Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

Argumentum e silentio (Sessizlikten [kanıtsızlıktan] üretilen argüman)

Safsataların Latince Terminolojisi

[Argumentum= argüman, iddia, kanıt; e + abl.= -den; silentio (“sessizlik” anlamındaki silentium isminin abl. sing. hali.), İng. argument from silence]

Argümanın kanıtsızlığa dayanması durumudur. John Lange’nin de bildirdiği gibi (“The Argument from Silence, History and Theory, Vol. 5, No. 3, 1966, s.288-301) Klasik döneme ilişkin çalışmalarda bir safsata olmaktan çıkıp genel olarak kabul edilen bir varsayım olur, zira bu döneme ilişkin unsurlar, kanıtları günümüze ulaşabildiği ölçüde bilimsel olarak kabul edilmekte, kanıtsız unsurlar doğrulanmamış veriler olarak kodlanıp onay tehirine (epoche) bırakılmaktadır. Örneğin bir Eskiçağ yazarının elimize ulaşan x eserlerinde y konusundan bahsetmemiş olması, elimize ulaşmamış olan z eserlerinde de y konusundan bahsetmemiş olduğunu göstermez, bu durumda bu konudan bahisle ilgili olarak argumentum e silentio‘ya başvurulur.

Eğer x eserlerine bakılarak (apaçık bir atıf yoksa) z eserlerindeki olası y konusuna ilişkin “kesin” bir hüküm verilirse, bu durumda ad ignorantiam safsatası ortaya çıkar. (Russell’ın göksel çaydanlık teorisini hatırlayınız.) Nitekim argumentum e silentio‘nun safsatalaşması bir ölçüde ad ignorantiam safsatasıyla kaynaşmasına bağlıdır, zira kanıtsızlıktan onay tehiri dışında bir sonuca varılması, başka bazı safsatalardan (örneğin non causa pro causa) ötürü erken hüküm verilmesi anlamını taşır ve araştırmanın olumsuz sonuçlandığını gösterir. Örneğin evrenin oluşum sürecindeki adımlara ilişkin neden-sonuçlardan oluşan nesnel, doğal ve fenomenal (bilimsel) bir silsileden bahsederken, bu süreci bir yaradılış anlamına yedirmek maksadıyla bir yaratıcıyla ilişkilendirmenin “neden-sonuçlardan oluşan nesnel, doğal ve fenomenal bir silsile” bağlamında kanıtsal değeri yoktur, bu yüzden bu silsileye ilişkin “tanrıyı işaret eden kanıt” eksikliği ilgili varsayıma ilişkin onay tehirini gerekli kılar ya da bu varsayımı tartışmayla alakasız kılma gereğini doğurur, zira tanrının ilgili varsayımdaki yeri en fazla ad ignorantiam olabilir, ki bu da tanrısal nedensellik kabulünde argumentum e silentio‘nun safsatalaşması anlamına gelir.

Yukarıda bahsedilen safsatalaşma durumunu başka bir örnek üzerinde gösterelim:

1. Bardağın içinde çay olduğuna ilişkin kanıt yok.

2. Bardağın içinde çay yok.

Birinci durumdaki kabulü oluşturan koşulların ikinci durumda da sürmesi durumunda, ikinci durumdaki çıkarım argumentum e silentio safsatasına dayanmış olur (onunla eşitlenir). Başka deyişle bilgiye denk düşen koşullar değişmedikçe, birinci durumdan ikinci duruma geçiş yapılamaz, onay tehirine başvurulur.

Bununla birlikte onus probandi‘de olduğu gibi, hukukî mecrada yükümlülük (ağırlık) ilkin davacının üzerindedir, dolayısıyla ondan davanın açılabilmesi için argumentum e silentio tavrı beklenemez, ancak dava açıldıktan sonra aynı tavır davalıdan beklenemez, zira söz konusu suçlamaya karşı sessiz (silentium) kalamaz, kanıt sunmak zorunda kalır. Bununla ilgili şu basit örneği gösterelim:

Ali: Benim ipad’imi gördün mü?

Sercan: (sessiz)

Ali: Senin çaldığını biliyordum! Ipad’imi geri ver!

Sessizlik mantıksal gerekçe yerine geçmez.

Faydalı okumalar: 1, 2

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: