Dr. C. Cengiz Çevik – Blog

KLASİK FİLOLOG

Monthly Archives: Eylül 2011

Antikçağ’da Ütopya (1)

Altın çağ mitosu bir ütopya mı? Antropologların bildirdiğine göre en eski kabilelerde bile kurgusal bir cennet adası fikrine rastlanır. Örneğin Guarani kabilesinde Hıristiyanlık öncesi döneme özgü “kötülüğün bulunmadığı yer” (Land … Okumaya devam et

25/09/2011 · Yorum bırakın

Yemek Kulübü’nde soyalı tavuk ve köfte

Beyoğlu – İstiklal’deki Yemek Kulübü‘ne -ne zamandır gidesim vardı- dün yolumuz düştü, gittik. Soyalı tavuk ve Akdeniz salatalı köfte söyledik, fiyat – lezzet – mekan bakımından tatmin edici bulduk, görüp … Okumaya devam et

25/09/2011 · 3 Yorum

Urbanitas ya da Kentlilik (2) [Iuvenalis’te…]

Roma küçük bir devletin değil, aynı zamanda bilinen yeryüzünün (terra cognita) önemli bir bölümüne hükmeden bir dünya devletinin yani Roma İmparatorluğu’nun başkenti olduğu için, Iuvenalis’in kent ve kentlilikle ilgili kabulleri, … Okumaya devam et

23/09/2011 · Yorum bırakın

Urbanitas ya da Kentlilik (1)

Malumunuz, birkaç gün önce Kadıköy’de, taraftar olarak sadece kadınların ve çocukların içeriye alındığı bir futbol karşılaşması oldu. Denk geldi, aynı akşam Kadıköy’e yolumuz düştü ve stat çevresinde biriken -içeriye alınmamış- … Okumaya devam et

22/09/2011 · Yorum bırakın

Sour grapes ya da Ekşi üzümler

İngilizcede “sour grapes” yani “ekşi üzümler” diye bir deyim var, seslisözlük / ekşi sözlük gibi mekanlarda Türkçedeki “kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş” sözüyle karşılanmış. Günlük kullanımda ziyadesiyle spor karşılaşmalarında yenilen … Okumaya devam et

17/09/2011 · Yorum bırakın

Bossuet’nin tarih anlayışı

Jacques-Bénigne Bossuet’nin (1627 – 1704) tarih algısına meylediyorum kimi kereler (ziyadesiyle nedenlerle uğraşmak istemediğim zamanlarda), kimi kereler de bu algının insanı nasıl süprüntü bir canlıya dönüştürdüğünü düşünüyorum. Bu tarih algısına … Okumaya devam et

11/09/2011 · Yorum bırakın

Sahaftan iki kitap…

Bugün yolum Beyazıt’ta sahafa düştü. İki kitapla çıktım sahaftan. Iris Murdoch’un daha önce Türkçeye çevrildiğini bilmediğim Ateş ve Güneş. Platon Sanatçıları Niçin Dışladı? başlıklı eseri (1992) ve Metis Yayınları’ndan çıkan … Okumaya devam et

06/09/2011 · Yorum bırakın

Langeweile

Almancadaki langeweile‘nin (lange= uzun, weile= süre) İngilizcedeki tam karşılığı “long while”dır, Türkçedeki ise “uzun süre”. Jerome Neu da A tear is intellectual thing başlıklı eserinde bu eşitlemeyi yaparken “sometimes too … Okumaya devam et

02/09/2011 · Yorum bırakın

Adulatio: Köpeğin kuyruk sallaması

“Yaltaklanma, dalkavukluk” şeklinde Türkçeleştirebileceğimiz Latincedeki adulatio (İng. ve Fr. adulation, İsp. adulación, İt. adulazione) isminin aynı anlamdaki adulari fiilinden türetildiği açıktır. Adulari fiilinin ilk anlamı hayvanlara (bilhassa köpeklere) has “sevindiğini, … Okumaya devam et

01/09/2011 · Yorum bırakın