C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Süttozu

Zizek’ten hareketle, biraz yamuk bakmak üzerinde durduk bugün (yamuk bir zamana denk geldiğinden olabilir).

Yer Cağaloğlu Starbucks. Hitchcock’un I Confess‘indeki bir sahneyi hatırlatıyorum: Kadın askerdeyken artık haber / mektup gelmez olan sevgilisinden umudu kesse de, askerlerin dönüş haberiyle birlikte sahile koşuyor diğer tüm asker yolu gözleyenler gibi. Ama sevgilisi askeriyeden “zihince sağlam” dönmüyor. Peder olup sadece “kendi” tekil bilincine seslenmeyi ve geri kalan (“dünyanın tümü” diyelim) her şeyden vazgeçmeyi marifet belliyor. Kız bunu duyunca yıkılıyor haliyle, ne denli fırtınalarda bekleye-durmuştu. Kız adamın tercihine saygı gösterip mutsuz bir şekilde kendi tekil bilincine dönüyor.
Mutsuzluğu yüzünden aktığı için yeni çalışmaya başladığı yerin patronu, onun yüzünü güldürmeye çabalıyor. Tabi ki, biz olan biteni Hitchcock’a özgü flashback ile “sonradan” öğreniyoruz. Kız şu minvalde “itiraf” ediyor: Her düşünceli insanın yapması gerektiği gibi, benim yüzümün neden asık olduğunu sormadan, sadece beni mutlu kılmaya çalıştığı için onunla evlendim.
Vergilius
Film burada bitmiyor elbette. Peder olmayı tercih etmiş olup işi sarpa-saran eski takıntıyla kızın yolu yine çakışıyor. Kız kocasına “ben zaten sana seni sevdiğimi söylememiştim hiç” minvalinde bir şeyler geveleyerek mantık evliliğinin dibine vuruyor. Filmden çıkan tek “yamuk” mesaj, bana kalırsa, insanın “neden”ini sormadan bir “problem”i çözmeye kalkışmış olmasıyla bile değerlenemeyebileceğidir. Bu placebonun etkisinde kalıp şort amerikanoyu tercih etmeyenler, yalancı süttozlarının uğultusu eşliğinde neşter altına yatanlarla birdir. Bir şeyin kendisiyle değil de, tozuyla halvet olma arzusu, yaşamanın değil de, yaşıyormuş gibi yapmanın rahatlığı, istediğin zaman fişi çekebilecek olmanın verdiği hazza dayanarak tribünlerin nezdinde kontrol mühendisliğine oynaman! Güce tapman ama daha da fenası, bunun farkında olmaman! Süttozu gibi, illa ki suyla karışmak zorunda olman, suya tapman ama suyun seni umursamaması,daha da fenası, suya her karıştığında gerçek bir süt olmaman, aksine “sahte”, “miş gibi” olmayı –tozu uyarısıyla legalize etmen.
Senecacı / Stoacı bilgeliğin iteklediğinin aksine kabullenmek sızısı olan gerçeği asla değiştirmez, zira yamuk bakmak, yamuk bakmaktır, ona “her doğru eğridir, her eğri de doğru” diyen Nietzsche’nin penceresinden bakamazsın, çünkü biz bir şeye yamuk dediğimiz andan itibaren, onu yamuk olmayandan ayrıksı kılmış oluyoruz. Zaten betimleyici ve analizci zihinlerin mutsuz olmasının temel nedeni bu, Democritus’u gülen filozof olarak resmederken, Heraclitus’u ağlayan filozof olarak çiziyorlardı, sebep işte bu, kendisini rüzgâra bırakanlarla rüzgâra doğru umarsızca işeyenler arasında bir fark yok, kalıp da uçuruma doğru yeltenmek gerekiyor, ne rüzgârı? Durup analiz etmek, betimlemek, korkmadan kategorize etmek mesele, yoksa ben de biliyorum “her düşünceli insanın yapması gerektiği gibi…” şeklinde başlayan her cümlenin ne kadar güdük olduğunu. Ama buna ihtiyacım var, çünkü ben bir insanım, şort amerikano içmeyi seviyorum diye, insanlığımdan çıkmış değilim. Hoş, çıksam, ben bile farkına varmam.
Bugünkü Starbucks süte şahitlik etmeye yakındı.

 

Reklamlar

One comment on “Süttozu

  1. Anonymous
    02/03/2011

    >stand up man ! we laugh laugh and laugh.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 01/03/2011 by in Felsefe - bilim and tagged , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: