Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

“Yanılma payı düşük terazi”, Enis Batur

“Yanılma payı düşük terazi” (Enis Batur, Cumhuriyet Kitap, 9 Ağustos 2012, s.2)

Üçlemesinin (yoksa bir dörtleme miydi?) yeni, son romanı üstünden kotarılmış uzun bir TV-söyleşisi yapılmış Philip Roth’la, izledim. Olağanüstü ağaçlar ve alabildiğine geniş bir araziyle çevrili kırevine hem de nasıl imrenerek.

İçbükeylerimden birini ayırdığım ‘yaş ve üretim’ eksenli sorunla ilintili sözlerine kulak kesildim ister istemez. Çoğu yazarın, uzun ya da kısa süren bir yüksek üretim döneminin ardından kurumaya yüz tuttuğunu, kendini tekrarlamaya başladığını aktardı önce; sonra da yaşı ilerlerken yakın dostlarının sapır sapır dökülmeleri, biribiri ardına ölmeleri ile nasıl derin bir yalnızlık kuyusuna düştüğünü anlattı.

Bir yaştan sonra, yaratıcılığın her alanında olduğu gibi edebiyatta da önde gelen sorunlardan birine dönüşüyor şüphe. Roth, ’65 yaşından sonra çok verimli olabilmiş yazar sayısı düşüktür’ dedi, bilmem bu ölçümü bir varsayıma mı dayanıyordu, bir yoklamaya mı, ne olursa olsun makûl ve mantıklı bulunacak bir değerlendirme bu.

Nitelik ve nicelik, yaşam akışı içinde koşut gelişme gösterir diyemeyiz. Genç yaratıcının gözüpekliği, cüretkârlığı, kural tanımazlığı bir uçta; olgun yaratıcının deneyim ve birikim, tartım ve doğru konumlama yetisi öteki uçta – nitelik bağlamında. Gelgelelim, istisnaların çokluğu kural koyulamayacağını göstermeye yeter, iki kutup için de.

Verimlilik düzleminde farklı mı durum? Çoğu örnek açısından doğrulanabilen verileri sarsan, yabana atılamayacak sayıda istisna dikiliyor karşımıza: Montale’den Nermi Uygur’a, Lucian Freud’dan Soulages’a, Bonnefoy’dan Dağlarca’ya ve ötesine 65’inden sonra üretimi yavaşlamayan, verimliliği azalmayan yaratıcılardan upuzun bir liste oluşturmak güç değil.

Gene de bu uzun liste Philip Roth’un şüphesini, kaygılarını, gözlemini hafife almamızı sağlamıyor: Gövde zaman içinde eskiyor, arızalanıyor, amanlı amansız hastalıkların uğrak yeri oluyor; beyin nasıl yorulmasın, enerji tükenmesin ya da azalmasın, imgelem daralmasın, ruh örselenmesin?

35 yaşındayken nesnel bir yaklaşımla eğilebilir insan, konuya; 60’ında mesafe daralmıştır. Yaşayabileceğinizden bile emin olamadığınız bir dönemi verimli geçirip geçiremeyeceğiniz tasası kuramsal bir boyut taşımıyordur artık: İşin içindesiniz.

Dış etkenler ayrı, apayrı; çoğu için elinizden gelen bir şey olmaz. Burada sorgulanan, öteki düzlemde yeralan, ele avuca sığmayan iç etkenlerin belirleyici olduğu bir alan. Polanski’nin yaratma/yapma isteği üzerine dile getirdiklerine değinmiştim: Kaynağına inip arıza giderilebilir mi? İçiniz kurumaya yüz tutmuşsa, bunu algılamamanız olası mı? Ne yapabilirsiniz? Yoğunlaşma yitimi yerleşiklik kazandığında nereye başvuracaksınız? Organik rahatsızlıklarla baş etmek kimin harcı?

Israel Horowitz, ölümünden birkaç hafta önce, kendi rızasıyla yerleştiği Rémy-Dumoncel sokağındaki huzurevinde Beckett’i ziyaret ettiğinde, ‘ince bir cam tabakası’ kadar kırılgan bir halde bulmuş onu. Kan dolaşımı sorunları nedeniyle beyninde oluşan rahatsızlığı, bir bilim adamı üslûbuyla ifade ettikten sonra durumunu özetlemiş: ‘Hareket eden kumlar üstünde ayakta duruyorum’.

Son perde böyleydi de öncesinde sorunlar ağırlığını koymaya ne zaman başlamıştı? 1960’larda, birlikte çalıştığı tiyatro adamı Werner Spiess’e ‘çok istediği halde yazamadığını, çünkü yoğunlaşma sıkıntısı içinde yaşadığını’ aktarmamış mıydı?

Demek, istemekle bitmiyor iş. Hem algı, hem de salgı merkezinin sağlıklı işlemesi, kişinin denetlemesinin olanaksız olduğu etmenleri kaynaştırıyor. Sorunun en yakıcı cephesi bir adım ötede: Verim sürüyor sürmesine de, ‘eskisi gibi değil’ yargısı kol geziyor ortalıkta; son, kişinin kulağına erişen, o da erişiyorsa tabii, acımasız infaz cümlesi.

Bütün bütüne aymaz değilse yaratıcı kişi, sorunla yüzleşmenin yolunu aramalı. Bu, bana öyle geliyor ki ortalıkta dolaşan yargıya kulak kesilmekten, onu işitmeye olabildiğince hazır durmaktan geçmiyor: Çoğu kez, ‘ortalıkta dolaşan yargı’nın dayanaksız bir önyargı olabildiğini kimi gözlemlerim kanıtladı. Dağlarca’nın, 90 yaş eşiğinde, peş peşe sımsıkı şiir kitapları yayımladığı halde okunmadığına, hâlâ iyi şiir yazabildiğine inanılmadığına tanık olduğumu aktarmıştım. Okur karakamusunu bu türden önyargılar ve boşinanlar rahatlatıyor, üstlerinden yük kaldırıyor bir bakıma. Böyle bakmayı yeğleyenlerin, Soulages ya da Güleryüz için ‘hep aynı şeyi yapıyor’ cümlesine sığındıklarına, okumaz oldukları yazarların ‘nicedir kendini aşamadığı’ kanısıyla işin içinden çıktıklarına pek sık rastlamıyor muyuz?

Şüphesiz, ‘ortalıkta dolaşan yargılar’a hepten sağır kalmak gerektiğini savunacak değilim; onları mesafe duygusunu koruyarak tartmak en doğrusu. Asıl zorlu sınav, kişinin kendisi için, kendi kendini tartmak için, yanılma payı düşük bir terazi yaratmasında. Her defasında, en az bir önceki kadar iyi bir iş çıkarmıyorsa, olabiliyorsa bir öncekinden mek parmak da olsa çıtasını yükseltmiyorsa: Verim şart değildir.

Kuşku, kaygı, tasa – bunlarsız yaşanmıyor, yapılmıyor, yapılmamalı.

40-59 arasını alabildiğine verimli geçirdiğim kesin. 60 döneminde, görünürde bir değişiklik yok içeride: İstek yüksek, ritm düşmedi, yoğunlaşma sıkıntısı çekmiyorum hâlâ, arayış eğrilerim değişmedi – peki, kuruntular mı belirdi ufkumda?

Olsa olsa gerçekçi yoklamalar bunlar. Bir sırrım olsaydı söylerdim, yok. Düşüş başlarsa, nasıl taşırım kestiremem. Tevekkülün gerekliliğine inanıyorum, bende ne kadar var bilemem. Yazmanın, Butor’un sözleriyle ‘hayatımda birlik’ sağlamasına alıştım kırk yıldır, yerine bir şey koyabilir miyim, masada gün gelir tıkanırsam?

Ağır soru/n.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: