C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Gandhi’nin Modern Medeniyet Eleştirisi

(“Modern medeniyet hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna verdiği cevap:)

“Fena bir fikir değil!”

Gandhi

 

Mahatma Gandhi, kendi deyişiyle “yaşamı bir mesaj”[1] olan bir düşünür, söylem ve eylemleriyle kitleleri yönlendirebilen güçlü bir politik kanaat önderidir. Hindistan’da sadece İngiliz emperyalizmine karşı mücadele vermemiş, aynı zamanda sömürgeciliğin baskısı altındayken bile, aynı toprakları paylaşan Hindu ve Müslüman kitleler arasında patlak veren iç çatışmalara karşı yaşamını tehlikeye atarak toplumu birleştirmeye çalışmıştır. Tüm yaşam tarzını ve felsefesini dinsel ilkelere dayandıran bu birleştirici politik dava adamı ironik bir şekilde, Hindistan’ın bağımsızlığını ilan ettiği tarihten (18 Temmuz 1947) kısa bir süre sonra, 30 Ocak 1948’de bir toplu dinî ayin sırasında bir radikal eylemci tarafından vurularak öldürülmüştür.[2] Ancak Gandhi’nin çarpıcı söylemi ve düşünceleri sadece Hindistan’da değil, tüm dünyada yankılanmaya devam etmektedir.

Gandhi_jimiGandhi’ye göre Hindistan’ı doğrudan ilgilendiren İngiliz emperyalizmi dahil dünyadaki tüm sorunların kaynağı modern medeniyettir. Diğer tüm konuşmaları ve mektupları yanında, birçok yorumcuya göre, Gandhi, dünya görüşünü en tutarlı (ve sistemli) şekilde savunduğu[3] metin olan 1909 tarihli Hind Swaraj (Hint Özyönetimi) adlı kitabında, modern medeniyetin Hintlere ve insanlığa yaptığı kötülükleri anlatır, din, politika ve ahlak açısından eski Hint medeniyetini ona alternatif olarak sunar. Dahası bu yaklaşımından hareketle modern medeniyeti örnek alarak emperyalizme karşı şiddet eylemlerine girişen Hint örgütleri eleştirir. Başka deyişle Hintleri aşağıde ele alınan modern medeniyetin kötülüklerine karşı uyararak onları şiddetsiz ya da pasif direnişe çağırır. Gandhi metnin önsözünde, eser boyunca dile getirdiği düşüncelerin sadece “(modern) medeniyet” adıyla bilinen kötülüğün nüfuz etmediği birçok Hint değil, aynı zamanda binlerce Avrupalı tarafından da savunulan düşünceler olduğuna dikkat çeker.[4] Nitekim bu düşüncelerin sadece kendisine ait olmadığını vurgulama ihtiyacı duyar:

“Bu düşünceler bana ait ve sadece bana ait değil. Bana aitler, çünkü onlara uygun hareket etmeyi umuyorum. Neredeyse benim varlığımın bir parçası onlar. Ancak yine de bana ait değiller, çünkü onların tümüyle orjinal düşünceler olduğunu da iddia etmiyorum. Birçok kitap okuduktan sonra oluştular. Bir şekilde o kitaplardan destek aldığımı hissediyorum.”[5]

Kuşkusuz tüm düşüncesini din merkezli bir anlayış üzerine inşa eden Gandhi klasik Hint inanışının çeşitli unsurlarından, Müslüman ve Hıristiyan inanışlarından beslenmiştir.[6] Bununla birlikte Gandhi’nin sadece Hind Swaraj’da değil, tüm metinlerinde beliren politik felsefesinin asıl kaynakları kitaplardır. Güney Afrika’da bulunduğu 1893-94 yıllarında seksen kadar kitap okuduğu, bunların içinde Tolstoy’un The Kingdom of God is Within You, Christianity and Patriotism ve diğer kitaplarının da bulunduğu bilinmektedir.[7] Ayrıca otobiyografisinde Tolstoy’un diğer kitapları yanında The Gospel in Brief, What to do? başlıklı kitabının kendisi üzerinde derin bir etkisi olduğunu ve bu sayede “evrensel sevginin sınırsız olanağı olduğunu çok daha fazla anlamaya başladığını” söylemiştir.[8] Gandhi’nin Hind Swaraj’dan önceki, özellikle de devlet ve politikayla ilgili  görüşlerinin oluşmasında, kimileyin Hıristiyanlık temelinde politik anarşizme yakınsayan Tolstoy’un etkisi büyüktür.[9]

Ancak Gandhi’nin Hind Swaraj’daki medeniyet eleştirisinin başında dile getirdiği başka bazı kaynaklar vardır:[10] Öncelikle bazı İngiliz yazarların yaşadıkları düzene “medeniyet” (civilization) adını vermeyi reddettiğini belirtir.[11] Sonra, “büyük İngiliz yazar” olarak andığı Edward Carpenter’ın Civilization: Its Cause and Cure adlı bir kitap yazdığını ve yazarın bu kitapta modern medeniyeti “hastalık” olarak adlandırdığını hatırlatır. Gerçekte Carpenter, modern bilim ve teknoloji aracılığıyla artan üretim olanaklarının insanı doğadan, kendi hakikî özünden ve diğer insanlardan uzaklaştırdığını,[12] ancak mevcut medeniyetin tarihsel bağlamda her toplumun geçeceği hastalıklı bir aşama olduğunu söylerken, Gandhi aynı metafordan yararlanmakla birlikte onu yeniden yorumlamakta ve modern medeniyeti iyileştirilebilir bir hastalık olarak görmektedir. Parel, bu bağlamda Gandhi’nin doktor, (dünyanın tamamı değilse bile) en azından Hindistan’ın da hasta karakterine büründüğüne dikkat çeker.[13] Nitekim Gandhi metnin devamında bir doktor gibi bu hastalığın semptomları üzerinde durur. Öncelikle modern medeniyet kendi içinden nadiren (örneğin Capenter gibi) mevcut yaşam tarzını doğru bir şekilde eleştirebilecek insan çıkarabilmektedir. Bunun nedeni, modern medeniyet tarafından zehirlenmiş olmalarıdır. Nasıl ki rüya gören birinin uyanmadan rüyanın etkisinden kurtulması mümkün değilse, aynı şekilde modern medeniyetin olumsuz etkisinden kurtulmanın yolu da onun dışına çıkmaktır. Aksine modern medeniyeti savunan yazarlar ise özelde iyi insanlar olsalar bile son kertede hastalıklı bir düzeni savunmakta ve bu medeniyetin dışındaki insanları da hipnotize etmekte, onları bir girdabın içine sokmaktadır.[14]

Gandhi2Burada girdap, elli ya da yüz yıllık bir süreçte meydana gelen endüstri devriminin yarattığı batı sistemi, yani insanların dünyevî zenginliği ve refahı hedeflediği bir yaşam tarzı yerine kullanılmıştır. Gandhi’ye göre bu sistem yüzündenn batılı toplumlar bir kültürel anarşi durumuna geçmiştir. Hindistan’ın Avrupa’nın bu durumuna düşmemesi için dua edilmektedir.[15] Gandhi bu noktada batılı toplumlarda yaşam standardının gelişmesi ve konforun artmasına örnekler verir: Avrupa toplumu gelinen noktada yüz yıl öncesine göre daha iyi evler inşa etmekte, bu modern medeniyetin sembolü ve dünyevî mutluluğu arttıran bir unsur olarak görülmektedir. Aynı durum kıyafetlerin ve çiftçilik tekniğinin gelişimi için de geçerlidir. İki unsur bağlamında da gelişmiş bir Avrupa toplumundan söz edebiliriz. Keza eskiden daha az insan kitap yazarken, artık herkes dilediği konuda kitap yazmakta ve insanların aklını zehirleyebilmektedir.[16] Eskiden innsalar vagonlarda yolculuk yaparken, artık günde dört yüz ve daha fazla mil katederek havada gidebilmektedir. Bu medeniyetin yüksekliği olarak görülür. Gandhi bu gelişimin süreceğine inanır. İnsanlar havada uçaklarla yolculuk yapacak ve dünyanın herhangi bir kısmına birkaç saatte ulaşabilecektir. Yine insanlar ellerine ve ayaklarına ihtiyaç duymayacaktır. Bir düğmeye basarak kıyafetlerini değiştirecek, bir düğmeye basarak gazetelerini alacaktır. Her şey makinelerle yapılacaktır.[17] Eskiden toplumlar başka toplumlarla savaşmak istediğinde bedensel kuvvet hesaba katılırdı, oysa gelinen noktada bir kişi bir tepenin arkasına saklanıp bir silahla binlerce kişiyi öldürebilmektedir. Eskiden insanlar açık havada istedikleri kadar çalışırken, artık binlerce işçi fabrikalar ve madenler için çalışmaktadır. Durumları vahşi hayvanlarınkinden daha kötüdür. Yaşamlarını tehlikeye atarak çalışmak zorundalar, bunu milyonerler için yapmalılar. Eskiden insanlar fiziksel zorlamayla köle yapılırdı, oysa gelinen noktada para ve paranın satın alabileceği gösteriş için kendi kendilerine köleleştiriliyorlar. İnsanlar daha önce düşlerinde bile görmediği hastalıklara yakalanıyorlar ve bir doktorlar ordusu onlara şifa bulmak için çalışıyor, hastaneler de bir o kadar arttmış durumda.[18] Başka deyişle medeniyet bedensel konforu arttırmayı amaçlar ama bunu yapmakta da başarısız olur.

Gandhi’ye göre yukarıdaki örnekler modern medeniyetin bir imtihan içinde olduğunu göstermektedir. Aksini söylemek bilgisizliktir. Bu medeniyetin ne ahlakı ne de dini vardır. Dahası bu medeniyetin taraftarları dini öğretmeyi amaçlamaz, kimileri de din cübbesini giyip ahlak üzerine gevezelik yapmaktadır, yirmi yıllık deneyimi Gandhi’ye modern medeniyetin içinde ahlak adına ahlaksızlık yapıldığını öğretmiştir. Son kertede, Alter’in deyişiyle, Gandhi’nin perspektifindeki modern medeniyet geniş ölçekte ilerlemeyi amaçlamayan, bünyesindeki önceliklerin hatalı bir şekilde konumlandırıldığı kusurlu insan doğasında içkin olarak bulunan büyük bir memnuniyetsizlik halidir.[19] Bu memnuniyetsizlik Avrupa’daki insanları yarı deli görünecekleri bir seviyede tutar. Bu insanlar gerçek fiziksel güçten ve cesaretten yoksundur. Eerjilerini aşırı ilaç kullanarak korumaya çalışır. Evlerinin kraliçeleri olmaları gereken kadınlar sokaklarda dolaşır ya da fabrikalarda kölelik yapar. Gandhi bu noktada İslam inanışından hareketle, bu medeniyetin şeytanın medeniyeti olduğunu söyler ve Hinduizmin onu kara çağ olarak adlandırdığını hatırlatır.[20]

Gandhi’nin modern medeniyete yönelttiği eleştiri bu noktada İngiliz emperyalizmini esas suçlu konumundan indirir. Ona göre İngiliz parlamentosu da, kendisinden kaçınılması gereken bu medeniyetin tutsağıdır, bu yüzden emperyalizmin boyunduruğu altında inleyen Hintlere İngiliz gücünü suçlamamalarını tavsiye eder. Akıllı bir millet olarak İngilizler modern medeniyetin kötülüğünü aşacaktır.[21] Kısmen de olsa Hindistan da modern medeniyet hastalığına yakalanmıştır, sebebi İngilizlerin onları yönetmesi değil, modern medeniyetin etki alanına girmiş olmalarıdır. Gandhi’ye göre modern medeniyetten kurtulmak mümkündür ama bu, günden güne zorlaşmaktadır. Hindistan bile Hindu, İslam ve Zerdüştlük dinleri bağlamında Tanrı’dan topyekûn kopma riski altındadır. Bu noktada Gandhi dinlerin dünyevî amaçlar edinmememizi, aksine tanrısal amaçlar edinmemizi emrederken, bazı Hintlerin aksni yaptığını söyler, çözüm, dünyevî tutkulara bir set çekip dinî tutkuyu sınırsız kılmaktır.[22] Kuşkusuz bu noktada din adına yapılan kötülükler akla gelmektedir. Gandhi de bu konuya değinerek din adına işlenen cinayetleri ve yapılan işkenceleri eleştirir, bunların hakikî dinde yeri olmadığını, cahil ve acımasız insanlar olduğu sürece bu tür kötülüklerin yapılacağını, ancak modern medeniyette helak olan masumların da aynı şekilde eksik olmayacağını belirtir. Gandhi burada dinlerin yanında gelişen batıl inanışların neden olduğu kötülükleri, modern medeniyetin neden olduğu kötülüklerle kıyaslayarak ilkini diğerine göre zararsız görür. Çözüm, batıl inanışlarla mücadele edilmesi, buna karşın dinin yüceltilerek korunmasıdır.[23]

Gandhi’nin çözümü dinde arayan yaklaşımı tarihsel gelişime dayanan rasyonelliğe ve bilime dönük olumsuz yaklaşımıyla birlikte okunmalıdır, nitekim o akla ve bilime güvenmez, bilimsel bilgi yönteminin insan yaşamının çok dar bir kısmına uyarlanabileceğini varsayar. Rasyonelliğin ve bilimin tüm problemleri çözebileceği varsayımı, ona göre, insanları deliliğe ve çaresizliğe sürükler. Anlak (intellect) kendi başına insanı delirtir ve insanlıktan çıkarır. Muhakeme yeteneği de binlerce sorun yaratır. Bizi bu sorunlardan kurtaracak olan tek şey dinsel inançtır.[24] Keza tarihe dayanan argümanları da kabul etmez, “tarih doğanın kendi rotasının kesintiye uğramasının kaydıdır” der.[25] Mukherjee’nin de belirttiği gibi, bu tür bir karşı çıkış Gandhi’nin argümanlarına “kendine yeten” bir karakter kazandırır.[26]

Bu “kendine yetme” anlayışı aynı zamanda Gandhi’nin eski Hint medeniyetini modern medeniyete alternatif olarak sunmasında da karşımıza çıkar.  Hiçbir medeniyet, Hindistan’ın ataları tarafından atılan tohumlarla karşılaştırılamaz. Örneğin Roma ve Yunan medeniyetleri yıkılmış, Firavunlar (Mısır) hanedanı çökmüş, Japon medeniyeti batıya teslim olmuştur, Çin medeniyetine ise söylenecek hiçbir şey yoktur. Oysa Hindistan öyle ya da böyle kökleri üzerinde durmaktadır, bu onun medeniyetini diğer medeniyetlerden üstün kılan yönüdür. Modern medeniyet ise artık yeryüzünde bulunmayan Yunan ve Roma medeniyetlerinden dersler almaktadır, bu onların zavallılığını gösteren bir durumdur.[27] Bu noktada Gandhi’nin düşünce dünyasında beliren mantık silsilesi şudur: Bugünün Hintleri niçin dünyanın gördüğü en iyi medeniyet olan eski Hint medeniyetine göre değil de, hastalıklı modern medeniyete göre yaşamak istesin? Eğer onlara eski medeniyetin hikmeti anlatılabilirse, ikna olurlar ve modern medeniyetin zararlı etkisinden, yan, kölelikten kendilerini kurtarabilirler. Kaldı ki köylerde yaşayıp da modern medeniyetle tanışmamış olan milyonlarca Hint zaten bu gerçek medeniyeti deneyimlemektedir. Hint geleneğine uygun olan köy yaşamı modern sivil toplumun bireyci yaşamının taban tabana zıddıdır. Bu bağlamda “hakikî” medeniyet, hem teorik açıdan hem de Hint pratiğinde, katı bir ahlak felsefesiyle insanı sorumluluk yoluna çeken bir eğitim tarzı olarak da görülebilir. Sorumluluk bilinci ile ahlakı gözetme arzusu aynı şeydir. Toplumdaki her birey sorumluluk bilinciyle ve ahlakı gözetme arzusuyla zihni ve tutkuları üzerinde mutlak bir egemenlik kurar,[28] böylece medeniyetin ideal bir parçası haline gelir.[29] O halde Hint köyündeki yaşam her  üyenin kendi sorumluluğunu yerine getirdiği, dinsel bir temele dayanan komünal bir ahlak anlayışı tarafından yönetilmektedir.[30]

Gandhi3Gandhi bu ahlak anlayışını mümkün kılan köy yaşamının aynı zamanda fabrika medeniyeti olarak kodladığı batı medeniyetinin aksine şiddetsiz direnişi de yapılandırabileceğini düşünür. Bunun temel nedeni, komünal ahlak anlayışı tarafından yönetilen köyde sömürünün olmamasıdır, zira sömürü şiddetin temelidir. Bu nedenle, zulüm karşısında şiddetsiz direnişe katılmadan önce köyde yaşayanlara özgü bir zihne sahip olmak gerekir.[31]

Peki, eski Hint medeniyetine dönüş nasıl olacak? Gandhi’ye göre bu, öze dönüştür, swaraj yani “öz-yönetim”, Hindu-Müslüman birliği dahil,[32] özde ne varsa onu kabullenmeyi gerektirir. Merton’ın dikkat çektiği gibi, Gandhi’nin kişisel olarak kendisini keşfederek Hindistan’ı keşfetmiş biridir,[33] başka deyişle bireysel öz kimliğin keşfi ile kültürel kimliğin keşfi belki iç içe geçmiştir, belki sırayla olur ama mutlaka birbirine bağlıdır. Bireysel özgürlük gibi, Hint halkının özgürlüğü de temelde bu öze dönüşü gerektirir. Öze dönüş, kendisini baskılayan ve ulaşılamamış bir hedef olarak güdük kılan dışsal, modern, totaliter ve emperyalist odaklara karşı şiddetsiz direnişe yani satyagraha’ya ihtiyaç duyar. Bu direniş ruhu, Merton’ın deyişiyle, “iç dünyada elde edilmiş bütünlüğün bir meyvesidir.”[34] Hint halkı şiddetsiz direniş yoluyla kendisini yönetmeye başladığında swaraj olacaktır, bu bağlamda swaraj asla bir hayal değildir.[35] Swaraj’ı geliştirecek olan ise Hint eğitim sisteminin yine öze dönüş kapsamında geleneksel değerleri yüceltecek bir içeriğe kavuşmasıdır. İngiliz eğitim sistemini almak, Hint toplumunu köleleştirmiştir.[36] O halde İngiliz eğitim sisteminden vazgeçilmeli, tüm Hindistan’da karakter inşasını amaçlayan yerel din, dil ve ahlak eğitimi verilmelidir. Bu eğitim sonunda her Hint kendi dinî ve kültürel dilini (Sanskritçe, Arapça ve Farsça gibi) bilmelidir.[37] Bu eğitim seferberliği sayesinde “hastalıklı” modern medeniyet Hindistan’dan tümüyle kovulmuş olacaktır.[38]

Blogdaki Gandhi’nin Evrensel Milliyetçiliği Üzerine başlıklı yazımı da okuyabilirsiniz.

NOTLAR

[1]  Rudrangshu Mukherjee, ed., The Penguin Gandhi Reader (New Delhi: Penguin Books, 1993), ix.

[2]  Bu, Hindistan’ın politik tarihindeki son politik cinayet değildir, günümüze kadarki süreçte birçok politik çekişme, buhran ve savaş yaşanmış, başbakanlardan Indra  ve Raciv Gandhi’ler de suikast sonucu öldürülmüştür.

[3]  Mukherjee,  The Penguin Gandhi Reader, xi ve 291, n.1. Gandhi’nin 1888-1948 yılları arasında yaptığı tüm konuşmalar ve yazdığı metinler “Collected Works of Mahatma Gandhi” başlığı altında doksan sekiz cilt halinde yayınlanmış ve ciltlerin dijital versiyonu 1936 yılında bizzat Gandhi tarafından kurulmuş olan Sevagram Ashram’ın güncel resmî sitesinde sunulmuştur. Bkz. “Collected Works of Mahatma Gandhi: Volumes 1 to 98,” last modified May 3, 2017, https://goo.gl/I9LMIY.

[4] Gandhi, ‘Hind Swaraj’ and Other Writings, ed. Anthony J. Parel (Cambridge: Cambridge University Press, 2009), 10. Karş.  Mukherjee,  The Penguin Gandhi Reader, xi ve 291, n.2.

[5]  Gandhi, ‘Hind Swaraj’ and Other Writings, 10.

[6] Dahası Quakers’ın, Rus Dukhobor’ların, sosyalistlerin, anarşistlerin ve ütopyacıların yaklaşımlarını sentezlemiştir. Yine boykot ve hicret gibi farklı politik teknikleri de birlikte uygulayarak şiddetsiz direniş taktiğini çeşitlendirmiştir. Bkz. Adi H. Doctor, “Western Influence on Gandhian Thought,” in Gandhi India and the World: An International Symposium, ed. S. Ray (Bombay: Hawthorn Press, 1970), 71.

[7]   Doctor, “Western Influence on Gandhian Thought”, 71.

[8]   Gandhi, An Autobiography: The Story of My Experiments with Truth, tr. M. Desai (Boston: Beacon Press, 1957), 160. Bkz. Doctor, “Western Influence on Gandhian Thought”, 71-72; Kalidas Nag, Tolstoy and Gandhi (Patna, 1950), 34.

[9]   Bkz. Doctor, “Western Influence on Gandhian Thought”, 72-73; Mukherjee,  The Penguin Gandhi Reader, xii. Ayrıca bkz. Anthony J. Parel, Editors introduction to Hind Swaraj’ and Other Writings, by Gandhi (Cambridge: Cambridge University Press, 2009), xxxii-xlvii (batılı kaynaklar) ve xlvii-l (Hint kaynakları).

[10]   Parel’in bu batılı kaynaklarla ilgili dökümü için bkz. Editors introduction, xliii.

[11]   Gandhi aynı yerde bu medeniyetin kötülüklerinden muzdarip olan ulusu iyileştirmek için kurulmuş topluluklardan da söz eder. Bkz. Gandhi, ‘Hind Swaraj’ and Other Writings, 34, n.49.

[12]    Mukherjee,  The Penguin Gandhi Reader, xii.

[13]   Parel, Editors introduction, xliii.

[14]   Gandhi, ‘Hind Swaraj’ and Other Writings, 35.

[15]   Gandhi, ‘Hind Swaraj’ and Other Writings, 35, n.51.

[16]   Gandhi, ‘Hind Swaraj’ and Other Writings, 35-36.

[17]    Gandhi Hindistan’ın da bir gün makinenin kölesi haline geldiğinde artık sadece “Tanrı dünyayı kurtarsın” diyebileceğini belirtir. Bkz. Thomas Merton, Gandhi ve Şiddet Dışı Direniş, trans. Seda Çiftçi (İstanbul: Kaknüs Yayınları, 2003), 83.

[18]  Gandhi, ‘Hind Swaraj’ and Other Writings, 36.

[19]  Joseph S. Alter, Gandhi’s Body: Sex, Diet, and the Politics of Nationalism (Pennsylvania: Pennsylvania University Press, 2000), 50.

[20]   Gandhi, ‘Hind Swaraj’ and Other Writings, 37.

[21]   Gandhi, ‘Hind Swaraj’ and Other Writings, 38.

[22]   Gandhi, ‘Hind Swaraj’ and Other Writings, 42.

[23]  Gandhi, ‘Hind Swaraj’ and Other Writings, 43-44.

[24] Collected Works of Mahatma Gandhi 66, 245; Mukherjee,  The Penguin Gandhi Reader, xiii.

[25]  Collected Works of Mahatma Gandhi 10, 478; Mukherjee,  The Penguin Gandhi Reader, xiii.

[26]  Mukherjee,  The Penguin Gandhi Reader, xiii.

[27]  Gandhi, ‘Hind Swaraj’ and Other Writings, 66.

[28] Gandhi’ye göre zihin her daim huzursuz bir kuş gibidir, istediğini ne kadar elde ederse etsin, hep daha fazlasını ister. İstediklerini ona ne kadar verirsek, o kadar dizginsiz hale gelir. Bu yüzden Hint ataları tutkulara, şımarmalarına izin vermeyen bir sınır koymuştur. Bu bağlamda mutluluk tümüyle zihinsel bir durumdur. Bir insan zengin olduğu için mutlu, fakir olduğu için mutsuz değildir. Hint atalar gelecek nesilleri gösteriş ve hazlardan uzak tutmak istemiştir. Bu yüzden inşa ettikleri medeniyetin, modern medeniyetin aksine, yaşamı aşındıran yarışmacı bir sistemi yoktur. Bkz. Gandhi, ‘Hind Swaraj’ and Other Writings, 68.

[29]   Gandhi, ‘Hind Swaraj’ and Other Writings, 67.

[30]  Bkz. Mukherjee,  The Penguin Gandhi Reader, xiv.

[31] Merton, Gandhi ve Şiddet Dışı Direniş, 76.

[32]  Bu yaklaşımı bilhassa 11 Haziran 1942’de The Hindu’yla yaptığı söyleşide sergiler. Bkz. Mukherjee,  The Penguin Gandhi Reader, 276.

[33]  Merton, Gandhi ve Şiddet Dışı Direniş, 17.

[34]  Merton, Gandhi ve Şiddet Dışı Direniş, 20.

[35]  Gandhi, ‘Hind Swaraj’ and Other Writings, 67.

[36] Gandhi, ‘Hind Swaraj’ and Other Writings, 104.

[37]  Gandhi 12 Aralık 1925 tarihinde bir çocuğun sorusuna verdiği yanıtta da Hintlerin İngilizce konuşmasının onları Hint köylülerinden uzaklaştırdığına dikkat çeker, bu ona göre kendi toprağında yabancı olmak anlamına gelir. Dahası İngilizcenin Hint politik zihinlere nüfuz etmesi sadece ülkeye değil,insanlığa karşı da işlenmiş bir suçtur. Çünkü bu olduğunda Hintler kendi ülkelerinin ve dolayısıyla insanlığın gelişimi engellenmektedir. Bkz. Mukherjee, The Penguin Gandhi Reader, 285.

[38]   Gandhi, ‘Hind Swaraj’ and Other Writings, 105-106.

Reklamlar

One comment on “Gandhi’nin Modern Medeniyet Eleştirisi

  1. ahmetbatu2017
    07/11/2017

    “Akıllı bir millet olarak İngilizler modern medeniyetin kötülüğünü aşacaktır” …. SİZCE bu öngörü gerçekleşti mi?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 22/10/2017 by in Felsefe - bilim and tagged , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: