak gerekir. Bu metin aynı zamanda ‘aile’nin hekimlik geleneğinin bir sanat (meslek) olarak korunmasına ve tescil edilmesine örnek teşkil etmesi bakımından değerli bir belgedir. Bu noktadan hareketle Hippokrates Yemini’nin gerçek Asklepiad aile bireylerine yönelik olarak hazırlanmış, sanıldığının aksine, herhangi meslekî bir örgütün (lonca benzeri) etik kurallarını dikte amacı gütmeyen bir metin olduğunu söyleyebiliriz. (Jouanna, 1996, s. 35-37)
      O. Temkin (1971a, s. 13), Antikçağ hekimliğinde, Ortaçağ’da yaygınlık kazanan, usta-çırak ilişkisine dayalı, lonca benzeri meslekî bir örgütlenmenin olduğunu savunuyor. Aynı konuda bkz. Kudlien, 1967, s. 18-19.
      Yeminin hekimlik etiği açısından bir değerlendirmesi için bkz. Deichgräber, 1971, s. 94-120. Daha geleneksel bir yorum için bkz. Krug, 1993, s. 188-190.

  • jimi the kewl 5:32 pm on 01/11/2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , cum, , ,   

    Cum’lu yan cümleler: Kural ve formüller 

    Bana göre Latincedeki isim ve fiil çekim işlerini halleden öğrenci yolun yarısını geçmiş sayılır, “halletmek”ten kastım da yalap-şalap öğrenmek değil. Davud’un oğlu Halis’e aniden ve amansız bir şekilde “7 kere 8?” diye sorması gibi, kendisine “x fiilin subiunctivus modus, vox passiva, dördüncü pluralis hali nedir?” diye sorulduğunda beklemeden çat diye cevap vermesini kast ediyorum. Gerisi bileşik cümle yapılarının kavranması ile metin deneyimine kalıyor.

    Cümleleri metin üzerinde görmek deneyim katar ama bu deneyimin teorik altyapıya gereksinim duyduğu da aşikar. Öğrenci bu teorik altyapıyı oluştururken genelde en büyük zorluğu farklı anlamlar veren Cum‘lu yan cümlelerde ve koşul ifade eden Si‘li yan cümlelerde yaşar. Burada ihtiyacı olan tüm öğrenciler için Cum‘lu yan cümlelerin kural ve formülleri üzerinde duracağım.

    1. Öncelikle Cum neyin nesidir?

    Kimileri için gerçek bir baş belası olan Latincedeki cum‘un arkaik hali quom ya da quum‘dur. Post-klasik dönemde cum kullanımı yaygınlaşmıştır. Ortaçağ ama özellikle de Rönesans’taki Nova Latina‘da (Yeni Latince) kimileyin cum + abl. kullanımından ayırdetmek için yan cümle başlatan cum‘un quum şeklinde yazıldığı da görülmüştür. Danckaert Hint-Avrupa dillerinin çoğunda ilgi zamirleri ile zarf tümleyenlerinin (adverbial subordinator) aynı kökten geldiğini belirtiyor (Latin Embedded Clauses: The Left Periphery, John Benjamins Publishing, 2012 : 65), cum için de aynı durum söz konusudur denebilir: ilgi yan cümlesi başlatan qui, quae, quod kelimeleri ile quom ya da cum ortak ataya sahiptir. Bununla birlikte Lewis & Short’taki bilgiye göre cum Sanskritçedeki “birlikte” anlamını veren skom’dan (kökü sak) gelmektedir. Aynı yerde “takip ediyorum” anlamındaki sequor fiilinin de aynı kökle bağlantılı olabileceği “cf.” ile ima edilmiş. Sequor‘u “takip ediyorum” olarak düşünüyoruz ama ilkin yakından, dibinden takip akla gelmeli, daha sonradan mesafe açılabilir. Sanskritçede sak- “takip etmek”, sakis “arkadaş” anlamında. Bu sakis Latincede socius olmuş, ilkin “eşlik eden, yoldaş” anlamında. Society, social, sosyal, sosyete, vs. buradan geliyor. Böylece “-ile, -ile beraber, birlikte” anlamında kullanılan cum + abl. kalıbındaki cum‘un anlam gelişimini ve Türkçede kullandığımız “sosyal” kelimesinin içinde saklandığını görmüş olduk.

    Burada üzerinde duracağımız cum‘lu yan cümleler temelde ikiye ayrılır, birincisine Zaman, ikincisine Durum / koşul bildiren yan cümleler diyebiliriz.

    2. Cum‘lu Zaman Bildiren Yan Cümleler

    2.1 Indicativus kipi

    Zaman bildiren cum‘lu yan cümlelerden bazıları indicativus (haber) kipinde bir yüklem barındırır. Ancak bazen iki eylem arasındaki ilişkinin sadece zamansal mı, yoksa aynı zamanda nedensel, durumsal ve koşulsal mı olduğu kesin bir şekilde anlaşılamayabilir, aşağıdaki örneğe bakalım:

    Cum Cicero venit, omnes dormiunt.

    Cicero geldiğinde, herkes uyur.

    Bu örnekte yan cümledeki “gelme” eylemi ile ana cümledeki “uyuma” eylemi arasında nedensel, durumsal ya da koşulsal bir bağ yoktur, sadece iki eylem denk gelmiş ve bu bileşik cümle bunu anlatmaktadır. Böyle durumlarda ana ve yan cümlelerin fiilleri yukarıdaki gibi indicativus kipinde olmalıdır. Genelde bu tür kullanımlarda praesens (şimdiki) ve futurum simplex (basit gelecek) ya da futurum perfectum (gelecekteki geçmiş) zamanlar görülür., ilkine yukarıda örnek vermiştik, ikincisinin örneği için:

    Cum Cicero venerit, omnes dormient.

    Cicero gelmiş olduğunda, herkes uyuyor olacak

    Burada yan cümlenin yükleminin ana cümlenin yükleminin bir derece geçmiş hali olduğu unutulmamalıdır.

    Bazen perfectum (geçmiş) ya da imperfectum (hikaye geçmiş) zamanların da kullanıldığı görülür.

    Cum Cicero veniebat, omnes dormiebant.

    Cicero geliyorken, herkes uyuyordu.

    Burada paylaştığımız imperfectum örneğinden farklı olarak, perfectum örneğinde “her ne zaman” anlamı saklıdır:

    Cum Cicero venit, omnes dormiunt.

    Cicero her geldiğinde, herkes uyumaktadır.

    Burada venit‘in praesens 3. tekil kişi değil, perfectum 3. tekil kişi olduğuna dikkat edilmeli. Kastedilen Cicero’nun her geldiğinde herkesin “uyuyor olmasıdır”, yani herkes Cicero’nun gelmesinden önce uyumuştur. İki eylem aynı anda olmamıştır. Yine “her ne zaman” anlamında olmak üzere ana cümlenin yüklemi imperfectum ve futurum simplex olursa, cum‘lu yan cümlenin yüklemi imperfectum için plusquam perfectum ve futurum simplex için futurum perfectum olur:

    Cum Cicero venerat, omnes dormiebant.

    Cicero her gelmiş olduğunda, herkes uyurdu.

    ve

    Cum Cicero venerit, omnes dormiemus.

    Cicero ne zaman gelecek olsa, herkes uyuyacak.

    Bu “her ne zaman” yapısını akılda tutmak için şu formül işe yarayabilir: Malumunuz, indicativus kipinde ilk üç zaman sırasıyla praesens, imperfectum ve futurum simplex‘tir. İkinci üç zaman ise perfectum, plusquam perfectum ve futurum perfectum‘dur. Cum’lu yan cümledeki yüklemin zamanı ile ana cümledeki yüklemin zamanı bu üçlü sıraya göre eşleşir:

    “Her ne zaman” için:

    İkinci üçlü – İlk üçlü

    YC perfectum+ AC praesens

    YC plusquam perfectum + AC imperfectum

    YC futurum perfectum + AC futurum simplex

    2.2 Subiunctivus kipi

    Zaman bildiren cum‘lu yan cümlelerde Subiunctivus yani Dilek kipi de kullanılır.

    Geçmişte gerçekleşmiş olaylar için: Cum‘lu yan cümlenin yüklemi ana cümlenin yüklemi ile aynı anda gerçekleşiyorsa, cum‘lu yan cümlenin yüklemi subiunctivus imperfectum zamanında olurken, ana cümlenin yüklemi (bu ana eylemin bir anda ya da bir süre boyunca olmasına bağlı olarak) ya indicativus perfectum ya da indicativus imperfectum zamanında olur.

    Cum Cicero veniret, omnes dormiebant.

    Cicero gelirken, herkes uyuyordu.

    Yine geçmişte gerçekleşmiş olaylar için: Cum‘lu yan cümlenin yüklemi ana cümlenin yükleminden önce meydana gelmişse cum’lu yan cümlenin yüklemi subiunctivus plusquam perfectum olurken, ana cümlenin yüklemi indicativus perfectum olur.

    Cum Cicero venisset, omnes dormivit.

    Cicero geldikten sonra, herkes uyudu.

    Devam edeceğim.

     

     
    • Anonim 12:56 pm on 03/11/2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      Iyı gunler ,bu konunun devamını nezaman paylaşacaksınız..çok ıyı anlatmıssınız ve onumuDekı hafta vızeler baslıyor ..😊

c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Cevapla
e
Düzenle
o
Show/Hide comments
t
Go to top
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
Vazgeç
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 154 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: