Recent Updates Sayfa 2 RSS Toggle Comment Threads | Klavye kısayolları

  • jimi the kewl 2:38 pm on 22/05/2012 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , , lumen, ,   

    Cato’nun ışık/oğlu mu? 

    Cicero De Officiis 3.16.66′da konudan bağımsız olarak (kullandığım Oxford edisyonunda, parantez yardımıyla) diyor ki, “M. Cato… huius nostri Catonis pater (ut enim ceteri ex patribus, sic hic, qui illud lumen progenuit, ex filio est nominandus)” Türkçesi: “hani bizim Cato’nun babası olan M. Cato (başkaları babasıyla anılırken, bir ışığa babalık eden bu adam oğluyla anılmalıdır).”

    Burada bahsedilen “baba” Cato, oğluyla kıyaslandığında, nispeten sönük bir karakterdir. Cicero’nun vurguladığı gibi, oğul Cato ise özellikle de Caesar ile Pompeius arasındaki iç savaşta adeta bir ışık gibi parlamış, Roma’da Caesar’a karşı Stoa sebatkârlığıyla cumhuriyet / devlet geleneğinin savunucusu olmuştur. Bilhassa Seneca’nın yeğeni Lucanus‘un, Vergilius’un Aeneis‘inin aksine, kötümser bir imparatorluk portresi çizdiği Bellum Civile / Pharsalia adlı eserinde (ki evvelce blogda bu yazar ve eseri hakkında birkaç yazı yazmıştım, aramak için Lucanus tag‘ini kullanabilirsiniz) Cato, belki de, Latin literatürünün en asil Romalı figürlerinden biri olarak karşımıza çıkmıştır. Sadece bu eserde yüceltilmemiştir Cato, en yukarıdaki örnekte de görülebileceği gibi, Cicero da onu adeta bir ışık (lumen) olarak betimlemiş, Seneca ise birçok eserinde onu Stoacı duyuşuyla örnek bir Romalı olarak resmetmiştir. Cato’nun Stoacı kimliği beni hep cezbetmiştir, bir ara doktora konusu olarak düşündüğüm de olmuştur.

    Konuyla ilgili birkaç çalışma önereyim meraklısına:

    (Bilhassa önerdiğim eser) R. Goar, The Legend of Cato Uticensis from the First Century BC to the Fifth Century AD, Bruxelles, 1987

    Wolf-Hartmut Friedrich, “Cato, Caesar und Fortuna bei Lucan”, Lucan, (Ed. Werner Rutz), Wege der Forschung, 235 (Darmstadt, 1970), s.81-102.

    Jean-Marie Adatte, “Caton ou l’engagement du sage”, Études de lettres, Belletin de la Faculté de lettres de l’Université de Lausanne, sér. 2:8, 1965, s.232-240.

    William Hardy Alexander, “Cato of Utica in the Works of Seneca Philosophus”, Proceedings and Transactions of the Royal Society of Canada, 3rd ser., 40, section 2, 1946, s.72-74.

    M. P. O. Morford, “The Purpose of Lucan’s Ninth Book”, Latomus 26, 1967, s.123-29.

    Christopher P. Craig, “Cato’s Stoicism and the Understanding of Cicero’s Speech for Murena”, Transactions of the American Philological Association (1974-), Vol. 116, (1986), s. 229-239.

    Tim Stover, Cato and the Intended Scope of Lucan’s “Bellum Civile”, The Classical Quarterly, New Series, Vol. 58, No. 2 (Dec., 2008), s. 571-580

     
  • jimi the kewl 3:05 pm on 19/05/2012 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Antipater, Babylonialı Diogenes, , , , , honestas, , Rhodian, Rodoslu tacir, utilitas, utility,   

    “Aliud est celare, aliud tacere!” 

    Çeşitli kaynaklarda “Saklamak başka, sessiz kalmak başkadır” şeklinde Türkçeleştirebileceğimiz bu cümlenin aforizma olarak Cicero’ya atfedildiğini görüyoruz, ancak cümle Cicero’nun De Officiis‘inin 3.12.52. bölümünde geçse de, Babylonialı Diogenes’in bir sözüdür. Bağlam ise evvelce yine blogda çeviri olarak paylaştığım (Cicero, De Officiis 3.8.36) ahlakî doğruluğun (honestas), yararlılıkla (utilitas) asla çelişmeyeceği fikridir. Cicero eserinin üçüncü kitabında yararlı olan ile ahlakî olan arasındaki bu ilişkiye sık vurgu yapar, bana göre bu vurgunun iki kaynağı vardır:

    (a) Yaşadığı günün siyasî ve sosyal olaylarını düşünürsek, Cicero’nun, Caesar’ın ya da onu her-halükarda destekleyen büyük halk kitlesinin “yararı uğruna” Cumhuriyet’in ya da bizatihi devletin çöktüğüne olan inancı.

    (b) Özellikle de Stoa felsefesinin etkisiyle, yeryüzünde şahit olunan bütün bireysel ve toplumsal olayların, -en üst iyiye (summum bonum) ya da akla (ratio) tekabül eden- “kozmik doğru/iyi”ye (universa rectitudo/bonitas) uyduğu ölçüde “iyi” ve “doğru” sayılabileceği anlayışı.

    Cicero bu iki anlayıştan hareketle, yararlı görünüp de ahlakî olmayan bir şeyin sadece ahlakî olanla değil, aynı zamanda “gerçekten” yararlı olan ile çatıştığını vurgular. Dolayısıyla Cicero hem siyasî, hem de felsefî açıdan, Caesar döneminde ve sonrasında ayak seslerini duyduğu tek adam rejiminin “yararlı görünmekle” birlikte aslen ne doğru ne de yararlı olduğunu anlatmaya çalışır.

    Başlıktaki ifade ise, yukarıda da söylediğim gibi, Babylonialı Diogenes’in bir sözüdür ve yine yukarıda açıkladığım Cicerocu zihniyetin açıklanması esnasında aktarılır. İfadenin geçtiği yeri Cicero’nun “Rodoslu tacir” örneği ile birlikte açıklayayım:

    “İyi bir adam Rodos’ta yokluk ve kıtlıktan dolayı mısırın aşırı pahalı olduğu bir dönemde, İskenderiye’den büyük miktarda mısır alıp oraya getirsin. Bu arada başka bazı tacirlerin de İskenderiye’den yola çıktığını ve onların da aynı rotada olup gemilerinin mısır yüklü olduğunu görmüş olsun, bunu Rodoslulara söylesin mi, yoksa malını olabildiğince yüksek fiyata satabilmek için sessiz mi kalsın?” (De Officiis 3.12.50: si… vir bonus Alexandrea Rhodum magnum frumenti numerum advexerit in Rhodiorum inopia et fame summaque annonae caritate, si idem sciat complures mercatores Alexandrea solvisse navesque in cursu frumento onustas petentes Rhodum viderit, dicturusne sit id Rhodiis an silentio suum quam plurimo venditurus.)

    Cicero’nun aktardığına göre, Stoacı Diogenes ile öğrencisi Antipater bu gibi konularla (örnekle) ilgili farklı bir görüşe sahiptir (3.12.51: in huius modi causis aliud Diogeni Babylonio videri solet… aliud Antipatro). Antipater satıcının bildiği her detayın, alıcı tarafından da bilinmesi gerektiğini düşünür, zira ona göre bir satıcının (aslında herbir bireyin) muhakkak toplum yararını savunması yani insanlara fayda sağlaması ve insanî birlikteliğe hizmet etmesi gerekir. (3.12.52: hominibus consulere debeas et servire humanae societati) Diogenes’in buna yanıtını Cicero’nun aktarımıyla sunayım:

    Saklamak başka, sessiz kalmak başkadır, ben sana tanrıların doğasının ve tüm iyiliklerin nihaî hedefinin ne olduğundan ya da sana buğday fiyatından daha fazla yarar sağlayacak olan bilgilerden söz etmezsem, bu senden onları sakladığım anlamına gelmez, duyduğunda senin için yararlı olacak olan bir şeyi sana söylemek zorunda değilim.” (3.12.52: Aliud est celare, aliud tacere; neque ego nunc te celo, si tibi non dico, quae natura deorum sit, qui sit finis bonorum, quae tibi plus prodessent cognita quam tritici vilitas; sed non, quicquid tibi audire utile est, idem mihi dicere necesse est.)

    İki filozof arasındaki tartışma metnin devamında da sürer, ben ise burada kesiyorum. Sadece şunu vurgulamalıyım: Cicero ahlakî olan ile yararlı olanın birlikteliğine sık vurgu yapar dedik, bu kabul onun birey ve toplum sorunlarının çözümünde kullanmak istediği felsefî anahtarlardan en önemlisidir, ona göre ahlakî doğruluk ile “gerçek” yararlılık adeta evli bir karı-koca uyumunu yaşar (3.12.50: utilitas… cum honestate coniungi), dolayısıyla Rodoslu tacir meselesinde / örneğinde Antipater’in toplum iyiliğini düşünen şeffaflık algısını benimsiyor görünür.

    Diyebiliriz ki, Cicero için doğruyu söylemek siyasî ve ahlakî bir zorunluluktur, dolayısıyla belki her sabah uyandığında bunu söyleyerek güne başlıyordur  kimbilir: mihi dicere rectum civile et probe necesse est!

     
  • jimi the kewl 5:33 pm on 17/05/2012 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Chomsky For Beginners, David Cogswell, Descartes, , ,   

    Chomsky’e göre Descartes… 

    David Cogswell’in kaleme aldığı, çizimlerini Paul Gordon’un yaptığı “Chomsky For Beginners” başlıklı eserden aldım, Descartes’a yeni başlayanlar için de yeni bir başlangıç olabilir sanıyorum:

     
c
yeni bir yazı oluşturun
j
bir sonraki yazı/bir sonraki yorum
k
bir önceki yazı/bir önceki yorum
r
cevapla
e
düzenle
o
yorumları göster/gizle
t
en üste gidin
l
go to login
h
show/hide help
shift + esc
iptal
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 655 other followers