Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

Plurium Interrogationum (Soruların çokluğu)

Safsataların Latince Terminolojisi

[Plurium interrogationum= soruların çokluğu / birçok soru; İng. many questions ya da loaded question]

Aristoteles’in sofist çürütmelerinde de (175b 39vd.) yer alan bu safsata, filozofa göre iki farklı sorunun tek bir cevapla karşılanma gereğinden doğar.

Safsatanın temelinde birçok soru sorarak gündem konusunu saptırmak ve karşı tarafı konuyla ilgili cevap veremez, argüman üretemez noktaya getirmek yatar. Yöntem olaraksa basitçe olumlamayı ya da olumsuzlamayı gerektiren birçok sorunun tek bir noktada birleştirilmesini gösterebiliriz, bu çerçevede karşı taraf kesinkes cevap veremeyeceği ya da cevap verdiğinde soruların birbirini olumsuzlayan veyahut farklı açmazlar doğuran potansiyelinden ötürü çelişkiye düşeceği, dolayısıyla son kertede muhakkak haksız çıkacağı bir konuma getirilir. Ancak şunu da unutmamalı ki, sorular ayrı cümlelerde olabileceği gibi, tek bir cümlede bileşik olarak da bulunabilir. İlk durum, yani soruların ayrı cümlelerde oluşumu bu safsatanın hedefini açıkça gösterirken, ikinci durum saklı bir tuzak şeklinde belirir. Birincisi daha açık olduğundan, İkinci duruma örnek verelim: Çevreye zarar vermediğini düşünen bir fabrikanın patronuna şöyle bir soru soruyorsunuz: “Neden olduğun çevre kirliliği hala sana kazanç sağlıyor mu?” Bu soruda a) Geçmişte çevre kirliliğine neden olma, b) bu kirlilikten kazanç sağlama ithamları bulunur ve bu soruya verilecek olan “Evet” ve “Hayır”lı bir cevap, ki kesin bir cevap beklentisi olduğunu düşünürsek, tuzağa düşmek demektir. Eğer patron “evet” diye cevap verirse, mevcut durumda da çevre kirliliğine neden olduğunu kabul etmiş olur, “hayır” diye cevap verirse geçmişte böyle bir çevre kirliliğine neden olduğunu kabul etmiş olur. İki durum da patronun aleyhinedir.

Madsen Pirie “Doğduğundan beri mi aptalsın?” örneğini veriyor. Bu örnekte de soru sorulan kişi, evet ya da hayır cinsinden vereceği bir cevapla, son kertede aptal olduğunu kabul etmiş olacaktır. James McCosh bu safsatanın daha çok avukatlar tarafından kullanıldığını söylüyor, zira neticede amaçlanan karşı tarafın beyanını haksız çıkarmaktır, ki bu safsata bunu en iyi şekilde becerir. Yazara göre, yapılması gerekense bileşik yapıyı oluşturan her bir soruya ayrı ayrı, dikkatlice cevap vermektir. Son örnekteki bileşik yapıyı şu cevapla çökertebiliriz: “Doğduğumdan beri ya da daha sonradan aptallaşmış olamam, zira <bir apriori olarak> aptal değilim.”

Faydalı okumalar: 1, 2, 3

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: