Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

Ad populum (Halka dönük)

Safsataların Latince Terminolojisi

[Ad +acc.=–e doğru; populum (populus isminin acc. hali) = halk, çoğunluk, avam; İng. appeal to the people]

Ad numerum (sayıya dönük) ile consensus gentium (kitlelerin / ulusların / kavimlerin görüş birliği) olarak da anılan bu safsata bir iddia, görüş ya da olayı halkın ya da kitlelerin savunuyor olmasını, o iddia, görüş ya da olayın doğruluğu için kanıt sayar. Bilindik örneklerden biri “Fifty million Elvis fans can’t be wrong” cümlesidir, “50 milyon Elvis fanı yanılıyor olamaz.”

Genel olarak düşünüldüğünde, bulunduğunuz çevreye uymayan bir şey yaptığınız (savunduğunuz) düşünüldüğünde ve size söylendiğinde, yaptığınız (savunduğunuz) o şeyin ahlakî ya da siyasî gibi ölçütlere göre “yanlış” olmadığını kanıtlamak istediğinizde, yaptığınız (savunduğunuz) şeyin herkes / halk / kitleler tarafından da yapıldığını (savunulduğunu) iddia ederseniz, bu safsataya sığınmış olursunuz. Genelde “ne var ki, herkes yapıyor” savunması şeklinde kendini gösteren bu safsata, suçlama türüne bağlı olarak safsatalık karakterini yitirdiği görülebilir, zira gerçekten de herkes tarafından yapılan bir şeyin, sizin tarafınızdan da yapılmış olmasının, herkesin genel kurallar bütününe uymadığı düşünülemez, bununla birlikte suçlama sahibinin de ad populum safsatasına sığındığı söylenebilir, zira o da genel olarak herkesi ya da kitleyi ölçüt kabul edip onların davranışı üzerinden bir argüman geliştirmiş olur, böyle bir durumda suçlayan ile kendisini savunan argüman üretirken, karşılıklı olarak ad populum safsatasına sığınmış olur.

Bu safsatadaki sığınılan kitlenin kapsama alanı genişledikçe, M. J. Taleff’in de bahsettiği sorun ortaya çıkar (Advanced Ethics for Addiction Professionals, s.130): Herbir birey bir şeyi herkesin (tek tek herbir bireyin) yaptığına sığınırsa, bu bir genelleme olur ve ardında derin bir araştırma ya da düşünme barındırmaz. Örneğin bir insan herkesin o şeyi yaptığını nasıl bilebilir? Bir anket mi yapıldı? Anket yapılmış olsa bile, tek tek herkesin o şeyi aynı etik tonda yapmış olduğu söylenebilir mi? Herbir bireyin tek bir şeyde aynı şeyi araması ya da bulması mümkün müdür? Dahası asıl problem kitlelerin de toplu halde yanılabileceğidir.

(Anakronizmin bizi yanıltabileceğini de unutmadan) Kölelik ya da kadınlara oy hakkı tanımama gibi olgular bir zamanlar kitleler için “toplu” ve “tümel” doğrular değil miydi? Sonuç itibariyle bir şeyi herkesin yapıyor olması, o şeyi doğru kılmayacağı gibi, bir şeyi hiç kimsenin yapmıyor olması da o şeyi yanlış kılmaz. Demokrasi açısından bakarsak, seçimle iş başına gelmiş iktidar çoğunluğun (populus) temsilcisi olarak, kendisi gibi olmayan azınlığa baskı kurabilir mi? Nitekim Fransız yazar Alexis de Tocqueville bu bağlamda “çoğunluğun tiranı” kavramını ortaya atmıştır, ki Democracy in America (1835) adlı eserinde verdiği örnekler ya da ortaya koyduğu tablo ile sonradan dünya tarihinde yaşananlar örtüşmektedir, zira ad populum safsatasına sığınıldığında, çoğunluğun / halkın nerede yanlış yaptığını anlayamaması evrensel bir probleme dönüşür. Bu safsata söz konusu çoğunlukta / halkta öz-eleştiri eksikliğinden doğar, bu da halkın gelişimi önündeki temel engeldir.

Faydalı okumalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: