Dr. C. Cengiz Çevik – Blog

KLASİK FİLOLOG

Seditio ve fesat

Diğer Ergenekon sanıklarıyla birlikte Yalçın Küçük’e de tahliye haberi çıktı, sevindim, zira muhteremin “ne yaparak” darbeci olabildiğini anlayamamış olanlardandım. Bugün Küçük’ün eski bir videosuna denk geldim (şuradan izleyebilirsiniz), fitne ve fesat kavramları üzerinde duruyor ve bu kavramları “iç savaş” bağlamında anlamlandırıyor. Bir ara fitne’nin Fransızcası olarak sédition kelimesinden de bahsediyor, Latincesinin semantiği ve Türkçeleştirilişi ilgimi çektiğimden kısaca bahsetmek istedim. Bu da kenarda dursun, bir hikmeti vardır belki.

Seditio (İng. sedition, İsp. sedición, İt. sedizione, Por. sedição) muhtemelen se + itio bileşiminden oluşuyor: Burada se– dönüşlülük bildiren bir önek, “kendisine/kendisinden” manasıyla birlikte düşünülebilir. (Bu se, aynı zamanda klasik ve sonraki dönem Latince’lerinde yoksunluk durumunu bildiren sine’nin de içindedir: sine = si + ne.) Itio ise “gidiş, gitme, gezme, ayrılma” anlamlarına gelen bir isimdir. Dolayısıyla seditio ilkin “kendisinden / kendisiyle birlikte ayrılma, gitme” anlamına gelir. İsim buradan hareketle “ayrılma, farklı düşünme” anlamına gelecek şekilde evrilerek terimleşir ve siyasî/askerî perspektifte kullanılmaya başlar. Örneğin Cicero’nun De Re Publica‘sının altıncı kitabına yerleştirilen bir Nonius fragmanında (ea dissensio civium, quod seorsum eunt alii ad alios, seditio dicitur) Türkçesiyle, vatandaşlar arasındaki anlaşmazlığa (dissensio civium), yani bir grubun başka bir gruptan ayrı düşmesine seditio dendiği söylenir.

Görüldüğü üzere seditio‘da “ayrılma” anlamı baskın, dolayısıyla “iç savaş” anlamı ayrılma eyleminin başka bir eylemle beslenmesi yani ayrılan grubun “ayaklanması” ile mümkün hale geliyor. Burada seditio‘nun, yeni anlamı meydana getiren araç-eylemi yani “ayaklanma”yı da ifade ettiğini söyleyebiliriz, bu açıdan bakılırsa secessio ile defectus‘la da aynı anlama gelir. (Charlton T. Lewis’i sözlüğünde sinonim olarak verilmişler.) Bu iki isim de ilkin “bozulma” anlamındadır, buna göre Küçük’ün yukarıda bahsettiğim videoda, fesat‘ın (ya da fesâd) Fransızcası üzerinde dururken, kelimenin bir anlamının da “bozulma” olduğunu söylemesi haksız sayılmaz. Nitekim Osmanlıcada fesat‘ın “karışıklık, geçersizlik, kötülük” anlamları bu “bozulma” anlamından doğar ve en nihayetinde siyaseten bozgunculuk eylemini de ifade eder. (Aynı kökten türemiş olan fasid “bozguncu”, onun çoğulu olan fesede de “bozguncular, ortalık karıştırıcılar” anlamındadır.) Karş. fesat.

Burada bir şeyin doğal düzeninden sapmasının, ayrılmasının, -yukarıdaki Cicero alıntısını göz önünde tutarsak- bir unsurunun başka bir unsurdan ayrı düşmesinin ilkin “ayrılma”, sonra da “bozulma” (tıp diliyle “hastalık”) olarak tanımlanması söz konusudur. Bu da bana Platon’un Devlet 4.444c’den itibaren kurduğu, bedendeki doğal işleyiş olarak tanımlanan sağlık ile devletteki olayların doğal düzeni olarak tanımlanan adalet arasındaki analojiyi anımsatıyor. Bedendeki bir organın “ayrılması” ya da “bozulması” bedendeki tüm düzeni bozar, aynı şekilde devletteki bir organın “ayrılması” ya da “bozulması” da devletteki tüm düzeni bozar, dolayısıyla Platon’un iki durum için de önerdiği, düzenin doğal işleyişini sağlayan yasalara uymaktır.

Peki, taraflar arasında yasaların içeriğine ilişkin çıkan seditio ne olacak? Ona şimdi girmeyelim. Motivasyonum buraya kadar.

One comment on “Seditio ve fesat

  1. Cahit Vural
    03/11/2018
    Cahit Vural adlı kullanıcının avatarı

    Her sanatın ustası hiçbir şeyin ustası değildir.Ingiliz Atasözü.

Yorum bırakın

Information

This entry was posted on 10/03/2014 by in Felsefe - bilim, Genel and tagged , , , , , .