C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

>Ordunun siyaset yapması

>

Ordunun siyaset yapmasıyla ilgili olarak olumlayıcı yaklaşımların burada bulduğu temel payanda, askerlerin “uzun ve meşakkatli bir eğitim süreci ile elenerek” seçilmiş olmaları ve buna bağlı olarak “çoğunlukla politikacılardan daha bilgili, daha donanımlı, daha vizyon sahibi” olmaları ise, burada arzulanan şey ordunun demokrasinin gereği olarak siyaset yapması değil, teknokratlar hükümeti kabilinden uzman kadrolarla iş başına geçmesidir. Çoğunluk bilir ki, siyaset denilen şey, yönetimde uzmanlaşmış olmayı bir krıter olarak belirlememiştir; zaten bu yüzden yığınların bugüne kadar siyasî tercihleri de, dünyanın her yerinde hep o ince elenerek bir yerlere gelmiş olan entelektüel zihinler tarafından eleştirilmiştir. Çok eskilere gitmeden ve Türkiye’deki modellere bile bakmadan, günümüzün Avrupalı siyasî figürlerine bakarsanız demek istediğimi gayet iyi anlarsınız; Sarkozy, Merkel, Blair, Berlusconi vs. Bu isimler bilgili, donanımlı, vizyon sahibi oldukları için değil gerçek birer siyasetçi oldukları için kitlelerin desteğini alabilmiştir. Neden sonuca, sonuç da nedene bu denli girmesin; karmaşaya gerek yok.

Ayrıca ordunun siyaset mekanizması nasıl işleyecek? Orduyu ordu yapan şey silahlı kuvvet olmasıdır; ondaki stratejik zekâ veya donanım tümüyle militaristik olmak durumundadır. Askeriyede yetişen subayların vizyonları onları yetiştiren eğitim kurumunun amaçladığı ölçüde militaristik kalmalıdır; zira onlar başka bir amaç için yetiştirilmiş olmuyorlar. En basit er nöbetinden, yaprak toplamadan, tuvalet temizliğinden en üst kademedeki strateji toplantılarına kadar ordu, bir bütün içinde ideal bir ordunun görevlerini yerine getirmesi için vardır. Ondaki donanım ve vizyon tümüyle kendi askerî yapısı içinde geçerlidir, onu neden dışarı çıkarıp ülke yönetimiyle ilgili siyaset yapabilecek seviyeye getirsinler? Mevcut siyasetçiler daha az bilgili veya donanımlı olduğu için mi? Bu mantığa göre askeriyeye hiç gerek yok, zira seçimleri kaldırıp onun yerine üniversitelerdeki ilgili bölümlerden profesörler (öyle ya, kağıt üzerinde daha donanımlısı olmasa gerek) toplanır, bir araya gelir her biri uzman olduğu göreve atanarak bir sivil teknokratlar hükümeti kurulur. Peki, bu yeni “atanmışlar” yönetimine demokraside ne gibi bir yer bulacağız? Bulabilecek miyiz?

Benim burada ve diğer tartışmalarda asıl gördüğüm sıkıntı şu: Çözüm önerisi getiren kişi de aslında getirdiği öneriyi istemiyor; buna mecbur bırakıldığını düşünüyor içten içe. Böylece aslında kendisinin istemediği bir dünyaya yine kendisinin istemediği bir idealle yaklaşıyor; ümitsizliğin daha fenasını düşünemezsiniz herhâlde. Dehlizdeki adamın “susuzluktan ölmektense gırtlağımı taşa sürterek keserim daha iyi” demesi gibi bir şey bu, ölümlerden ölüm beğenmek ya da…

Buna bağlı olarak asıl sıkıntılı olan da, ortada duran ve hatta çok büyük sıkıntıların nedeni olan baş nedenin (causa causarum: nedenlerin nedeni) ortadan kaldırılması için iyi niyetle de olsa daha büyük sıkıntılar doğurup doğurmayacağını düşünmeden tümüyle sistemi ortadan kaldırma eğilimidir. Konumuza yedirirsem, yönetimdeki dirayetsizliğin, iradesizliğin, basiretsizliğin, donanımsızlığın, vizyonsuzluğun tespiti yerinde ancak idarenin iradesizliğini ortadan kaldırmak için yapıyı tümden değiştirmek (en azından “darbe” de denebiliyor buna) anlamına gelecek yepyeni bir şablonu önermek de sağlıklı değil. Tam olarak pire için yorgan yakmak anlamına geliyor bu. Pire tüm yorganı sarmışsa da, yorgan henüz yorganlığını yitirmiş değil. Temizlenmesi mümkün olabilir; zaten demokrasi denilen nanenin içeriği böyle bir niyetle biçimlendirilmiş gibidir; yorganı pire kapladığında yorgan sahibi olanlar onu revize edebilsinler, diye bir hanedanın ya da bir sınıfın tahakkümüne geçit verilmemesi amaçlanmıştır. Ne kadar başarıldığı tartışma götürür, ki yukarıda isimlerini saydığım siyasetçileriyle birlikte geçmişin ve günümüzün siyasetini düşünürseniz başarı kıstasınızı bile gözden geçirmeniz gerekebilir. Problem değil, bunu düşünün, tartışın aranızda. Ancak idareyi kontrol etmesi gereken mekanizma, onun kontrolünü yani ipini elinden kaçırmışsa, böyle bir noktada eli sopalı (sopa masum kalıyor; kast edilen top, tank, tüfek, füze vs.) yeni bir idare özlemine girmenin de bir anlamı yok; çünkü zaten kontrolü mümkün olmayan yoz siyasetçilerin de “eli sopalı” sayılabilecek kendi devlet mekanizmaları mevcuttur. Zaten kendi eli sopalılıklarını gösterdikleri için sen başka bir eli sopalı istiyorsun; bunu bilinçli bir şekilde yapmıyorsan da, bu böyle.

Doğal olan berikidir; güçlünün, sopayı elinde tutanın sözünü dinletmesi” dediğin vakit, zaten donanımsız olarak gördüğün siyasetçilerin senin önerdiğin asker siyasetçi tipinden farklı (olarak) ne yaptığını da söylemen gerek. Kaldı ki “bu, aile yönetiminde de böyledir,…” diyorsun (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=16925876); belki bir ışık yakar diye söylüyorum: Ailede eli sopalı olan ile eli sopalı devletin sorumlu oldukları kişilere (aile fertleri ve halk) ne kadar sözünü dinletebildiği ya da başkaldırıların ne oranda baskıcı rejimleri içten içe çürüttüğü de tartışılabilir. Kaldı ki donanımsız siyasetçilere karşılık donanımlı oldukları söylenen askerlerin eli sopalı yani silahlı kuvvetler olması hasebiyle halkı baskıyla yola getirmesi bir ideal olarak sunuluyorsa, o noktada askerî alternatifi yüceltirken kullanılan donanımlılık, vizyonluluk gibi değerlerin de tartışılması gerekir. İnsanlık gele gele bu noktaya gelmişse, yani baskıyla, silahla sözünü dinletmenin bir erdem sayıldığı bir alemde yaşama arzusunu duyacak raddeye varmışsa, Berlusconi’nin de, Sarkozy’nin de kitleleri peşinden sürükleyebiliyor oluşuna şaşmamak gerekir. Çünkü varılan bu nokta, siyasetten kesilen ümidin yüzlerce yıllık hümanist kazanıma da kast ettiğini gösteriyor. Çocuğunu döven babanın disiplini, eli silahlı adamın disiplini… Otorite sadece daha fazla otorite için midir?

Bu yazımı ilkin Ekşi Sözlük için yazdım:
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=16929071

Reklamlar

2 comments on “>Ordunun siyaset yapması

  1. Hale Toygar
    07/10/2009

    >jimiciğim antimilitarizm sana çok yakışıyor (:

  2. jimi the kewl
    07/10/2009

    >Kendime yakıştırmasını biliyorum belki de.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 28/09/2009 by in Başka birtakım hassasiyetler, Genel and tagged , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: