Updates from Şubat, 2009 Toggle Comment Threads | Klavye kısayolları

  • jimi the kewl 2:34 pm on 28/02/2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , korkarım   

    attila ilhan, korkarım 

    korkarım
    attila ilhan

    ay soluk soluğa
    yıldızlar akla ziyan bir irilikte
    uzaydan yanmış kibrit kokuları
    koklasam korkarım
    koklamasam
    gizli yılan ıslıklarıyla özsuyu zaptediyorAttila İlhan nerede, burada bir yerde mi?
    henüz birer iskelet gibi çıplak
    aşağıdan yukarıya ağaçları
    çiçekleri uyandı uyanacak
    koparsam korkarım
    koparmasam
    öyle yoğun bir elektrikle
    çıtırdar ki saçları
    kim değse tutuşacak
    dokunsam korkarım
    dokunmasam
    gözleri bir yangın başlangıcıdır
    dudakları kırmızı alarm
    uğultusu şehre yayılır
    sokak sokak
    tutulsam korkarım
    tutulmasam

     
  • jimi the kewl 11:57 pm on 27/02/2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , evsiz, homeless, otobüsle ısınmak,   

    Otobüsle Isınmak 

     

    Taksim'de otobüsle ısınmak
    Taksim'de otobüsle ısınmak

    Taksim’de denk geldi de, objektiflerime yakalandı, birkaç gün oluyor.

    İnsanların en temel ihtiyaçlarından biri beslenme diğeri barınma. Öyle bir insan düşünün ki, hayatta kalabildiğine göre hem beslenebilmiş hem de barınabilmiş olsun; ancak ikinci aşamada yani barınmada otobüsün zehirli ısısına muhtaçlık, tüm çıplaklığıyla Nova Roma’nın yani İstanbul’un göbeğinde bas bas bağırsın.

    Not: Şadiye Dönümcü’nün Bianet’teki yazısını kayda değer buluyorum; evsizlere dair hala bir fikir edinmemişseniz, iyi gelecektir: http://getir.net/zc9

     
    • Sophie 10:52 am on 28/02/2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      >Güzel bir konuya değinmişsin.Fotoğraflar içimizi sızlatmış olsa da,sadece türkiye’de değil dünyanın pek cok farklı kösesinde bu insanlardan binlerce bulunmakta.Sadece bir evi olmadığı için sokaklarda yatan bu sebeple cesitli hastalıklara yakalanan nihayetinde ölümle sonlanan yaşamlar..Keske daha fazla duyarlı olabilsek,yapılacak birşeylerin olduğa inanıyorum.

    • Fatih 8:04 pm on 28/02/2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      >Adaletsiz dünya..

    • Anonymous 10:42 am on 15/03/2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      >Ben yapılabilecek bir şey olduğuna inanmıyorum. Sophie gibi düşünmüyorum. Bütün çarklar birbirine bağlı bütün çarklar işliyor büyük sistemler ve onalrın baglı oldugu kapitalizm bir yere kadar izin veriyor. Bütün iyilik gösterileri yalan. Sadece birşey yapmış olmak için yapıyorlar.

    • Kevin 9:58 am on 04/08/2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      >Son isimsiz yollayan ümitsiz arkadaşa gelsin;Dum spiro, spero!

    • Anonymous 6:44 pm on 27/10/2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      >yıllar önce Öküz dergisinde yapılmıştı bu haber.

    • jimi the kewl 4:07 pm on 29/10/2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      >Adsız@: Fotoğraftan önce mi, sonra mı bilmiyorum. Ben görmemiştim o haberi, belki de haber konusu aynı teyzedir. Üşüyen teyze! İki kelimeyle tarifi mümkün gibi duruyur, gerçekten öyle mi acaba?

  • jimi the kewl 3:56 pm on 25/02/2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla  

    >Distantia meselesi 

    >Uzaklık, mesafelilik.

    İnsan iyi görmek istiyor, iki nokta arasındaki başkalık durumu basit bir olumsuzlayıcı önek ile açımlanamaz. Latincede stare fiili “ayakta durmak”, “kaim olmak”, “sıkı durmak” manalarını veriyor; bariz bir şekilde bir nokta üzerinde konumunu koruma hali geçerli. Buradan stans, stantis sıfat fiili (praesens participium) çıkarılır: yani “konumunu koruyan”. Bunu soyut bir manaya dökebilmek için bu sefer -tia sonekini kullanırız. Elde ettiğimiz kelime `stantia` olur. manası da “konumunu koruma(lık)”. Bu ifadeyi olumsuzlayıcı dis- önekiyle beslediğimizde bu sefer haliyle `distantia` kelimesini elde ederiz: Manaları “uzaklık”, “mesafelilik”, “başkalık”, “ayrıksılık”, “ötelik” (İng. distance, Alm. Distanz, Fr. distance, İsp. distancia, İt. distanza, Por. distância, Rom. distanţă).

    Bir noktanın üzerinde ayakta dikilme, o konumdan hiç şaşmama halinden başka bir noktanın üzerinde ilk noktanın ve üzerindeki kişinin “öte”liğinin önce zihne, sonra da kelimeye dökülmüş halidir “uzaklık”. “Bu ara sana uzak kaldım” deriz mesela; bunun anlamı “benim öteme taştın, ben başka sen başka bir noktanın üzerinde konumu koruma mücadelesinde”dir. Bunun bilincinde olalım ya da olmayalım, biz başka bir noktaya çakılmış çiviye döneriz.

    İki nokta arasındaki uzaklığın anlaşılabilmesi için dosdoğru bir çizginin çekilmesi gerekli mi? Üzerinde bulunduğumuz noktadan başka bir noktaya çektiğimiz her çizgi uzaklığın hayali imajı gibidir. Bu imaj en çok da aynaya bakan adam görüntüsünde bozulur, darmadağın olur. Aynaya bakıyorsan, aynadaki sen de sana bakıyor demektir. O halde eğer aynaya bakıyorsak, iki nokta arasında bir distantia’dan bahsedemeyiz.

    Ayna, mesafeliliği bozar.

     
c
yeni bir yazı oluşturun
j
bir sonraki yazı/bir sonraki yorum
k
bir önceki yazı/bir önceki yorum
r
cevapla
e
düzenle
o
yorumları göster/gizle
t
en üste gidin
l
go to login
h
show/hide help
shift + esc
iptal
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 655 other followers