>Krugman’ın Çin’i
>
Dikkatimi çeken ise Krugman’ın bu olaydan hareketle Çin’in bu kadar önemli (“nadir” diyoruz boru mu) maddeler konusunda tekelleşmesinden ziyade, bu tekelleşmeye izin veren Amerikan yöneticilerinin basiretsizliğinden şikayet etmesi oldu. Diyor ki yazar “…olay bir yönüyle güvenilmez bir rejimin hayatî önem taşıyan malzemeler üzerinde mutlak egemenlik kurmasına karşı hiçbir şey yapmayan ABD’li karar alıcıların beceriksizliğini gösteriyor.” Yani yazara göre, ABD 80′lere kadar dünyanın lideri olduğu bu ham-maddeler konusunda geri plana düşmemeli ve kendisini geçmekte olan Çin’i “bir şekilde” engellemeliydi.
Tamam, süper güç dengesinin sağlanmasından, süper güçlerin de sorumlu olduğu düşünülebilir, ancak hegemonik bir ham-madde tekelleşmesinden dem vururken, başka bir hegemonik yapının ona müdahalesini “gerekli” görmek sağlıklı değilmiş gibi geliyor bana. Çin’inki “güvenilmez” de, ABD’ninki “güvenilir” mi?
Share |










sequens discipulus novam scientiam 4:15 pm on 30/10/2010 Kalıcı Bağlantı |
>iyi işte paul krugman'ın her iki tespitindeki Çin ne kadar da Türkiye'ye benziyor?
gasilhane 7:18 pm on 30/10/2010 Kalıcı Bağlantı |
>İti yeni bir tasmaya bağlarsan yadırgar derler, demezler ama deseler bu adamın fikrine uyacakmış.