C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

>Bağlamdan Kopmak

>Bu yazımı “Kusursuzluk” başlıklı yazımdan (http://jimithekewl.blogspot.com/2009/02/kusursuzluk.html) sonra okumanızı öneririm. Zira ikisini bir bütün olarak düşündüm.

Latincede vinculum “bağ” anlamına gelir; şüphesiz kastedilen üzüm bağı değil de vincire (“bağlamak”) fiilinden türemiş olduğundan anlamca bağlanma aracıdır. O halde bağlanmış olduğumuz şeylere bizi bağlayan mutlaka bir araç vardır; mutlaka bir şey; bize çekici (güzel uydurulmuş bir kelime olsa gerek; zıddı da “itici”; çekmek ve itmek zıt hareketler olarak düşünülmüş) gelen ya da sine qua non’umuz olarak bellediğimiz hedef ile aramızda bir ipten söz ediyorum. Bu ip ile gerili olduğumuz hedef bağlamın kendisini oluşturur; o halde ipin kopması yanı zamanda bizim de bu bağlamdan kopmamız anlamına geliyor. Haliyle insan da ipin kendisi oluyor. Oysa çok daha kompleks bir hale getirebiliriz bu üçlü durumu. Başlangıç noktasında ben, hedefe beni bağlayan şey olarak ben ve hedefin kendisi olarak yine ben. Ben aslında kendime kendimle (kendi[m] aracılığımla) bağlanıyorsam, her anımın ait olduğu sürecin kendisi bağlam haline gelir. Başlıktaki ifadeye göre yani “bağlamdan kopmak” da hayattan kopma anlamını verebilir (vita “yaşam”, vivere de “yaşamak” anlamındadır. Müşterek -vi…’ye dikkat).

Nihilizm nazariyesinde işte bu ipin kopmuşluğunu görüyorum. Buradaki bağlam aynı zamanda belli standartların belirlenmesi telaşını da içerecektir; etik nihilizme (ethical nihilism) göre etik açıdan kesin bir iyi veya kötü yoktur; “kimi tutumlar iyi kimi tutumlar da kötüdür” denemez (James W. Cornman, Keith Lehrer, George Sotiros Pappas, Philosophical Problems and Arguments, p.292, Hackett Publishing, 1992). O halde beni yaşama bağlamıma bağlayan belli standartlar da olamaz bu yaklaşıma göre. Öyle ya, “şunlar iyi, şunlar kötü” diyemediğim ölçüde, yaşamın kendisine bağlanmamın da bir anlamı yoktur. Çünkü ben bağlamı, hayvanlar gibi salt doğamın gerektirdiği belli tutumları yerine getirmekle yetinmek istesem bile yine doğamın bir parçası olan “düşünme”yi göz ardı etmiş olurum, eğer yaşamıma dair belli değer yargıları oluşturmazsam. Benim bağlanışım aynı zamanda düşün yeteneğimin çalıştırabildiğimi gösterir; bu yetenek sayesinde ben bağlamdan kopmam. Bağlamımın niteliği, boyutu, sistematiği nasıl ve ne olursa olsun; o en nihayetinde beni bir şekilde benden hareketle benim aracılığımla yine bana bağlayacak şeyin bütünüdür. en azından ben bunu düşünebildiğim için bu vardır, yok değildir. Bir Bruno sözüyle kapayalım:

“Omnes affectus et vincula voluntatis reducuntur ad duo et referunt ipsa, nempe ad irascibilem et concupiscibilem, seu odium et amorem; odium tandem ad amorem reducitur; itaque vinculum unum voluntatis est amor.”
Giordano Bruno, Theses De Magia LVI.1-5

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 05/02/2009 by in Felsefe - bilim, Genel and tagged , , .
%d blogcu bunu beğendi: