C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

>Kısa dönem askerliğin kaldırılması ve adaletsiz eşitlik

>

Bloguma koyduğumu düşünüyordum ama koymamışım. Bedelli ve kısa dönem askerlik konuları yine gündeme gelince, 27.5.2009’da (11 ay önce) ekşi’de yazmış olduğum bir yazıyı yine paylaşmak istedim. Çünkü aynı kavram karmaşasının şimdi de yaşandığını düşünüyorum. *’lı notlar bugüne aittir.

Eşitlik ile adalet aynı şey değildir; sanırım ülkemizin düşünen beyinlerinin temelde düştüğü yanılgılardan biri budur. Kısa dönem askerliğin kaldırılması eşitsizliğin giderilmesidir, adaletsizliğin değil [*]. Ben hayatımın hiçbir döneminde eşitlikçi olmadım; bunun yanında adil olmanın ve adil davranışların muhatabı olmanın önemini göz ardı etmedim. Eşitlik dediğimiz şey, şartlar ne olursa olsun iki bireyin aynı muameleyi görmesini gerektirirken; adalet, hak edenin hak ettiğini alması esasına dayanır. Bunu Latince ifade etmek durumundayım, zira siz buradaki terimleri alın modern dillerdeki karşılıklarını göz önünde tutup durumun vehametini çözmeye çalışın (Türkçede birbirine çok karıştırılıyor; adam “adalet” isterken “eşitlik isterim“; “eşitlik” isterken “adalet isterim” diyor. Hayatı boyunca çalışmamış olanla senelerce çalışıp işsiz kalmış olan için işsizlik maaşı adalet mi, eşitlik mi anlamına gelir? Ya da iki kavram da ölü müdür? İyi düşünün bunu): Aequitas (bir-örneklik, aynılık) ve iustitia (doğruluk, dürüstlük). Eşitlik ve adalet. Şimdi bunları düşünerek kısa dönem askerliğin kaldırılması mevzuunu düşünelim.

Herkesin eşit uzunlukta askerlik yapması, hak ettiği uzunlukta askerlik yapmasından yeğdir, diyebilir miyiz? Arzulanan nedir? Bir etik kaygı güdülmek durumunda; bir tarafta senelerini eğitime adamış ya da aldığı eğitim sonunda ülkeye, aldığı eğitimin kapsamında hizmet eden bireyler; diğer tarafta bu iki statüden ilkine varamayıp, haliyle ikincisini de yapamayanlar. Tamam ben orduların olmadığı bir dünya tasarımının ne kadar içinin geçmiş olduğunu hatta her ordu kötüdür önermesinin ne kadar çocuksu olduğunu söyledim; ama nereden bakarsam bakayım ne kendimi ne de benim gibi düşünenleri militarist göremeyeceğimden, bırakın kısa dönem askerliğin kaldırılmasını, askere, istemeyenin gitmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu açıdan baktığımızda yukarıda yaptığım ayrıma bile gerek kalmaz; avamdan okumamış tiplerle okumuş tiplerin bir kavanozun içine konup karıştırılmasından bir kaynaşmanın da çıkmayacağını bildiğimden, var olan zekâların köreltilebileceğini ve hatta ısrarla vurgulanan vatan, memleket değerlerinden soğutulabileceğini görüyorum. Askere gitmek bile istemeyenin askerlik süresini, askere canı gönülden gitmek isteyen okumamış bireylerinkiyle eşitlemek, başta yaptığımız adaleteşitlik ayrımı göz önünde tutulursa, tam anlamıyla adaletsizliktir.

Galiba önce adaletin sonra eşitliğin sağlanması gerekiyor; adaletteki “hakkını almak” ve “hakkını vermek” unsurları gerçekleşmedikçe, sonraki nesillerden adil tutumlar beklemek de saçmadır. Yatan ile yatmayanı ayırt edemeyip, değerlendiremeyenler yarın ülkeyi yatanlara teslim ederler. Adaleti sağlamak için jakobenleşmek gerekiyor sanki; bunu yapmadığınız zaman, zamanın ötesinden fışkıran değerleri kullanıp üstüne bir de sizi suçlu çıkartabilirler. “Ne demek yani! Hepimiz eşitliğin iyi bir şey olduğunu biliriz! Okumuş ile okumamış arasında fark mı olsun yani? Sen şimdi çobanın oy hakkının olmamasını da savunursun.” diyebilirler. Ne kadar değer varsa hepsinin suyunu çıkarana kadar sıkıp kendi kafalarına göre yeni düzenler sınıfı oluşturanlar için “eşitlik” gibi ucunun nereye varacağını kestirmenin pek de mümkün olmadığı kimi değerlerin canı kolayca çıkartılabilir.

Tekrarlamakta fayda var: Adalet ve eşitlik aynı şey değildir. Adaleti sağlamadan eşitliği sağlamanın kime ne getireceği iyi düşünülmeli.

* Gerçi askerlikle ilgili bu kararları alanların herhangi bir şekilde “adaletsizliği -veyahut- eşitsizliği giderme” gibi bir amacının olduğunu sanmıyorum, askerî kararlar belli siyasî, ekonomik ve dönemsel konjonktüre göre alınır. Uzatılması gerektiğini düşünüyorlarsa, uzatırlar; yok kısalması ve askerî masraflardan kısılması gerekiyorsa, kısaltırlar. Mevcut duruma “adil -veya değil-” ya da “eşitlikçi -veya değil-” diyenler, dışarıdan bakanlardır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 25/04/2010 by in Felsefe - bilim, Genel and tagged , , .
%d blogcu bunu beğendi: