Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

Ad hominem (Kişiye dönük)

Safsataların Latince Terminolojisi

[Ad + acc.= –e doğru; hominem (homo isminin acc. hali) = insan, kişi; İng. to the man ya da to the person]

“Kişiye dönük” ya da “kişiden dolayı” (kişiye dayanan) argüman sunma (argumentum ad hominem) anlamındadır. Kişinin belli bir konuda akıl yürütürken ya da bir iddiayı savunurken, haklı olmaya çalışmak adına konudan sapıp bizzat tartıştığı ya da konuda geçen (genelde karşıt iddia sahibi) birisini hedef alması ve odak noktası kılmasıdır. Karşıtı ad rem yani konuya dönük’tür. Ad hominem genelde tartışma esnasında köşeye sıkışmış olunduğunun göstergesidir.

Bu safsata üzerine çalışan kimi uzmanlar (örneğin Krabbe, Walton, van Eemeren ya da Grootendorst) beş alt-kategori ya da tür belirlemiştir: (1) suistimal edici, (2) rastlantısal / koşula bağlı, (3) önyargılı / yanlı, (4) tu quoque [“sen de”], (5) zehirleyici / bozucu. Bu sınıflandırmadaki detaylara girmeksizin ad hominem’de rakibin karakterindeki herhangi bir kötücül yanın ön plana çıkarıldığını söyleyebiliriz. “Darwin alkolik olduğu için, onun evrim teorisini destekleyemezsiniz (evrim teorisi yanlıştır)” buna bir örnektir.

I. M. Copi’nin Introduction to Logic adlı eserinde (ilk baskısı 1954) bu safsatanın bir örneği görülebilir: “Francis Bacon’ın felsefesinin güvenilmez olduğu iddia edilebilir, zira ahlaksızca bir eyleminden ötürü yüksek rütbeli yargıçlıktan atılmıştı.” (s.54) Evrim teorisinin yanlışlığı ile Darwin’in alkolikliği arasında ya da Bacon’ın felsefesinin güvenilirliği ile onun yargıçlıktan kovulması arasında –teorinin ya da felsefenin çürütülmesi açısından- doğrudan bir ilişki yoktur. Öznenin de (homo) konuya dahil olması yani mantık ya da tartışma konusunun değişmesi veyahut sınırlandırılması / genişletilmesi durumunda yukarıdaki örnek argümanlar ad hominem olmaktan çıkabilir. Örneğin Bacon’ın adalet kavramıyla ilgili felsefî düşüncelerinin güvenilirliği incelendiğinde, onun adalet mekanizmasıyla ilgili kişisel kimliği ve deneyimi söz konusu akıl yürütmede önem kazanabilir. Yine tartışmada öne çıkarılan kötücül yan konudan tümüyle uzak olmayabilir, tartışmacının muarızının tartışma yöntemiyle ilgili yaptığı tespitler üzerinden bir temellendirmeye girişmesi de ad hominem örneğidir. Örneğin feminizm tartışmasına girişen iki Amerikalı felsefeci, Christine Sommers ve Sandra Lee Bartky arasında böyle bir durum yaşanmıştır:

Bartky, Proceedings of the American Philosophical Association’da (1992, s.56) Sommers’in görüşlerini aktardıktan sonra şöyle demiştir: “Bir tartışmada saygın muarızın saygılı bir şekilde saldırması gerekir. Felsefede her zaman böyle olmuştur. Benim görüşüme göre, Sommers’in entelektüel yöntemleri saygısızlıktan ibaret. O felsefî tartışmanın en temel kurallarını hiçe sayıyor.” (Bu tartışmayla ilgili olarak bkz. D. N. Walton, Ad Hominem Arguments, s.3-4) Tartışmada yöntemin odaklanılan konudaki haklılığın (iddiaların) temellendirilmesinde önemli olduğu söylenebilir ancak söz konusu örnekte Sommers’in “entelektüel yöntemi” ile onun giriştiği feminizm tartışmasındaki iddiaları “doğrudan” ilgili görülemez, buna karşın “Sommers’in tartışma yöntemi” bağlamındaki ayrı bir tartışmada “saygın muarızın saygılı bir şekilde saldırması” ölçüt kabul edilebilir ve Bartky’nin iddiası ad hominem olmaktan çıkar.

Faydalı okumalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: